anladı ile cümle
anladı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Aah, neden bahsettiğini anladım.Aah, aku tau apa yang kamu cari.
Aah, neden bahsettiğini anladım.Aah, io so che cosa stai cercando.
Aah, neden bahsettiğini anladım. Ama ben onu uzun, çok uzun bir süredir kullanmamıştım. Ne?Mollly?
Aah, neden bahsettiğini anladım.Ja. Jeg ved hvad du leder efter.
Aah, neden bahsettiğini anladım.아, 네가 뭘 찾는지 알겠구나
Aah, neden bahsettiğini anladım.Pohoda!
Aah, neden bahsettiğini anladım.نعم .. اعلم ما الذى تبحث عنه .
Aah, neden bahsettiğini anladım.長い間使ってないんだよなあ
Aa, şimdi anladım.Ach tak...
Aa, şimdi anladım. -Beni hatırladınız mı?Jag förstår... -Minns du mig?
Aa, şimdi anladım. -Beni hatırladınız mı?Javel ... - Kan du huske mig?
Aa, şimdi anladım. -Beni hatırladınız mı?- ¿Te acuerdas de mí?
Aa, şimdi anladım.Estou a ver.
Aa, şimdi anladım.Oh, capisco.
Aa, şimdi anladım.А, понятно.
Abim Panaki Bose matematiği bile zar zor anladığım halde bana atomları anlatmak için saatlerini harcardı.제 오빠인 파나키 보스는 저한테 원자에 대해 몇시간 동안이나 설명을 했어요, 그때 저는 기본적인 대수학도 잘 모를때였어요.
Abim Panaki Bose matematiği bile zar zor anladığım halde bana atomları anlatmak için saatlerini harcardı.Mi hermano mayor, Panaki Bose, pasó horas hablándome de átomos cuando yo apenas entendía el álgebra elemental.
Abim Panaki Bose matematiği bile zar zor anladığım halde bana atomları anlatmak için saatlerini harcardı.אחי הגדול פנאקי בוס בילה שעות מזמנו כדי להסביר לי אטומים כשבקושי הבנתי אז אלגברה פשוטה.
Abim Panaki Bose matematiği bile zar zor anladığım halde bana atomları anlatmak için saatlerini harcardı.أخي الأكبر باناكي بوز أمضى ساعات من وقته ليشرح لي الذرات .عندما كنت بالكاد أفهم أساسيات علم الجبر
Abim Panaki Bose matematiği bile zar zor anladığım halde bana atomları anlatmak için saatlerini harcardı.代数の初歩もよく知らない私に 原子とは何か説明しようと 長い時間つきあってくれました 両親には科学フェアのプロジェクトをやるたびに迷惑をかけました
Ağır geliyor insanlara. Anladık Hristiyanlar, Yahudiler söylemez.الناس تجد صعوبة في قولها . حسنا ، نحن نفهم أن المسيحيين واليهود
Ah, sorun değil hayır. Anladım. Biliyor musun, ben kendim bir röportaj yapabilirsiniz.オーケー。 私は助けを必要としない。 まあ、私はちょうど1つのより多くのキスを持つことができますか?
Ah, sorun değil hayır. Anladım.اه، أي هذا ما يرام. حصلت عليه.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Bola som zmätená, trochu rozčarovaná a nahnevaná, ako keby som niečo zle pochopila.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Cítila jsem zklamání, trochu i marnost a zlost, jak kdybych snad něco zle pochopila.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Deci mă simțeam confuză, puțin frustrată și supărată, de parcă aș fi înțeles ceva greșit din chestia asta.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Então senti-me confusa, um pouco frustrada e zangada, como que se tivesse percebido mal qualquer coisa aqui.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Je me sentais perdue, un peu frustrée et en colère, comme si j'avais loupé quelque chose.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.그래서 혼란스러웠고 조금 실망스럽고 화도 났습니다. 제가 무언가를 잘못 이해한 것이 아닌가하고 말이죠.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Lalu saya sangat bingung, sedikit frustrasi dan marah, mungkin saya keliru memahami sesuatu disini.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Me sentía confundida, un poco frustrada y enojada; quizás yo había malinterpretado algo.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Olin hämmentynyt, vähän turhautunut ja vihainen, ehkä olin ymmärtänyt jotain väärin.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Poczułam się zagubiona, nieco sfrustrowana i zła, jakbym czegoś tutaj nie zrozumiała.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Quindi mi sono sentita confusa, un po' frustrata e arrabbiata, come se avessi frainteso qualcosa.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.So war ich verwirrt, ein wenig frustieriert und ärgerlich, wie als hätte ich vielleicht etwas missverstanden.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Tehát zavarodott voltam, frusztrált és mérges, hogy talán valamit nem értek egészen jól.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Tôi cảm thấy mơ hồ, thất vọng và giận dữ, có lẽ là tôi hiểu nhầm cái gì ở đây.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Zato sem se počutila zmedeno, rahlo frustrirano in jezno, kot da nečesa nisem razumela.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Οπότε ένιωσα μπερδεμένη, λίγο απογοητευμένη και θυμωμένη σαν να μην είχα καταλάβει κάτι.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.От това се почувствах объркана, малко разстроена и ядосана, като че може би аз не бях разбрала нещо.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.Я была растеряна, немного разочарована и зла, словно я что-то недопоняла во всем этом.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.הייתי מבולבלת, קצת מתוסכלת וכעסתי. חשבתי שאולי לא הבנתי משהו.
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.لذا شعرت بالتشويش .. والاحباط .. والغضب كما لو أنني اسأت فهم شيئ هنا
Aklım karışmış, içimi bir yılgınlık ve öfke kaplamıştı ve birşeyleri yanlış anladığımı düşünmeye başlamıştım.何か私が誤解しているように思えて 気後れしてしまいました
[Ali] İyi, anladınVi kan også dele dem op i 8 grupper af 2. .
[Ali] İyi, anladın Yani bu 8'li 2 grup veya 8'li iki sıraSim atualmente.
[Ali] İyi, anladınサル: では,これは 8 の要素の 2 つのグループ,
Allah'ım! Allah'ım! Anladım.ايغو, ايغو, اعلم
Alnımın mavi olduğunu anladığımda ışıklar sönünce ayrılıyorum. -Dès que je me rends compte que j'ai un front bleu, quand les lumières sont éteintes, je partirai.
Alnımın mavi olduğunu anladığımda ışıklar sönünce ayrılıyorum.Heti kun tajuan että minulla on sininen otsa kun valot
Alnımın mavi olduğunu anladığımda ışıklar sönünce ayrılıyorum. -I kiedy tylko zorientuję się, że mam niebieskie czoło, wyjdę, kiedy zgasną światła.
Alnımın mavi olduğunu anladığımda ışıklar sönünce ayrılıyorum. -Non appena realizzo che ho la fronte blu, quando le luci vengono spente, me ne vado.
Alnımın mavi olduğunu anladığımda ışıklar sönünce ayrılıyorum.Веднага щом разбера, че челото ми е синьо, когато
Alnımın mavi olduğunu anladığımda ışıklar sönünce ayrılıyorum.明かりの消えた際に、部屋を出ます。
Alnımın mavi olduğunu anladıysam, ışıklar sönükken odadan ayrılacağım. -Apoi, daca stiu ca am fruntea albastra va trebui sa parasesc camera cat timp este lumina stinsa.
Alnımın mavi olduğunu anladıysam, ışıklar sönükken odadan ayrılacağım. -A potom , když vím že mám modré čelo zatímco jsou světla zhasnuté, opustil bych místnost.
Alnımın mavi olduğunu anladıysam, ışıklar sönükken odadan ayrılacağım. -E poi, se so di avere la fronte blu, mentre le luci sono spente, esco dalla stanza.
Alnımın mavi olduğunu anladıysam, ışıklar sönükken odadan ayrılacağım. -Et puis, si je sais que j'ai un front bleu, tandis que les lumières sont éteintes, je vais quitter la salle.
Alnımın mavi olduğunu anladıysam, ışıklar sönükken odadan ayrılacağım. -I wtedy, jeśli wiem już, że mam niebieskie czoło, opuszczam pokój, kiedy światła są wyłączone.
Alnımın mavi olduğunu anladıysam, ışıklar sönükken odadan ayrılacağım. -Ja sitten, jos tiedän otsani olevan sininen sillä aikaa kun valot ovat pois, lähden huoneesta.
İlgili Sayfalar