anladım ile cümle
anladım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Böylece tabi ki anladım.Oczywiście, teraz rozumiem.
Böylece tabi ki anladım.Portanto, evidentemente, compreendi.
Böylece tabi ki anladım.Samozrejme, chápal som to.
Böylece tabi ki anladım.Samozřejmě, porozuměl jsem.
Böylece tabi ki anladım.Tehát, persze, megértettem.
Böylece tabi ki anladım.Thế là tất nhiên, tôi hiểu.
Böylece tabi ki anladım. Ve yeni bir prensip getirdik, tamamen farklı, yeni bir prensip.Я понял это, и тогда мы начали новую политику, полностью противоположную прежней.
Böylece tabi ki anladım.Y por supuesto que comprendí.
Böylece tabi ki anladım.Φυσικά, το αντιλήφθηκα.
Böylece tabi ki anladım.И така, аз разбирах всичко.
Böylece tabi ki anladım.אודות לעבודה.
Böylece tabi ki anladım.لذلك طبعا، فهمت.
Böylece tabi ki anladım.私たちは新たな方針を打ち出しました
Bu bana ilham verdi. Binanın ön yüzüne baktım -70 pencere vardı- ve yapmam gerektiğini anladım.70개의 창문들로 덮여진 빌딩을 바라보며
Bu bana ilham verdi. Binanın ön yüzüne baktım -70 pencere vardı- ve yapmam gerektiğini anladım.Pri pohľade na celú fasádu - bolo tam spolu 70 okien - som vedel, čo musím urobiť.
Bu bana ilham verdi. Binanın ön yüzüne baktım -70 pencere vardı- ve yapmam gerektiğini anladım.כשמסתכלים על חזית הבניין- יש סה"כ 70 חלונות -
Bu develere dikkatle bakın, evcilleştirilmişler. Nereden mi anladım, üzerlerine semer vurulmuş, eyerleri var.Są to udomowione wielbłądy i mają na sobie siodła.
Bu hikaye anlatım aracını ilk defa gerçekten "Nemo'yu Bulmak" filmini Bob Peterson'la yazarken anladım.Empecé a entender cabalmente esta herramienta narrativa cuando escribí junto a Bob Peterson "Buscando a Nemo".
Bu hikaye anlatım aracını ilk defa gerçekten "Nemo'yu Bulmak" filmini Bob Peterson'la yazarken anladım.Ik begon deze manier van vertellen pas echt te begrijpen toen ik met Bob Peterson "Finding Nemo" schreef.
Bu hikaye anlatım aracını ilk defa gerçekten "Nemo'yu Bulmak" filmini Bob Peterson'la yazarken anladım.Tôi lần đầu hiểu ra công cụ kể chuyện này khi viết cùng Bob Peterson "Đi tìm Nemo."
Bu hikaye anlatım aracını ilk defa gerçekten "Nemo'yu Bulmak" filmini Bob Peterson'la yazarken anladım.Впервые я по-настоящему понял этот приём повествования, когда работал с Бобом Петерсоном над "В поисках Немо".
"Bu makinenin ne yaptığını anladım ve bu makinenin geleceğini anlıyorum" diye konuşan tek kişiydi."Capisco quello che fa, e capisco il futuro di questa macchina."
"Bu makinenin ne yaptığını anladım ve bu makinenin geleceğini anlıyorum" diye konuşan tek kişiydi."Chápu, co ten přístroj dělá a věřím v jeho budoucnost."
"Bu makinenin ne yaptığını anladım ve bu makinenin geleceğini anlıyorum" diye konuşan tek kişiydi."Értem mit csinál, és látom ennek a gépnek a jövőbeli felhasználását."
"Bu makinenin ne yaptığını anladım ve bu makinenin geleceğini anlıyorum" diye konuşan tek kişiydi."Eu compreendo o que isto faz, eu compreendo o futuro desta máquina."
"Bu makinenin ne yaptığını anladım ve bu makinenin geleceğini anlıyorum" diye konuşan tek kişiydi."Ich verstehe, wie das geht und ich verstehe die Zukunft dieser Maschine."
"Bu makinenin ne yaptığını anladım ve bu makinenin geleceğini anlıyorum" diye konuşan tek kişiydi.그가 설계한 기계의 기능성과 미래에 대해 알아준 사람이었습니다
"Bu makinenin ne yaptığını anladım ve bu makinenin geleceğini anlıyorum" diye konuşan tek kişiydi."Rozumiem, do czego to jest i wiem jaką to ma przyszłość".
"Bu makinenin ne yaptığını anladım ve bu makinenin geleceğini anlıyorum" diye konuşan tek kişiydi."Saya tahu apa yang dilakukan mesin itu, dan masa depan mesin itu,"
"Bu makinenin ne yaptığını anladım ve bu makinenin geleceğini anlıyorum" diye konuşan tek kişiydi."Yo entiendo lo que esto hace, y entiendo el futuro de esta máquina".
"Bu makinenin ne yaptığını anladım ve bu makinenin geleceğini anlıyorum" diye konuşan tek kişiydi.Ze is de enige persoon in zijn leven die die machine echt begreep en er de mogelijkheden van inzag.
"Bu makinenin ne yaptığını anladım ve bu makinenin geleceğini anlıyorum" diye konuşan tek kişiydi."Καταλαβαίνω τι κάνει όπως καταλαβαίνω και το μέλλον αυτής της μηχανής".
"Bu makinenin ne yaptığını anladım ve bu makinenin geleceğini anlıyorum" diye konuşan tek kişiydi."Разбирам какво това прави, и разбирам бъдещето на тази машина."
"Bu makinenin ne yaptığını anladım ve bu makinenin geleceğini anlıyorum" diye konuşan tek kişiydi."Я понимаю, что эта машина делает, и я вижу, какое у этой машины будущее".
"Bu makinenin ne yaptığını anladım ve bu makinenin geleceğini anlıyorum" diye konuşan tek kişiydi.שאומר, "אני מבינה מה זה עושה, ואני מבינה מה צופן העתיד למכונה זו."
"Bu makinenin ne yaptığını anladım ve bu makinenin geleceğini anlıyorum" diye konuşan tek kişiydi.الذي قال، "أفهم ما يقوم به هذا، وأدرك مستقبل هذه الآلة."
"Bu makinenin ne yaptığını anladım ve bu makinenin geleceğini anlıyorum" diye konuşan tek kişiydi.この機械の未来が分かる」 私たちは彼女に多くを負っています バベッジが作ろうとしていた
Bunu kelime anlamıyla anladım, ve bisiklet kaskımı aldım, projektörün daha iyi oturması için tepesini kestim.Am luat-o adevăratul sens al cuvântului.
Bunu kelime anlamıyla anladım, ve bisiklet kaskımı aldım, projektörün daha iyi oturması için tepesini kestim.Én szó szerint értelmeztem, fogtam a biciklis sisakomat, kivágtam, hogy a projektort bele tudjam tenni.
Bunu kelime anlamıyla anladım, ve bisiklet kaskımı aldım, projektörün daha iyi oturması için tepesini kestim.Ik nam het letterlijk, en nam mijn fietshelm, maakte een insnijding zodat de projector er goed in past.
Bunu kelime anlamıyla anladım, ve bisiklet kaskımı aldım, projektörün daha iyi oturması için tepesini kestim.저는 실제로, 자전거 헬멧을 약간 잘라내어 그 안에 프로젝터를 끼워 넣어 보았습니다.
Bunu kelime anlamıyla anladım, ve bisiklet kaskımı aldım, projektörün daha iyi oturması için tepesini kestim.Levei isso à letra, e peguei no meu capacete, fiz um pequeno corte para o projetor encaixar bem.
Bunu kelime anlamıyla anladım, ve bisiklet kaskımı aldım, projektörün daha iyi oturması için tepesini kestim.Vzal jsem to do slova. Vzal jsem helmu na kolo, trochu jsem jí upravil, aby na ní projektor dobře držel.
Bunu kelime anlamıyla anladım, ve bisiklet kaskımı aldım, projektörün daha iyi oturması için tepesini kestim.Wziąłem do bardzo dosłownie. Wykorzystałem kask rowerowy. Wyciąłem w nim miejsce na projektor.
Bunu kelime anlamıyla anladım, ve bisiklet kaskımı aldım, projektörün daha iyi oturması için tepesini kestim.Το πήρα κυριολεκτικά, και πήρα το κράνος του ποδηλάτου μου, έκανα μια μικρή τομή ώστε να χωράει ο προτζέκτορας
Bunu kelime anlamıyla anladım, ve bisiklet kaskımı aldım, projektörün daha iyi oturması için tepesini kestim.Собственно, так я и сделал — взял мотоциклетный шлем и проделал в нём отверстие для проектора.
Bunu kelime anlamıyla anladım, ve bisiklet kaskımı aldım, projektörün daha iyi oturması için tepesini kestim.לקחתי את זה פשוטו כמשמעו, ונטלתי את קסדת האופניים שלי, עשיתי חתך קטן כאן כך שהמקרן יוכל לשבת היטב.
Bunu kelime anlamıyla anladım, ve bisiklet kaskımı aldım, projektörün daha iyi oturması için tepesini kestim.فكرت فيها حرفياً، فأخذت خوذة دراجتي ووضعت فتحة في أعلاها لكي أثبت عليها البروجكتور جيدا
Bunu kelime anlamıyla anladım, ve bisiklet kaskımı aldım, projektörün daha iyi oturması için tepesini kestim.切り込みを入れて プロジェクタがうまく載るようにしました そうやって デジタル情報で
Bunun işe yaramayacağını anladım.Asa ca mi-am dat seama ca lucrurile nu vor functiona in felul acesta.
Bunun işe yaramayacağını anladım.Así que descubrí que esto no iba a funcionar.
Bunun işe yaramayacağını anladım.Assim, apercebi-me que esse método não ia resultar.
Bunun işe yaramayacağını anladım. Doktor bir arkadaşımla görüşmeye gittim. Ona nasıl yapabilirim diye sordum.Я понял, что это никогда не получится, и пошел к своему другу, врачу, и спросил его, как мне этого добиться?
Bunun işe yaramayacağını anladım.E mi sono reso conto che le cose non avrebbero funzionato.
Bunun işe yaramayacağını anladım.Ich habe also eingesehen, dass es so auf keinen Fall funktionieren würde.
Bunun işe yaramayacağını anladım.Ik realiseerde me dat dit nooit zou gaan werken.
Bunun işe yaramayacağını anladım.저는 일이 완전히 잘못되고 있음을 알았습니다.
Bunun işe yaramayacağını anladım.Là, j'ai réalisé que ça ne marcherait absolument pas.
Bunun işe yaramayacağını anladım.Rájöttem, hogy ez egyáltalán nem fog működni.
Bunun işe yaramayacağını anladım.Så jag insåg att det verkligen inte skulle fungera.