anlamış ile cümle
anlamış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
O'nun çok çalışan biri olduğunu anında anlamıştım.За това време е известно само, че е много работлив.
Tarrlok onun kardeşi olduğunu anlamıştır.Оказва се, че Зак е нейният изгубен брат.
Bir süre sonra da hamile kaldığını anlamış.По това време тя научава, че е бременна.
Max Payne böylece Alex'i öldürenin ve suçu üstüne yıkanın da B.B olduğunu anlamıştır.Там Макс осъзнава, че БиБи е този, който застрелял Алекс, и е натопил Макс за убийството му.
Nobel ödülü için ne kadar önemli olduğunu anlamış oldu.Той завещава огромното си състояние за учредяването на Нобеловите награди.
Bir süre sonra da hamile kaldığını anlamış.Nedugo zatim otkrije da je trudna.
Tarrlok onun kardeşi olduğunu anlamıştır.Odrastao je u uvjerenju da mu je Burak brat.
Nobel ödülü için ne kadar önemli olduğunu anlamış oldu.Često ga se spominjalo kao favorita za dobivanje Nobelove nagrade.
Burada su olduğunu anlamışlar.U njima se javlja nedostatak vode.
Delegeler artık ne için toplandıklarını anlamışlardı.Žitelji su se zapitali što se to dešava.
Ben anlamıştım.Začala chátrať.
Eminim ki ne söylemek istediğimizi anlamışsınızdır.Musel mať jasnú predstavu o tom, čo chce povedať.
Ateş oğlunu görür görmez, anlamıştır artık onsuz yaşayamayacağını.Keď Paľo s chlapmi prechádzajú okolo Ile, povie, že on už viac nie je jej manželom.
Ama daha sonra birbirlerini ne kadar çok sevdiklerini anlamışlardır.Nevedel ani, či sa ešte navzájom milujú.
Bir süre sonra da hamile kaldığını anlamış.Kmalu po razhodu ugotovi, da je noseča.
Artık birbirlerinin değerlerini çok iyi anlamışlardır.Med sabo so se zelo dobro razumeli.
Delegeler artık ne için toplandıklarını anlamışlardı.Deklici sta se zavedli, kaj sta povzročili.
Kızkardeşler aldatılıp alaya alındıklarını anlamışlardır.Križarji so se čutili izdane in ogoljufane.
Eminim ki ne söylemek istediğimizi anlamışsınızdır.Želim si, da bi vedela kdo kaj si želi pojesti.
O'nun çok çalışan biri olduğunu anında anlamıştım.Kmalu je spoznal, da je bila miška.
Zor kısmın vokalleri kesmeyi unutmamak olacağını o anda anlamıştım.Prav tako ni bilo opaženo, da bi osa lahko ujela pajka med kotaljenjem.
Bir süre sonra da hamile kaldığını anlamış.Po kurio laiko ji sužino, kad yra nėščia.
Hoffmann aldatıldığını anlamıştır.Edas galvoja, kad jį apgavo.
Delegeler artık ne için toplandıklarını anlamışlardı.Jų santykiai nutrūksta, kai sužino, kodėl jie susitiko.
Hoffmann aldatıldığını anlamıştır.Hoffmann mõistab, et teda on petetud.
O'nun çok çalışan biri olduğunu anında anlamıştım.Tundus, et üks väga kiiresti tegutsenud inimene.
Bir süre sonra da hamile kaldığını anlamış.Hiljem selgus, et tal oli emakaväline rasedus.
Ben anlamıştım.Mina teadsin seda.
Alvin Ailey posteriydi, ki artık ne kadar sevdiğimi anlamışsınızdır.Am dus un poster cu Alvin Ailey, pe care vă puteți da seama acum, că îmi place compania dansului.
Alvin Ailey posteriydi, ki artık ne kadar sevdiğimi anlamışsınızdır.앨빈 앨리의 포스터 제가 사랑하는 무용단,
Alvin Ailey posteriydi, ki artık ne kadar sevdiğimi anlamışsınızdır.של אלווין, כמו שאתם כבר יכולים להבין, אני אוהבת את להקת המחול.
Alvin Ailey posteriydi, ki artık ne kadar sevdiğimi anlamışsınızdır.لألفين أيلي -- الذي يمكنكم معرفته الآن، لقد أحببت صحبة الرقص
Alvin Ailey posteriydi, ki artık ne kadar sevdiğimi anlamışsınızdır.お察しのようにダンスが好きなのです ジュディス・ジャミソンがクライ(Cry) を演ずる
Ama eminim ki bu numaraların en iyi sırada olan öğrencileri gösterdiğini anlamışsınızdır. Değil mi?저 번호가 1등부터 50등까지라는 걸 모르는 건 아니겠지?
Ama eminim ki bu numaraların en iyi sırada olan öğrencileri gösterdiğini anlamışsınızdır. Değil mi?Aber ich bin mir sicher, du hast bemerkt, dass diese Zahlen die besten Schüler zeigen, richtig?
Ama eminim ki bu numaraların en iyi sırada olan öğrencileri gösterdiğini anlamışsınızdır. Değil mi?Ale jestem pewny, że zdajesz sobie sprawę, że ten numery pokazują ranking...
Ama eminim ki bu numaraların en iyi sırada olan öğrencileri gösterdiğini anlamışsınızdır. Değil mi?Ale jsem si jist, že jste si uvědomili, že tahle čísla představují nejlépe hodnocené studenty, že?
Ama eminim ki bu numaraların en iyi sırada olan öğrencileri gösterdiğini anlamışsınızdır. Değil mi?Ale som si istý, že si uvedomujete, že tie čísla predstavujú najlepšie hodnotenných študentov školy.
Ama eminim ki bu numaraların en iyi sırada olan öğrencileri gösterdiğini anlamışsınızdır. Değil mi?Ampak sem prepričan da boš ugotovil da te številke prikazujejo najboljše učence kajne?
Ama eminim ki bu numaraların en iyi sırada olan öğrencileri gösterdiğini anlamışsınızdır. Değil mi?Dar sunt sigur ca realizezi ca acele numere arata elevii cu cele mai mari punctaje
Ama eminim ki bu numaraların en iyi sırada olan öğrencileri gösterdiğini anlamışsınızdır. Değil mi?Mais je suis sûr que tu réalises que ces nombres montrent les meilleurs étudiants, n'est-ce pas ?
Ama eminim ki bu numaraların en iyi sırada olan öğrencileri gösterdiğini anlamışsınızdır. Değil mi?Ma sono sicuro che capite che questi numeri mostrano gli studenti con i punteggi più alti, giusto?
Ama eminim ki bu numaraların en iyi sırada olan öğrencileri gösterdiğini anlamışsınızdır. Değil mi?Men jag är säker att du inser dom nummrena visar den högsta rankade studenterna, eller hur?
Ama eminim ki bu numaraların en iyi sırada olan öğrencileri gösterdiğini anlamışsınızdır. Değil mi?Men jeg er sikker på, at I vil indse at disse numre viser de højere stillede elever
Ama eminim ki bu numaraların en iyi sırada olan öğrencileri gösterdiğini anlamışsınızdır. Değil mi?Mutta olen varma, huomaatte, että nämä luvut merkitsevät korkein sijoitus opiskelijoita, eikö niin?
Ama eminim ki bu numaraların en iyi sırada olan öğrencileri gösterdiğini anlamışsınızdır. Değil mi?Nhưng tôi chắc cậu nhận ra những con số đó cho thấy những học sinh xếp hạng cao nhất, đúng không?
Ama eminim ki bu numaraların en iyi sırada olan öğrencileri gösterdiğini anlamışsınızdır. Değil mi?Tapi aku yakin kalau kau tahu bahwa nomor-nomor itu mewakili murid dengan ranking teratas bukan?
Ama eminim ki bu numaraların en iyi sırada olan öğrencileri gösterdiğini anlamışsınızdır. Değil mi?Αλλά είμαι σίγουρος ότι διαπιστώσατε αυτά τα νούμερα δείχνουν τους καλύτερους μαθητές, σωστά;
Ama eminim ki bu numaraların en iyi sırada olan öğrencileri gösterdiğini anlamışsınızdır. Değil mi?Но, съм сигурен, че осъзнахте тези числа показващи най-високо класираните ученици, нали?
Ama eminim ki bu numaraların en iyi sırada olan öğrencileri gösterdiğini anlamışsınızdır. Değil mi?Но я уверен, вы понимаете, что за этими номерами стоят самые лучшие студенты, так?
Ama eminim ki bu numaraların en iyi sırada olan öğrencileri gösterdiğini anlamışsınızdır. Değil mi?אבל אני בטוח שאתה מבין, שהמספרים האלה<BR>?מראים את הציונים של התלמידים הכי טובים, נכון
Ama eminim ki bu numaraların en iyi sırada olan öğrencileri gösterdiğini anlamışsınızdır. Değil mi?لكن أنا متأكد بأنكم تدركون هذا الارقام تظهر الطلاب أعلى مرتبة , أليس كذلك ؟
Ama eminim ki bu numaraların en iyi sırada olan öğrencileri gösterdiğini anlamışsınızdır. Değil mi?あんな物が大きく貼ってあるのに その前で笑って そんなバカらしいもの書いてるとは
Ama umarım problemin bundan daha derin olduğunu anlamışsınızdır. .그러나 이렇게 문제를 푸는 것보다는 조금 더 깊이 문제를 이해하셨길 바랍니다
Ama umarım problemin bundan daha derin olduğunu anlamışsınızdır. .Tot in de volgende video.
Ama umarım problemin bundan daha derin olduğunu anlamışsınızdır. .لكن يجب عليك ان تفهم المسائل بشكل اعمق من هذا بقليل
Amerikalılar'ın hicivden anladığını "Hiçbir Çocuk Geri Kalmasın" yasasını duyduğumda anlamıştım.Dar eu mi-am dat seama că americanii pricep ironia cînd am văzut legea numită "Nici un copil lăsat în urmă".
Amerikalılar'ın hicivden anladığını "Hiçbir Çocuk Geri Kalmasın" yasasını duyduğumda anlamıştım.Men jeg vidste at amerikanere forstod ironi da jeg først mødte den lov der hedder No Child Left Behind.
Amerikalılar'ın hicivden anladığını "Hiçbir Çocuk Geri Kalmasın" yasasını duyduğumda anlamıştım.Tapi saya tahu orang Amerika mengerti ironi ketika saya menemukan Undang-Undang Tidak Ada Anak yang Terlantar.
Amerikalılar'ın hicivden anladığını "Hiçbir Çocuk Geri Kalmasın" yasasını duyduğumda anlamıştım.Toda vedel sem, da Američani razumejo ironijo, ko sem zasledil zakon "Noben otrok naj ne bo zapostavljen."