anlamış ile cümle
anlamış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Büyük ihtimalle anlamışsınızdır.Tomu pravděpodobně rozumíte.
Büyük ihtimalle anlamışsınızdır.وربما لديك إحساس بأن. كل سنة من الطبيعي
Büyük ihtimalle anlamışsınızdır.通常の経済の中で、少しずつ値段があがる事です。
Büyük ihtimalle bir kaç aritmatik hata yaptım ama anlamışsınızdır.Ik heb waarschijnlijk wat rekenfoutjes gemaakt, maar je ziet het idee.
Büyük ihtimalle bir kaç aritmatik hata yaptım ama anlamışsınızdır.계산에 착오가 있었을 수도 있는데, 하지만 여러분은 요점을 아셨을 것입니다.
Büyük ihtimalle bir kaç aritmatik hata yaptım ama anlamışsınızdır.Mam nadzieję, że nie zrobiłem błędu rachunkowego i zrozumieliście przykład.
Büyük ihtimalle bir kaç aritmatik hata yaptım ama anlamışsınızdır.Probabilmente ho fatto alcuni errori di aritmetica, ma hai capito il punto.
Büyük ihtimalle bir kaç aritmatik hata yaptım ama anlamışsınızdır.Probablemente cometí algunos errores aritméticos, pero tú cogiste la idea.
Büyük ihtimalle bir kaç aritmatik hata yaptım ama anlamışsınızdır.Вероятно съм направил няколко аритметични грешки, но схващате принципа.
Büyük ihtimalle bir kaç aritmatik hata yaptım ama anlamışsınızdır.ربما انني ارتكبت بعض الاخطاء اللوغارتمية، لكنكم بلا شك قد استوعبتم الفكرة
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane a inteles ca fiind in nesiguranta, ca fiind supus greselii, ca fiind contestat, toate ranesc.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane avait compris que l'incertitude, la faillibilité, le fait d'être contesté, font mal.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane begreep dat het uitdagen van onzekerheid en feilbaarheid, pijn doet.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane capì che l'incertezza, la fallibilità, l'essere sfidati, è doloroso.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane chápal, že když nejistotu či omylnost vytáhnete na světlo, bolí to.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane chápal, že neistota, že omylnosť, že byť spochybňovaný, to bolí.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane compreendia que a incerteza, a falibilidade, o ser contestado, magoa.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane entendía que la incertidumbre, la falibilidad, el sentirse cuestionado, duele.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane förstod att osäkerhet, brist och utmaning gör ont.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane hiểu rằng sự không chắc chắn đó, sai lầm đó, mà đang được thử thách, họ sẽ bị tổn thương.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane megértette, hogy a bizonytalanság, az esendőség, ami itt ki lett hívva, bizony fájdalmas.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane mengerti bahwa ketidakpastian, bahwa kelemahan, bahwa menghadapi tantangan, adalah menyakitkan.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane rozumiał, że niepewność, omylność, podważanie opinii bolą.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Cochrane verstand, dass Unsicherheit, Fehlbarkeit, infrage gestellt werden, das tut weh.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.코코란은 불확실성, 불완전성, 그리고 도전을 받는다는 것은 우리에게는 고통스러운 일이라는 것을 이해했지요.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Кокрейн розумів, що непевність, що схильність до помилок, що заперечення - є болісними.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Кокрън осъзнавал, че несигурността, погрешимостта, че това да ти се противопоставят болят.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.Кохрейн понимал, что неопределенность, склонность к ошибкам, больно бьют по самолюбию.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.קוקריין הבין שאי-הוודאות, שהאפשרות שאנחנו טועים, שלהיות מאותגר, כל אלו כואבים.
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı."أرشي كوشران" استوعب ان الشك .. والتردد .. والتحدي والاختبار .. هو امرٌ صعب
Cochrane belirsizliğin, başarısızlığın, meydan okunuyor olmanın, bunların acı verdiğini anlamıştı.不確実性や間違えやすさや 反論は人を傷つけると だから時にショックを与える必要があるのです
Çok belirgindi, oldukça çabuk oldu. Işıksız hiçbir şeyi bulamayacağımızı anlamıştık.Det blev ganska tydligt, ganska snabbt, att vi inte kommer att kunna hitta någon eller något utan ljus.
Çok belirgindi, oldukça çabuk oldu. Işıksız hiçbir şeyi bulamayacağımızı anlamıştık.Elég gyorsan rájöttünk, hogy fény nélkül senkit és semmit nem fogunk tudni megtalálni odalent.
Çok belirgindi, oldukça çabuk oldu. Işıksız hiçbir şeyi bulamayacağımızı anlamıştık.Era mais do que evidente, que não seríamos capazes de encontrar alguém ou alguma coisa sem luz.
Çok belirgindi, oldukça çabuk oldu. Işıksız hiçbir şeyi bulamayacağımızı anlamıştık.Era muy evidente, que no seríamos capaces de encontrar a alguien o algo sin luz.
Çok belirgindi, oldukça çabuk oldu. Işıksız hiçbir şeyi bulamayacağımızı anlamıştık.Era muy evidente, que no seríamos capaces de encontrar a alguien o algo sin luz.
Çok belirgindi, oldukça çabuk oldu. Işıksız hiçbir şeyi bulamayacağımızı anlamıştık.Es wurde sehr schnell klar dass wir niemanden finden würden wenn wir kein Licht haben.
Çok belirgindi, oldukça çabuk oldu. Işıksız hiçbir şeyi bulamayacağımızı anlamıştık.Stalo se to zčistajasna, vcelku rychle, a tak jsme nebyli schopni najít někoho nebo něco, bez světla.
Çok belirgindi, oldukça çabuk oldu. Işıksız hiçbir şeyi bulamayacağımızı anlamıştık.Stało się całkowicie jasne, całkiem szybko, że nie znajdziemy nikogo ani niczego bez światła.
Çok belirgindi, oldukça çabuk oldu. Işıksız hiçbir şeyi bulamayacağımızı anlamıştık.Έγινε πολύ σαφές, γρήγορα, ότι δε θα μπορούσαμε να βρούμε τίποτα και κανέναν χωρίς φως.
Çok belirgindi, oldukça çabuk oldu. Işıksız hiçbir şeyi bulamayacağımızı anlamıştık.Било је веома очигледно... да није било могуће пронаћи некога или нешто, без светлости.
Çok güzel bir sonuç elde ettiğimizi anlamışsınızdır. - Buradaki nedir?¿Porque lo que es este derecho aquí?
- Çok güzel bir sonuç elde ettiğimizi anlamışsınızdır. -E se você perceber isso, então nós acabamos estabelecendo uma solução bem clara.
Çok güzel bir sonuç elde ettiğimizi anlamışsınızdır. -Więc w ten sposób doszliśmy do dosyć ładnego wyniku.
Çok güzel bir sonuç elde ettiğimizi anlamışsınızdır. -وإذا كنت أدرك أن، ثم قمت فقط أنشأنا نتيجة أنيق جداً.
Çok özenli çalışmıyorum belki ama bu yöntem böyle öğretilir. Ana fikri anlamışsınızdır.E podemos dizer - e eu não estou sendo muito rigoroso aqui, mas
Çok özenli çalışmıyorum belki ama bu yöntem böyle öğretilir. Ana fikri anlamışsınızdır.И мы можем сказать-- я не очень скурпулезен но так это делается.
Daha büyük bir birime gidiyor olduğumuz için, beynimiz 4 ile bölmemiz gerektiğini anlamıştır.더 큰 단위로 바꾸는 것이기 때문에 4로 나눠야 한다는 것을 알아야 합니다
Daha büyük bir birime gidiyor olduğumuz için, beynimiz 4 ile bölmemiz gerektiğini anlamıştır.Mivel a nagyobb egység felé tartunk, az agyunknak mondania kellene, hogy hé, ezt el fogom osztani 4-gyel.
Daha büyük bir birime gidiyor olduğumuz için, beynimiz 4 ile bölmemiz gerektiğini anlamıştır.Visto che si sta passando ad un'unità di misura più grande, dovresti intuire che occorre dividere per 4.
Daha büyük bir birime gidiyor olduğumuz için, beynimiz 4 ile bölmemiz gerektiğini anlamıştır.Тъй като преминаваме към по-голяма единица, мозъкът ви трябва да си каже - ще деля на 4
Doksanlarda Las Vegas'ta performans sergileyen George Burns'un hassasiyetlerini anlamıştım.저는 조지 번스의 마음을 이해하게 되었습니다, 그는 그의 90년대에 라스베가스에서 여전히 공연을 하고 있었죠.
Doksanlarda Las Vegas'ta performans sergileyen George Burns'un hassasiyetlerini anlamıştım.Ho capito i sentimenti di George Burns, che si esibiva a Las Vegas pur essendo novantenne.
Doksanlarda Las Vegas'ta performans sergileyen George Burns'un hassasiyetlerini anlamıştım.Începeam să înţeleg trăirile lui George Burns, care încă juca în Las Vegas la peste 90 de ani.
Doksanlarda Las Vegas'ta performans sergileyen George Burns'un hassasiyetlerini anlamıştım.Je commençais à comprendre les sentiments de George Bruns, qui se produisait à Las Vegas à plus de 90 ans.
Doksanlarda Las Vegas'ta performans sergileyen George Burns'un hassasiyetlerini anlamıştım.Passei a compreender os sentimentos de George Burns, que ainda atuava em Las Vegas já bem entrado nos 90 anos.
Doksanlarda Las Vegas'ta performans sergileyen George Burns'un hassasiyetlerini anlamıştım.Pochopil som cítenie Georgea Burnsa, ktorý hral v Las Vegas ešte dlho po svojej deväťdesiatke.
Doksanlarda Las Vegas'ta performans sergileyen George Burns'un hassasiyetlerini anlamıştım.Saya memahami sentimen George Burns, yang masih beraksi di Las Vegas di usianya 90an tahun.
Doksanlarda Las Vegas'ta performans sergileyen George Burns'un hassasiyetlerini anlamıştım.Zacząłem rozumieć nastroje Georga Burns'a. Wciąż występował w Las Vegas nawet kiedy miał ponad 90 lat.
Doksanlarda Las Vegas'ta performans sergileyen George Burns'un hassasiyetlerini anlamıştım.Дори разбрах вижданията на Джордж Бърнс, който на 90 все още изнасяше представления в Лас Вегас.