anladım ile cümle

anladım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ama, buranın adı "Harry Stamper Petrol" olduğu sürece kurallarıma uyacaksın. - Anladın mı? - Evet, anladım..אני פותח דף חדש .אני מנסה ללמוד ממך
Ama eleştirmenimin ne aradığını anladım.Aber ich verstand, wonach mein Kritiker suchte.
Ama eleştirmenimin ne aradığını anladım.Ale pochopila jsem, co můj kritik hledal.
Ama eleştirmenimin ne aradığını anladım.Dar am înţeles ce căuta acel critic.
Ama eleştirmenimin ne aradığını anladım.De tudtam, hogy a kritikusom mit akart mondani.
Ama eleştirmenimin ne aradığını anladım.하지만 전 그 비평가가 찾고자 한 게 뭔지 알았어요.
Ama eleştirmenimin ne aradığını anladım.Maar ik begreep waar mijn recensent naar zocht.
Ama eleştirmenimin ne aradığını anladım.Ma compresi quello che il critico intendeva.
Ama eleştirmenimin ne aradığını anladım.Mais j'ai compris que ce critique recherchait.
Ama eleştirmenimin ne aradığını anladım.Pero entendí lo que el crítico buscaba.
Ama eleştirmenimin ne aradığını anladım.Rozumiałam jednak czego mój krytyk szukał.
Ama eleştirmenimin ne aradığını anladım.Tapi, saya tahu apa yang dicari oleh kritikus ini.
Ama eleştirmenimin ne aradığını anladım.Κατάλαβα όμως τι έψαχνε ο κριτικός.
Ama eleştirmenimin ne aradığını anladım.Но разбрах какво търсеше критика ми.
Ama eleştirmenimin ne aradığını anladım.Но я поняла, что искал мой критик.
Ama eleştirmenimin ne aradığını anladım.אך הבנתי מה המבקר שלי ניסה למצוא.
Ama eleştirmenimin ne aradığını anladım.ولكني أدركت عما كان يبحث عنه ناقدي.
Ama eleştirmenimin ne aradığını anladım.期待に添えないことがわかりました
Ama şimdi herşeyin yanlış olduğunu anladım ve seninle görüşebildim.Pero ahora sé que sólo valía para conocerte.
Ama şimdi herşeyin yanlış olduğunu anladım ve seninle görüşebildim.Ни на что не годной. И только теперь я поняла, что была не права.
Ama zaman Gregor geçip de her şeyi daha anladım tam.Aber im Laufe der Zeit Gregor kam auch alles besser zu verstehen genau.
Ama zaman Gregor geçip de her şeyi daha anladım tam.Ale s odstupem času také přišel Gregor všemu porozumět více přesně.
Ama zaman Gregor geçip de her şeyi daha anladım tam.Ale s odstupom času tiež prišiel Gregor všetkému porozumieť viac presne.
Ama zaman Gregor geçip de her şeyi daha anladım tam.Ale z upływem czasu Gregor również zrozumiał wszystko więcej precyzyjnie.
Ama zaman Gregor geçip de her şeyi daha anladım tam.Dar, cu trecerea timpului Gregor, de asemenea, a ajuns sa inteleaga tot mai mult cu precizie.
Ama zaman Gregor geçip de her şeyi daha anladım tam.De az idő múlásával Gregor is jött, hogy megértsék minden további
Ama zaman Gregor geçip de her şeyi daha anladım tam.그러나 시간이 그레고르의 통과와 함께 모든 것을 더 많이 알게
Ama zaman Gregor geçip de her şeyi daha anladım tam.Maar met het verstrijken van de tijd Gregor kwam ook om alles meer te begrijpen precies.
Ama zaman Gregor geçip de her şeyi daha anladım tam.Ma con il passare del tempo anche Gregor venne a capire tutto di più precisione.
Ama zaman Gregor geçip de her şeyi daha anladım tam.Mais avec le passage du temps Gregor aussi venus à comprendre tout plus précisément.
Ama zaman Gregor geçip de her şeyi daha anladım tam.Mas com o passar do tempo Gregor também veio a entender tudo mais com precisão.
Ama zaman Gregor geçip de her şeyi daha anladım tam.Men med tidens gang Gregor kom også til at forstå alting mere præcist.
Ama zaman Gregor geçip de her şeyi daha anladım tam.Men med tidens gång Gregor också kom att förstå allt mer exakt.
Ama zaman Gregor geçip de her şeyi daha anladım tam.Mutta ajan kuluminen Gregor tuli myös ymmärtää kaikkea enemmän tarkasti.
Ama zaman Gregor geçip de her şeyi daha anladım tam.Nhưng với sự ra đi của thời gian Gregor cũng đã hiểu tất cả mọi thứ hơn chính xác.
Ama zaman Gregor geçip de her şeyi daha anladım tam.Pero con el paso del tiempo también Gregor llegó a entender que todo sea más con precisión.
Ama zaman Gregor geçip de her şeyi daha anladım tam.Tetapi dengan berlalunya waktu Gregor juga datang untuk memahami segalanya lebih tepat.
Ama zaman Gregor geçip de her şeyi daha anladım tam.Toda s sprejetjem časa Gregor tudi prišel razumeti vse več natančno.
Ama zaman Gregor geçip de her şeyi daha anladım tam.Αλλά με το πέρασμα του χρόνου Gregor, επίσης, ήρθε να καταλάβει ό, τι πιο ακριβώς.
Ama zaman Gregor geçip de her şeyi daha anladım tam.Але з плином часу Грегор також прийшов до розуміння, все більше точно.
Ama zaman Gregor geçip de her şeyi daha anladım tam.Но с течением времени Грегор также пришел к пониманию, все больше точно.
Ama zaman Gregor geçip de her şeyi daha anladım tam.Но с течение на времето Грегор, също дойде да се разбере всичко по- точно.
Ama zaman Gregor geçip de her şeyi daha anladım tam.אבל עם חלוף הזמן גרגור הגיע גם להבין הכל יותר
Ama zaman Gregor geçip de her şeyi daha anladım tam.ولكن مع مرور الوقت غريغور جاء أيضا أن نفهم كل شيء أكثر
Ama zaman Gregor geçip de her şeyi daha anladım tam.正確に。さえ彼女の入り口は、彼のためにひどいものだった。
Amerikan askerlerinin çok iyi korunacağını anladım ve ve işgali Bağdat'ın içinden izlemeye karar verdim.Ja zdecydowałem się fotografować inwazję z Bagdadu.
Amerikan askerlerinin çok iyi korunacağını anladım ve ve işgali Bağdat'ın içinden izlemeye karar verdim.저는 미국 군대가 매우 잘 보호되고 있다는걸 알았고 거기서 바그다드 내부로 침투하는 과정을 취재하기로 마음먹었습니다.
Amerikan askerlerinin çok iyi korunacağını anladım ve ve işgali Bağdat'ın içinden izlemeye karar verdim.הבנתי שחיילי ארה"ב יזכו לסיקור טוב מאד, ולכן החלטתי לסקר את הפלישה מתוך בגדד.
Amerikan askerlerinin çok iyi korunacağını anladım ve ve işgali Bağdat'ın içinden izlemeye karar verdim.أدركت بأن القوات الأمريكية ستكون مغطاة بشكل جيد، لذا فقد قررت تغطية الغزو من داخل بغداد.
Amerikan askerlerinin çok iyi korunacağını anladım ve ve işgali Bağdat'ın içinden izlemeye karar verdim.そこで私は侵攻をバグダッド内部から取材しようと決めました
Ancak daha sonradan "kalite kontrol" dğer bir deyişle " KK" dediğini anladım.Baru kemudian saya menyadari apa yang dia katakan "QC," atau Quality Control (Pengendalian Mutu)
Ancak daha sonradan "kalite kontrol" dğer bir deyişle " KK" dediğini anladım.Chỉ sau đó, tôi nhận ra rằng cô đã có nói "QC", hay kiểm soát chất lượng.
Ancak daha sonradan "kalite kontrol" dğer bir deyişle " KK" dediğini anladım.Csak sokkal később jöttem rá, hogy amit mondott, az "QC" [quality control], vagyis minőség-ellenőrzés.
Ancak daha sonradan "kalite kontrol" dğer bir deyişle " KK" dediğini anladım.Erst später erkannte ich, dass sie sagte "QC" oder auch Qualitätskontrolle.
Ancak daha sonradan "kalite kontrol" dğer bir deyişle " KK" dediğini anladım.Mult mai târziu mi-am dat seama că spunea "QC" - controlul calității.
Ancak daha sonradan "kalite kontrol" dğer bir deyişle " KK" dediğini anladım.Później zorientowałam się, że mówiła "QC", quality control (kontrola jakości).
Ancak daha sonradan "kalite kontrol" dğer bir deyişle " KK" dediğini anladım.전 나중에서야 그녀가 했던말이 품질관리의 약자인 "QC" 라는 것을 알게되었습니다.
Ancak daha sonradan "kalite kontrol" dğer bir deyişle " KK" dediğini anladım.'qiu xi'. Pas veel later besefte ik dat ze "QC", of kwaliteitscontrole, had gezegd.
Ancak daha sonradan "kalite kontrol" dğer bir deyişle " KK" dediğini anladım."qiu xi". Šele dosti kasneje sem ugotovila, da je s tem mislila "QC" ali nadzor kakovosti.
Ancak daha sonradan "kalite kontrol" dğer bir deyişle " KK" dediğini anladım."qiu xi". Só mais tarde percebi que ela tinha dito "CQ" ou "controlo de qualidade".

İlgili Sayfalar