anlaşmazlık ile cümle
anlaşmazlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Petrol sızıntıları, çevresel felaketler, su hakları anlaşmazlıkları, ayrılıkçı cumhuriyetler,هنالك تدفقات بترولية، كوارث طبيعية، إختلافات حول حقوق إستغلال الماء، دول منشقة،
Petrol sızıntıları, çevresel felaketler, su hakları anlaşmazlıkları, ayrılıkçı cumhuriyetler,飢饉、絶滅危惧種、 宇宙の危機や地球温暖化。
Şimdi siyasi tutun ifade özgürlüğü her yerde izin toprak anlaşmazlıkları tom olmayan silahlar çözülebilir지금은 정치적으로 개최 언론의 자유는 어디 에나 허용 토지 분쟁은 톰 아닌 총기에 의해 해결
Şimdi siyasi tutun ifade özgürlüğü her yerde izin toprak anlaşmazlıkları tom olmayan silahlar çözülebilirla liberté d'expression permise partout
Şimdi siyasi tutun ifade özgürlüğü her yerde izin toprak anlaşmazlıkları tom olmayan silahlar çözülebilirLandstreitigkeiten von Tom nicht-Kanonen gelöst im Januar 1946
Şimdi siyasi tutun ifade özgürlüğü her yerde izin toprak anlaşmazlıkları tom olmayan silahlar çözülebilirעכשיו להחזיק פוליטית חופש הביטוי מותר בכל מקום סכסוכי קרקעות נפתרה מאת טום שאינם רובים
Şimdi siyasi tutun ifade özgürlüğü her yerde izin toprak anlaşmazlıkları tom olmayan silahlar çözülebilirيعقد الآن من الناحية السياسية يسمح بحرية التعبير في كل مكان حل النزاعات على الأراضي من قبل المدافع غير توم
Şimdi siyasi tutun ifade özgürlüğü her yerde izin toprak anlaşmazlıkları tom olmayan silahlar çözülebilirどこでも許可された言論の自由 トム以外の銃によって解決の土地紛争 1月1946年における
Sosyal becerilerle: Arkadaş edinme, anlaşmazlıkları çözme, cana yakın ve kibar olmak.Bueno, hay habilidades sociales: hacer amigos, solucionar conflictos, ser agradable y educado.
Sosyal becerilerle: Arkadaş edinme, anlaşmazlıkları çözme, cana yakın ve kibar olmak.Eh bien, il y a des aptitudes sociales : se faire des amis, résoudre les conflits, être poli et agréable.
Sosyal becerilerle: Arkadaş edinme, anlaşmazlıkları çözme, cana yakın ve kibar olmak.Ei bine, există abilităţi sociale: să-ţi faci prieteni, să rezolvi conflicte, să fii drăguţ şi politicos.
Sosyal becerilerle: Arkadaş edinme, anlaşmazlıkları çözme, cana yakın ve kibar olmak.Há técnicas sociais: travar amizades, resolver conflitos, ser simpático e bem-educado.
Sosyal becerilerle: Arkadaş edinme, anlaşmazlıkları çözme, cana yakın ve kibar olmak.Są takie umiejętności społeczne: nawiązywanie przyjaźni, rozwiązywanie konfliktów, dobre maniery.
Sosyal becerilerle: Arkadaş edinme, anlaşmazlıkları çözme, cana yakın ve kibar olmak.Vâng, có những kỹ năng xã hội: kết bạn, giải quyết xung đột, cư xử dễ chịu và lịch sự.
Sosyal becerilerle: Arkadaş edinme, anlaşmazlıkları çözme, cana yakın ve kibar olmak.Нужны навыки общения: умение заводить друзей, разрешать конфликты, быть вежливым и приятным.
Üstünlüğünü, etnik gruplar ve uluslar arasında anlaşmazlık ve çatışma yaratarak yaymaya çalışır.Il vise à étendre sa domination en répandant la discorde et les conflits entre ethinc groupes et nations.
Üstünlüğünü, etnik gruplar ve uluslar arasında anlaşmazlık ve çatışma yaratarak yaymaya çalışır.征服欲を広げるのです。 物質主義は、権力、富、科学、テクノロジーを限られたグループに独占させる事を目指します。
Ve bu hesaplamalar konusunda anlaşmazlık bulunmamakta.A táto kalkulácia nie je sporná.
Ve bu hesaplamalar konusunda anlaşmazlık bulunmamakta.A že kalkulace není sporná.
Ve bu hesaplamalar konusunda anlaşmazlık bulunmamakta.Dan perhitungan itu tidak banyak dipersoalkan.
Ve bu hesaplamalar konusunda anlaşmazlık bulunmamakta.Die Berechnung ist wenig strittig.
Ve bu hesaplamalar konusunda anlaşmazlık bulunmamakta.És ezt a számítást nem is nagyon vitatják.
Ve bu hesaplamalar konusunda anlaşmazlık bulunmamakta.Et ce calcul n'est pas tellement discutable.
Ve bu hesaplamalar konusunda anlaşmazlık bulunmamakta.그리고 저 계산은 크게 논쟁거리가 되지도 않는다.
Ve bu hesaplamalar konusunda anlaşmazlık bulunmamakta.Şi acest calcul nu prea este contestat.
Ve bu hesaplamalar konusunda anlaşmazlık bulunmamakta.Ta kalkulacja nie jest sprawą dyskusyjną.
Ve bu hesaplamalar konusunda anlaşmazlık bulunmamakta.Và tính toán đó là không phải bàn cãi.
Ve bu hesaplamalar konusunda anlaşmazlık bulunmamakta.Y ese cálculo no se discute mucho.
Ve bu hesaplamalar konusunda anlaşmazlık bulunmamakta.А това изчисление не е много спорно.
Ve bu hesaplamalar konusunda anlaşmazlık bulunmamakta.И по поводу расчётов практически нет разногласий.
Ve bu hesaplamalar konusunda anlaşmazlık bulunmamakta.ואין כל כך ויכוח באשר לחישוב הזה.
Ve bu hesaplamalar konusunda anlaşmazlık bulunmamakta.و هذه الحسابات ليست محل نزاع.
Ve bu hesaplamalar konusunda anlaşmazlık bulunmamakta.健全かどうかは議論の余地がありそうですが 影響力の大きさは本物です(笑)
Yani sadece bir tarafa seçenek verirseniz, gerilim ya da anlaşmazlık ortaya çıkar.Deci, dacă adresați problema unilateral, vor apărea tensiuni si frecușuri.
Yani sadece bir tarafa seçenek verirseniz, gerilim ya da anlaşmazlık ortaya çıkar.Donc si vous donnez juste le choix à l'un ou l'autre, vous créez une tension ou une friction.
Yani sadece bir tarafa seçenek verirseniz, gerilim ya da anlaşmazlık ortaya çıkar.Dus als je slechts een kant of de andere kiest, krijg je frictie of spanning.
Yani sadece bir tarafa seçenek verirseniz, gerilim ya da anlaşmazlık ortaya çıkar.Jadi jika Anda hanya memberikan pada satu pihak, -akan ada tekanan atau gesekan.
Yani sadece bir tarafa seçenek verirseniz, gerilim ya da anlaşmazlık ortaya çıkar.그래서 권리를 한 쪽에 줘버리면 긴장과 마찰이 생길겁니다.
Yani sadece bir tarafa seçenek verirseniz, gerilim ya da anlaşmazlık ortaya çıkar.Per cui, dando solo ad una delle parti, si creeranno tensioni o scontri.
Yani sadece bir tarafa seçenek verirseniz, gerilim ya da anlaşmazlık ortaya çıkar.Så hvis man kun giver til den ene eller den anden side, så vil du have spændinger imellem dem.
Yani sadece bir tarafa seçenek verirseniz, gerilim ya da anlaşmazlık ortaya çıkar.Så om du ger till endast den ena eller andra sidan kommer du att mötas av motstånd.
Yani sadece bir tarafa seçenek verirseniz, gerilim ya da anlaşmazlık ortaya çıkar.Si se opta por uno y no por otro, se obtendrá tensión o fricción.
Yani sadece bir tarafa seçenek verirseniz, gerilim ya da anlaşmazlık ortaya çıkar.Takže pokud to umožníte jen jedné straně, způsobíte napětí a rozdělení.
Yani sadece bir tarafa seçenek verirseniz, gerilim ya da anlaşmazlık ortaya çıkar.Wenn sie nur einer Seite die Wahl geben, entstehen Spannungen oder Probleme.
Yani sadece bir tarafa seçenek verirseniz, gerilim ya da anlaşmazlık ortaya çıkar.Więc dając go jednej ze stron, pojawią się napięcia lub tarcia.
Yani sadece bir tarafa seçenek verirseniz, gerilim ya da anlaşmazlık ortaya çıkar.Έτσι, αν δώσουμε την επιλογή είτε στη μία πλευρά είτε στην άλλη, θα έχουμε εντάσεις και συγκρούσεις.
Yani sadece bir tarafa seçenek verirseniz, gerilim ya da anlaşmazlık ortaya çıkar.Затова, ако дадете предимство само на едната или на другата страна, ще има напрежение или търкания.
Yani sadece bir tarafa seçenek verirseniz, gerilim ya da anlaşmazlık ortaya çıkar.Поэтому если вы дадите выбор только одной из сторон, вы получите напряжённость или разногласия.
Yani sadece bir tarafa seçenek verirseniz, gerilim ya da anlaşmazlık ortaya çıkar.Тому якщо ви надасте перевагу одній стороні, то викличете напруження і незгоду іншої сторони.
Yani sadece bir tarafa seçenek verirseniz, gerilim ya da anlaşmazlık ortaya çıkar.כך שאם אתה סתם נותן לצד אחד או לאחר, יווצר לך מתח או חיכוך.
Yani sadece bir tarafa seçenek verirseniz, gerilim ya da anlaşmazlık ortaya çıkar.حتى إذا كنت تعطي لمجرد جانب واحد أو آخر ، سيكون لديك توتر أو احتكاك.
Yani sadece bir tarafa seçenek verirseniz, gerilim ya da anlaşmazlık ortaya çıkar.緊張や摩擦が生じることになります しかし 双方により多くの選択肢を与えるような方策が見出せれば
Yunuslar aynı zamanda politik hayvanlardır. Dolayısıyla anlaşmazlıkları çözmeleri gerekir.Cá heo cũng là loài vật có tư tưởng chính trị, vì chúng cũng có khuynh hướng giải quyết các xung đột.
Yunuslar aynı zamanda politik hayvanlardır. Dolayısıyla anlaşmazlıkları çözmeleri gerekir.Delfine sind auch politische Tiere, die Konflikte lösen müssen.
Yunuslar aynı zamanda politik hayvanlardır. Dolayısıyla anlaşmazlıkları çözmeleri gerekir.Delfinii sunt și animale politice, fiind nevoiți să-și rezolve conflictele.
Yunuslar aynı zamanda politik hayvanlardır. Dolayısıyla anlaşmazlıkları çözmeleri gerekir.Delfíni jsou také politická zvířata, takže musí řešit konflikty.
Yunuslar aynı zamanda politik hayvanlardır. Dolayısıyla anlaşmazlıkları çözmeleri gerekir.Delfiny interesują się też polityką, więc muszą rozwiązywać konflikty.
Yunuslar aynı zamanda politik hayvanlardır. Dolayısıyla anlaşmazlıkları çözmeleri gerekir.Delfíny sú aj politické zvieratá, pretože medzi sebou musia riešiť spory.
Yunuslar aynı zamanda politik hayvanlardır. Dolayısıyla anlaşmazlıkları çözmeleri gerekir.I delfini sono anche animali politici, quindi devono risolvere i conflitti.
Yunuslar aynı zamanda politik hayvanlardır. Dolayısıyla anlaşmazlıkları çözmeleri gerekir.Les dauphins sont aussi des animaux politiques, ils doivent donc gérer les conflits.