anlamaları ile cümle
anlamaları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Öğretmenlerin çocukları anlamaları gerekir.Teachers must understand children.
Yanlış anlamaları önlemek için sözleşmeyi tekrar incelediler.In order to avoid misunderstandings, they went through the contract again.
Onlar onların aptalca yanlış anlamalarına güldüler.They laughed over their silly misunderstanding.
Bizim dostluğumuz o küçük yanlış anlamaların ötesindedir.Our friendship is beyond those little misunderstandings.
Bazı konuşmalar, hata ve yanlış anlamaları açığa çıkarıyor.Some conversations clarify mistakes and misunderstandings.
Şöhret bir isim etrafında toplanan tüm yanlış anlamaların toplamıdır.Fame is the sum of all misunderstandings that gather around a name.
Yanlış anlamaları ve anlaşmazlıkları ortadan kaldırır.There they resolve their misunderstandings and grievances.
Ayrıca insanların nesneleri anlamalarına yardımcı olmak için çizimler yaparım.I also make drawings to help people understand things.
Dolayısıyla, avukatların sadece buna bakarak ne kadar yozlaşmış oldukarını anlamaları lazım.So attorneys must understand by man alone they are corrupt.
Bunu gerçekten anlamaları uzun zaman alacaktır.It will be a long time before they really understand it.
Yani önemli olan kişilerin kendi modellerini anlamalarını sağlamak.So the most important thing is to get people to articulate their models.
Büyük beyinleri ise ağaçlardaki karmaşıki üç boyutlu dünyayı anlamalarına yarıyordu.Bigger brains enabled them to process complex 3D world in the trees.
Ebeveynliğin gerçekte ne olduğunu anlamalarını sağlayacak bir dürüslüğü seçtik.We really wanted to let them understand what the realities of parenting were in an honest way.
Wargaming ile çalışmayı en çok kolaylaştıran da oyun geliştirmeden anlamaları.The easiest thing in terms of working with Wargaming is they know and understand game development.
Çocuklarımızın, gıda seçimlerinin büyük bir fark yarattığını anlamalarını sağlamalıyız.We have to make kids understand that their food choices make a big difference.
İnsanlara meydan okuyan, anlamalarını güçleştiren türden.They called it unfinished.
Ülkelerin gelişimin mümkün olduğunu anlamalarına yardım etti.It has helped countries to see that improvement is possible.
Karşılaştırmak ve tezat oluşturmak akademisyenlerin bir konuyu bütünüyle anlamalarını sağlar.Compare and contrast gives scholars a more complete understanding of a topic.
Kablerine -onu anlamalarına engel olacak- kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyarız.And We put covers over their hearts and deafness in their ears that they should not understand it.
Bak, iyice kavrayıp-anlamaları için ayetleri nasıl çeşitli biçimlerde açıklıyoruz?See, how distinctly We explain Our signs that they may understand.
Artık kıyamet kendilerine gelip çatınca anlamaları neye yarar?How then will they be warned when it has come upon them?
Ve onu anlamalarını engellemek için kalplerine kabuklar, kulaklarına da ağırlık koyarız.And We put covers over their hearts and deafness in their ears that they should not understand it.
Şüphesiz onun alametleri gelmiştir. Artık kıyamet kendilerine gelip çatınca anlamaları neye yarar?For its signs have already appeared; so when it does come, of what use is their realising it?
Biz onların kalplerine, bunu anlamalarına engel olan bir ağırlık, kulaklarına da sağırlık verdik.We have placed coverings over their hearts, lest they understand it, and heaviness in their ears.
Allah dilediği kimseyi nûruna iletir, gerçeği anlamaları için insanlara böyle temsiller getirir.God guides to His light whomever He wills.
Miftari, anlaşmanın ayrıntılarıyla ilgili bu yanlış anlamaların AB'nin hatası olduğunu ileri sürdü.He says that this misunderstanding on details of the agreement is the fault of the EU.
Hayatın insanları ayırdığı anlar vardır, birbiri için ne kadar önemli lduklarını anlamaları için.Es gibt Momente, in denen das Leben Menschen trennt, damit sie begreifen, wie wichtig sie füreinander sind.
Yanlış anlamaları ve anlaşmazlıkları ortadan kaldırır.Supportez la différence et les inconvénients qu'elle occasionne.
Kendilerinin de şaşırdıkları zamanla uğruna savaştıklarının aslında kötü bir amacı olmadığını anlamalarıydı.La mujer quiere convencerlo de que el tiempo que pasaron juntos no era algo malo.
Tersine Katolik azınlığın bir siyasal partiye gereksinimleri olduğunu anlamalarına yaradı.In generale, ai fini della beatificazione, la Chiesa cattolica ritiene necessario un miracolo.
Bu tür yanlış anlamaları gidermek için kontaklar başka türlü de tanımlanabilir.Taka postawa jednak może wiązać się z niezrozumieniem przez inne osoby.
İletişim tüm tarafların üzerinden bilgi alışverişi yapılacak ortak bir dili anlamalarına ihtiyaç duyar.Кожному гарантується право споживати інформаційну продукцію засобів масової інформації будь-якою мовою.
Yanlış anlamaları telaffuzdan kaynaklanmaktadır.Klamy založené na špatném používání implikace.
Yanlış anlamaları telaffuzdan kaynaklanmaktadır.Fortellingene skyldes feiltolkninger.
Ama Doc'un diğer taraftan olduğunu anlamaları uzun sürmez.Používateľ teda nezistí, že sa nachádza na inej stránke.
Yanlış anlamaları ve anlaşmazlıkları ortadan kaldırır.Ta peaks seletama nii üksmeelt kui ka lahkarvamusi.
Ayrıca insanların nesneleri anlamalarına yardımcı olmak için çizimler yaparım.De asemenea, desenez pentru a ajuta oamenii să înțeleagă anumite lucruri.
Ayrıca insanların nesneleri anlamalarına yardımcı olmak için çizimler yaparım.Ho anche fatto disegni per aiutare le persone a capire le cose.
Ayrıca insanların nesneleri anlamalarına yardımcı olmak için çizimler yaparım.Ik maak ook tekeningen om mensen dingen te laten begrijpen.
Ayrıca insanların nesneleri anlamalarına yardımcı olmak için çizimler yaparım.Je fais également des dessins pour aider les gens à comprendre les choses.
Ayrıca insanların nesneleri anlamalarına yardımcı olmak için çizimler yaparım.또한 전 사람들이 사물들을 이해하길 돕기 위해 그림을 그립니다.
Ayrıca insanların nesneleri anlamalarına yardımcı olmak için çizimler yaparım.También hago dibujos para ayudar a comprender las cosas.
Ayrıca insanların nesneleri anlamalarına yardımcı olmak için çizimler yaparım.Tworzę także rysunki, aby pomóc ludziom w zrozumieniu pewnych rzeczy.
Ayrıca insanların nesneleri anlamalarına yardımcı olmak için çizimler yaparım.Също така правя рисунки, за да помагам на хората да разбират разни неща.
Ayrıca insanların nesneleri anlamalarına yardımcı olmak için çizimler yaparım.Я также делаю иллюстрации, чтобы помочь людям понять некоторые вещи.
Ayrıca insanların nesneleri anlamalarına yardımcı olmak için çizimler yaparım.אני גם מצייר כדי לסייע לאנשים להבין דברים.
Ayrıca insanların nesneleri anlamalarına yardımcı olmak için çizimler yaparım.كما اني ارسم الصور لاساعد الناس على فهم الاشياء.
Ayrıca insanların nesneleri anlamalarına yardımcı olmak için çizimler yaparım.読者が私自身もよく理解しているなと 納得してくれうような絵を
Ben de, insanların bilgiyi daha iyi anlamalarını sağlamak için ne gibi bir fırsatlar var diye düşündüm:Daarom heb ik nagedacht over hoe ik mensen kon helpen informatie beter te begrijpen.
Ben de, insanların bilgiyi daha iyi anlamalarını sağlamak için ne gibi bir fırsatlar var diye düşündüm:Deshalb habe ich darüber nachgedacht, wie ich Menschen helfen könnte, Informationen besser zu verstehen.
Ben de, insanların bilgiyi daha iyi anlamalarını sağlamak için ne gibi bir fırsatlar var diye düşündüm:És azon agyaltam, milyen lehetőségem van, hogy segítsek az embereknek az információk megértésében?
Ben de, insanların bilgiyi daha iyi anlamalarını sağlamak için ne gibi bir fırsatlar var diye düşündüm:그래서 생각해 보건데, 어떻게 하면 의료정보를 이해하는데에 도움을 줄 수 있을까요?
Ben de, insanların bilgiyi daha iyi anlamalarını sağlamak için ne gibi bir fırsatlar var diye düşündüm:Và tôi nghĩ về đâu là cơ hội để tôi giúp mọi người hiểu những thông tin này?
Ben de, insanların bilgiyi daha iyi anlamalarını sağlamak için ne gibi bir fırsatlar var diye düşündüm:Y estuve pensando acerca de, ¿qué oportunidad tengo para ayudar a la gente a entender la información?
Ben de, insanların bilgiyi daha iyi anlamalarını sağlamak için ne gibi bir fırsatlar var diye düşündüm:Και σκεφτόμουν, ποια ευκαιρία θα μπορούσα να έχω για να βοηθήσω τον κόσμο να καταλάβει τις πληροφορίες;
Ben de, insanların bilgiyi daha iyi anlamalarını sağlamak için ne gibi bir fırsatlar var diye düşündüm:И така, мислех си за това каква възможност бих могъл да имам, да помогна на хората да разберат информацията?
Ben de, insanların bilgiyi daha iyi anlamalarını sağlamak için ne gibi bir fırsatlar var diye düşündüm:И я подумал о том, что это за возможность, которую можно использовать чтобы помочь людям понять информацию?
Ben de, insanların bilgiyi daha iyi anlamalarını sağlamak için ne gibi bir fırsatlar var diye düşündüm:אז חשבתי, איפה ישנה עוד הזדמנות לעזור לאנשים להבין מידע?
Ben de, insanların bilgiyi daha iyi anlamalarını sağlamak için ne gibi bir fırsatlar var diye düşündüm:وكنت افكر ماهي الفرصة التي تمكن الناس من استيعاب المعلومات الطبية .. وهذه هي
Ben de, insanların bilgiyi daha iyi anlamalarını sağlamak için ne gibi bir fırsatlar var diye düşündüm:どのようにして、情報理解を手助け できるのでしょうか? 使用されてなく、知られていない