Söylediklerini anlamama karşın, öyle yapamıyorum.While I understand what you are saying, I cannot do accordingly.
Anlamıyorum ve anlamamaya alışkın değilim. Lütfen onu bir kez daha açıkla.I don't understand and I'm not used to not understanding. Please explain it once more.
Kimse anlamamasına rağmen ben her zaman gerçeği söylerim.Although no one understands, I always tell the truth.
Anlamamaya devam ediyorum.I keep on not understanding.
Anlamama yardım et.Make me understand.
Tom birçok şeyi anlamama yardım etti.Tom helped me to understand a lot of things.
Onu anlamama yardım edebilir misin?Can you help me figure it out?
Onların kızgın olduğunu anlamak için Fransızca anlamama gerek yoktu.I didn't need to understand French to know that they were angry.
Anlamama yardım edin!Help me understand!
Sami'nin YouTube kanalı, İslam'ı anlamama büyük ölçüde yardımcı oldu.Sami's YouTube channel helped me enormously to understand Islam.
Fakat devlet idarecileri onun ne dediğini anlamamaktadırlar.I do not believe what the Americans say about him.
Şunu anlamama izin verin.Let me get this straight.
Çöküşleri anlamama yardımcı olmak için üzerinden geçtiğim beş kalemlik bir liste.And I'll illustrate that five-point framework by the extinction of the Greenland Norse society.
Bu veriyi anlamama yardımcı olun.Help me understand what the data is.
İnsanların bu kağıdın gerçek değerini anlamaması gerçekten garip ve şok edici.It's weird, and shocking, how many human beings do not realize the true value of this paper.
Bu korkunç bir şey, acıyı anlamama rağmen.This is a terrible thing, even though I understand pain.
Kaldırım kenarına çakılana kadar otobüs şoförünün ne yapacağını anlamamanız mümkün.YOU MlGHT NOT REALlZE THE BUS OPERATOR'S INTENTlON UNTlL YOU GET CUT OFF AT THE CURB.
Kalpleri üzerine, onu anlamamaları için kabuklar geçiririz, kulaklarına da bir ağırlık koyarız.And We put covers over their hearts and deafness in their ears that they should not understand it.
Ayrıca, onu anlamamaları için kalplerine bir kapalılık ve kulaklarına bir ağırlık veririz.And We put covers over their hearts and deafness in their ears that they should not understand it.
Onların geçmişleri, benim Kosova'yı daha iyi anlamama aracı olan kişisel hikayeler haline geldi.Their histories became the personal stories through which I could understand Kosovo better.
Bunun sonucu olarak, Searle’e göre hem gelen kişi hem de kütüphanede bulunan hiç kimse Çince anlamamaktadır.Auch Bibliothek und Person zusammen verstehen Searle zufolge kein Chinesisch.
Bunu anlamamak için tamamen aptal olmalısın.Tú debes ser completamente estúpido para no entender esto.
Anlamıyorum ve anlamamaya alışkın değilim. Lütfen onu bir kez daha açıkla.Я не понимаю, а не понимать я не привык. Пожалуйста, объясни ещё раз.
Fakat devlet idarecileri onun ne dediğini anlamamaktadırlar.وتستطيعون أن تتخيلوا ما قاله لهم الألمان.
Fakat devlet idarecileri onun ne dediğini anlamamaktadırlar.Gordon snapt echter niet wat ze zegt.
Fakat devlet idarecileri onun ne dediğini anlamamaktadırlar.Jag tror inte på det amerikanerna säger om honom.
Bunun sonucu olarak, Searle’e göre hem gelen kişi hem de kütüphanede bulunan hiç kimse Çince anlamamaktadır.A kínai nyelvet könyvekből tanulta meg, a könyvtárban rajta kívül senki nem értett kínaiul.
Akıcı Arapça konuşamaz ve bu dili anlamamaktadır.Σε κάποιον που ξέρει Αραβικά, ούτε που μοιάζει.
Akıcı Arapça konuşamaz ve bu dili anlamamaktadır.Menggunakan bahasa Arab kecuali jika tidak mampu menggunakannya.
Fakat devlet idarecileri onun ne dediğini anlamamaktadırlar.Các quan không hiểu ý gì.
Fakat devlet idarecileri onun ne dediğini anlamamaktadırlar.しかしそれでも三四郎たちは彼が何を喋っているのか理解できる。
Onları "kendisini anlamamak" ile suçlar.尊者知其犯於逆罪,竟不與語。
Onları "kendisini anlamamak" ile suçlar.(퇴진 직전의)일종의 꼼수를 부리는 것이며, 해서는 안 되는 법을 무시한 처사다”라고 비판했다.
Gece yarısını beklemek, Pers tarafının bir Grek görev kuvvetinin ayrıldığını anlamaması için olabilir.새벽 1시에 실시된 무력시위에, 북한군은 레이다를 꺼놓고 접근 사실을 전혀 몰랐던 것으로 알려졌다.
Fakat devlet idarecileri onun ne dediğini anlamamaktadırlar.Osebje mu o njenem stanju nič ne pove.
Fakat devlet idarecileri onun ne dediğini anlamamaktadırlar.Draugai nesupranta, ką jis sako.
Ama ebeveynlerimin -- bana göre yaptığımı takdir etmelerinin bir sebebi de ne yaptığımı anlamamaları.Aber meine Eltern -- ein Grund, warum sie es anerkennen, ist, weil sie es nicht verstehen.
Ama ebeveynlerimin -- bana göre yaptığımı takdir etmelerinin bir sebebi de ne yaptığımı anlamamaları.Ale mí rodiče -- Myslím, že to dokáží ocenit hlavně proto, že tomu nerozumí.
Ama ebeveynlerimin -- bana göre yaptığımı takdir etmelerinin bir sebebi de ne yaptığımı anlamamaları.Ale moi rodzice są w stanie to docenić, bo nie do końca to rozumieją.
Ama ebeveynlerimin -- bana göre yaptığımı takdir etmelerinin bir sebebi de ne yaptığımı anlamamaları.Ale myslím, že moji rodičia to dokážu do určitej miery oceniť, sčasti preto, že tomu nerozumejú.
Ama ebeveynlerimin -- bana göre yaptığımı takdir etmelerinin bir sebebi de ne yaptığımı anlamamaları.Dar părinții mei sunt cumva capabili să aprecieze asta tocmai pentru că ei nu înțeleg ce se întâmplă.
Ama ebeveynlerimin -- bana göre yaptığımı takdir etmelerinin bir sebebi de ne yaptığımı anlamamaları.De a szüleim -- azt hiszem részben azért tudják értékelni, mert nem értik.
Ama ebeveynlerimin -- bana göre yaptığımı takdir etmelerinin bir sebebi de ne yaptığımı anlamamaları.다만, 부모님은 아직 포찬 사이트를 잘 이해하지 못하고 있어서, 그냥 감탄하는 정도인 거 같아요.
Ama ebeveynlerimin -- bana göre yaptığımı takdir etmelerinin bir sebebi de ne yaptığımı anlamamaları.Maar mijn ouders -- Ik denk dat ze het gedeeltelijk kunnen appreciëren omdat ze het niet begrijpen.
Ama ebeveynlerimin -- bana göre yaptığımı takdir etmelerinin bir sebebi de ne yaptığımı anlamamaları.Ma i miei genitori -- uno dei motivi per cui lo apprezzano è perché non lo capiscono.
Ama ebeveynlerimin -- bana göre yaptığımı takdir etmelerinin bir sebebi de ne yaptığımı anlamamaları.Mas os meus pais... Penso que uma das razões por que eles são capazes de apreciar é porque não o compreendem.
Ama ebeveynlerimin -- bana göre yaptığımı takdir etmelerinin bir sebebi de ne yaptığımı anlamamaları.Nhưng bố mẹ tôi-- tôi nghĩ 1 phần lý do họ có thể công nhận nó là vì họ không hiểu.
Ama ebeveynlerimin -- bana göre yaptığımı takdir etmelerinin bir sebebi de ne yaptığımı anlamamaları.Pero mis padres... creo que en parte por lo que puede agradarles es porque no lo entienden.
Ama ebeveynlerimin -- bana göre yaptığımı takdir etmelerinin bir sebebi de ne yaptığımı anlamamaları.Но мои родители - они, как бы, поощряют это, от части потому, что они это не понимают.
Ama ebeveynlerimin -- bana göre yaptığımı takdir etmelerinin bir sebebi de ne yaptığımı anlamamaları.Но моите родите - аз мисля,че това е част от - защо те успяват да я оценят защото не я разбират.
Ama ebeveynlerimin -- bana göre yaptığımı takdir etmelerinin bir sebebi de ne yaptığımı anlamamaları.אבל ההורים שלי -- אני חושב שחלק מהסיבה שהם יכולים להעריך את זה זה כי הם לא מבינים את זה.
Ama ebeveynlerimin -- bana göre yaptığımı takdir etmelerinin bir sebebi de ne yaptığımı anlamamaları.لكن والدي -- إعتقد أن سبب قدرتهم على تقدير ما أقوم به هو أنهم إلى حدٍ ما يجهلون طبيعة ما أقوم به.
Ama ebeveynlerimin -- bana göre yaptığımı takdir etmelerinin bir sebebi de ne yaptığımı anlamamaları.許容してくれているのは あまり理解していないからだと思います (笑)
Anlamama yardım et.Ajuda-me a compreender.
Anlamama yardım et.Помоги мне понять.
Ben anlamamak bu ülke dilini.Ei ymmärrä tämän maan kieli.
Ben anlamamak bu ülke dilini.Io non capire lingua di questo paese.
Ben anlamamak bu ülke dilini.Jag inte kunna prata landet språk.
Ben anlamamak bu ülke dilini.Jeg ikke forstå jeres sprog.
Ben anlamamak bu ülke dilini.Não entender língua deste país.