Aniden gitme sebebini anlayamıyorum.I can't understand why he left so suddenly.
Yaptığım ironiyi anlamayan tek kişi sensin.You're the only one who didn't understand the irony of what I said.
Hayır, anlamıyorum.No, I don't understand.
Onun ne yapmamı istediğini anlamıyorum.I don't understand what she wants me to do.
Bu cümlenin tam anlamını anlamıyorum.I do not understand the exact meaning of this sentence.
Ben zorlukla kim kimdi anlatabildim.I could hardly tell who was who.
Onların konuşması Fransızca olduğu için bir kelime anlamadım.Since their conversation was in French, I couldn't understand a word.
Onu yapmanın avantajını anlayamıyorum.I can't see the advantage of doing that.
Tom sırrını bana anlattı.Tom told me his secret.
Şimdi hepsi bir anlam ifade ediyor.It all makes sense now.
Onun ne dediğini anlamadım.I don't understand what he said.
Ben anlamını anlayamıyorum.I can't understand the meaning.
Teşekkürler, her şeyi anladım.Thanks, I understood everything.
Özyinelemeyi anlamak için önce özyinelemeyi anlamalısın.To understand recursion you first need to understand recursion.
İma ettiğin şeyi anladım.I see what you did there.
Yarın sana anlatacağım.I will tell you tomorrow.
Tüm bunları bana niye anlatıyorsun?Why are you telling me all this?
Bana geçmiş tıbbi hikayeni anlatır mısın?Can you tell me your past medical history?
AIDS "Edinilmiş Bağışıklık Yetersizliği Sendromu" anlamına gelir.AIDS means "Acquired Immune Deficiency Syndrome".
Bir sözcüğün anlamını bilmediğin zaman bir sözlüğe bakmalısın.You should consult a dictionary when you don't know the meaning of a word.
Kimse senin mektubunu anlayamaz.No one can understand your letter.
Mutlu ve önemli anlarımızı paylaştık.We shared happy and important moments.
Çabaların anlamsız.Your efforts are futile.
İnsanlar aslında onları anlayabilir.People can actually understand them.
Bu, anlamsız şiddetti.This was senseless violence.
Hmm, bence bir şey oldu. Bir saniye bekle, onu anlamaya çalışacağım.Hmm, I think something happened. Wait a second, I will try to figure it out.
Limonlar karşılıksız bir aşk anlamına gelirken portakallar mutlu bir aşk anlamına gelir,Oranges signify a happy love, while lemons - an unrequited one.
Sana anlatacak uzun bir hikayem var.We have a long story to tell you.
Şimdi anlamaya başlıyorum.Now I begin to understand.
Onun kulağına tatlı ama anlamsız şeyler fısıldadı.He whispered sweet nothings into her ear.
Kulağına güzel ama anlamsız sözler fısıldadı.He whispered sweet nothings into her ear.
Ben onun aksanını anlayamadım.I couldn't understand her accent.
Tom yaşamın anlamını anlamak istiyor.Tom wants to understand the meaning of life.
Benim yaşıma geldiğinizde ne demek istediğimi anlayacaksın.When you get to be my age, you'll understand what I mean.
Onun onu anlayabilecek birine ihtiyacı var.She needs someone who is able to understand her.
İki bilim adamı bilinmeyen bir Tibet ifadesinin anlamı üzerinde tartıştı.The two scholars wrangled over the meaning of an obscure Tibetan phrase.
Onların ne düşündüklerini anlayamıyorum.I can't understand what they were thinking.
Tom bana senin hakkında çok şey anlattı.Tom has told me a lot about you.
Ben de anlamıyorum.I don't understand either.
Sen onun ne söylediğini anladın mı?Did you catch what he said?
Bir dili tamamen bilmek o dili konuşan insanları tamamen bilmek anlamına gelir.Knowing a language fully means knowing fully the people who speak that language.
"SSCB" " Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği" anlamına gelir."USSR" stands for "Union of Soviet Socialist Republics".
Onun sözleri anlamsız.His words are meaningless.
Bir sonraki hikayeyi anlatmak ister misin?Would you like to tell the next story?
Neredeyse her şeyi anladım.I understood almost everything.
Ben sadece birinin neden böyle bir şey yapacağını anlamaya çalışıyorum.I'm just trying to figure out why someone would do such a thing.
Buraya artık neden kimsenin gelmediğini anlayamıyorum.I can't figure out why nobody comes here anymore.
Bu yanlış anlaşılıyor.This is being misunderstood.
O, yaşamının son anlarında bana bir mektup verdi.He gave me a letter in his last moments of life.
Onun mantığını anlayamadık.We couldn't understand her logic.
Ben bile anlamıyorum.Even I don't understand.
Anlatı boşluklarla dolu.The story is full of holes.
Onun söylediğinden bir sözcük bile anlamıyorum.I don't understand a word of what he says.
Anlatmanın yolu yok.There's no way to tell.
O, yaşamın anlamını bilmiyor.He doesn't know the meaning of life.
Biri ona tüm gerçeği anlattı.Somebody told her the whole truth.
O bana senin hakkında çok şey anlattı.She told me a lot about you.
Neden bunu bana şimdi anlatıyorsun?Why are you telling this to me now?
Belki o sana daha fazla anlatabilir.Maybe she can tell you more.
Onlar cep telefonlarının nasıl çalıştığını anlamıyorlar.They do not understand how mobile phones work.