anlaşıldı ile cümle

anlaşıldı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Ancak gerçek kısa sürede anlaşıldı.真相はすぐに判明した。
Ancak içeride kalan 8 işçinin de hayatını kaybettiği anlaşıldı.この出来事で作業員8人が死亡したとされる。
Bu nedenle Sultan Ahmed'in bir an evvel çocuk yapması gerektiği daha iyi anlaşıldı.今思うとサウンドがちょっと前に出過ぎちゃったかしらと。
Şarkı birçok kez yanlış anlaşıldı.歌は何度か茶化して歌われた。
İki filmin bütçesinin 75 milyon dolar olması konusunda anlaşıldı.そして2本の映画で製作費を7500万ドルとすることに合意した。
Polisin elindeki silahın özel bir silah olduğu, depodan izinsiz çıkarıldığı anlaşıldı.別の署員が署内保管庫に拳銃がないことに気付き発覚。
On tane vasiyetname hazırlamış olduğu anlaşıldı.十項目確認書作成。
2007'de suçsuz olduğu anlaşıldı.2007年に再審で無罪判決が確定。
İspanya ve Portekiz’in katılımı ile birlikte Avrupa Tek Pazarı üzerinde anlaşıldı.スペインとポルトガルが欧州通貨制度に加わる。
Yerine ise Jan Mølby ile anlaşıldı.ベン・マッケンジーと表記されることもある。
Ülkücüler koşarak dershaneye gelirken, ihbarın asılsız olduğu anlaşıldı.混乱を避ける為に、いつ・誰が来所するといった情報は非公開であった。
Cipin plakasının sahte olduğu anlaşıldı.覚書は偽造されたもので驚いている。
Bu okulda iken çok güzel bir sesi olduğu anlaşıldığı için müzik eğitimine teşvik edildi.音楽学校で声楽を学んだ後に、演技を学ぶようになった。
En sonunda ise oyuncak satışları için Sega ile anlaşıldı.最後は宝飾品の営業。
Sonunda dava mahkeme dışında anlaşıldı.しかし、最終的な決着は法廷の外で行われた。
Yapılan incelemede, uykusunda kalp krizi geçirerek öldüğü anlaşıldı.報告顯示,他在睡夢中死於心臟病發。
Aralık başında bu kuşatmanın hiç sonuç vermeyeceği iyice anlaşıldı.3月底,他在报告中表示这根本不可能成功。
Daha sonra haberin yanlış olduğu anlaşıldı.后来证实的确情报有误。
Maçtan sonra onun Mickie James olduğu anlaşıldı.但米基玩游戏后才认定他。
Bu konuda yanıldığı, 1951 Mart ayında anlaşıldı.1951年9月,獲釋。
1942'de savaşın bir süre daha devam edeceği anlaşıldı.方先覺,1944衡陽會戰有功。
Gagarin cevap verir: "Anlaşıldı.”毛泽东批示:“照办。
Sonrasında yapılan incelemede sorunun vanalardan birinin açılma komutunu almamasından kaynaklandığı anlaşıldı.后来的调查发现故障因一个阀门没有收到开启指令而发生。
Ancak daha sonra bunun doğru olmadığı anlaşıldı.그러나 그것이 사실과 다르다는 것을 그들은 도착 직후에야 깨달았다.
Fakat onun, Allah düşmanı olduğu kendisince iyice anlaşıldığı zaman ondan vazgeçti.그러나 그들이 자기 죄를 회개하면 하느님께서는 저들을 구원하고 기뻐하실 것이라고 예언했다.
Gagarin cevap verir: "Anlaşıldı.레논이 회고하기를, "우리는 붕괴되었습니다.
6 Aralık günü Wehrmacht ın Moskova'yı almak için çok güçsüz olduğu anlaşıldı ve saldırı durduruldu.그러나 12월 6일, 독일 국방군(독일어: Wehrmacht)은 공격 기세를 계속 유지하며 모스크바를 점령하기에는 너무 전력이 약해진 것이 분명해졌다고 판단했다.
On tane vasiyetname hazırlamış olduğu anlaşıldı.10개의 프엉(坊)으로 구성되어 있다.
Cipin plakasının sahte olduğu anlaşıldı.수록시 제목이 잘못 기재된 것으로 추측됨.
Bu konuda yanıldığı, 1951 Mart ayında anlaşıldı.이로 인하여 개설한지 10개월만인 1951년 3월 1일에 폐지가 되었다.
İki filmin bütçesinin 75 milyon dolar olması konusunda anlaşıldı.영화의 제작에는 2억 6천만 달러가 소요되었다고 보도되었다.
Cipin plakasının sahte olduğu anlaşıldı.בסופו של דבר, מתגלה כי הפסלון מזויף.
Ne var ki kısa süre sonra teorisinin hatalı olduğu anlaşıldı.אולם, בהמשך גילו שהתאוריה הזו אינה נכונה.
Buna rağmen sonuç olarak, suçlunun Pitchfork olduğu anlaşıldı.בניגוד לכל אלו, עם הזמן התברר כי המאובן הוא פטרודקטילוס צעיר.
6 Aralık günü Wehrmacht ın Moskova'yı almak için çok güçsüz olduğu anlaşıldı ve saldırı durduruldu.ב-16 באוקטובר היה ברור לקסלרינג שהמגינים של מלטה חזקים מדי והוא הפסיק את המתקפה.
Daha sonra haberin yanlış olduğu anlaşıldı.בהמשך התברר שמחקר זה שגוי.
Buradan anlaşıldığına göre, Refahiye ve çevresi özellikle hayvancılık ve buna bağlı ürünleriyle ünlüdür.כלל היצירות בספר זה מתייחסות לאדם וליחסיו עם החי והצומח שבסביבתו.
Daha sonraları Güneş’in de sıradan bir yıldız olduğu anlaşıldı.לפיכך, בתחילה לא היה לי ספק כי מדובר בעוד כוכב שבת.
Yapılan incelemede, uykusunda kalp krizi geçirerek öldüğü anlaşıldı.По-късно е потвърдено, че е починал в съня си от инфаркт .
Anlaşıldığı kadarıyla onu resmi olarak affetmiş olan Sezar, gerçekte Cassius'a güvenmiyordu.Въпреки че официално Касий му е простил, Цезар изглежда го е подозирал.
Cömert’e ateş eden silahların Ankara'da pek çok cinayette kullanıldığı anlaşıldı.Гърмежът на оръдията отчетливо се е чувал в Анкара.
Sonunda yanlışlık olduğu anlaşıldı.Оказа се, че греши.
Ancak anlaşıldı ki bu beklenenden zordu ve daha fazla zaman gerektiriyordu.Това очевидно отнема време и прекалено много усилия.
Sonunda TEA and Eazy Money 'nin eski vokali Marc Storace ile anlaşıldı.В крайна сметка, Марк Сторс, участвал по-рано в TEA и Eazy Money, бива нает.
Balıklar ve kuşlar için çok öldürücü olduğu anlaşıldı.Най-слабо процесът се проявява при птиците и рибите.
Fakat Singletary'i öldürenin, daha sonra intihar eden erkek arkadaşı olduğu anlaşıldı.Той ги дал назаем на своя приятел Патрокъл, който скоро след това бил убит.
Anlaşıldığı kadarıyla onu resmi olarak affetmiş olan Sezar, gerçekte Cassius'a güvenmiyordu.Cezar, iako još službeno opraštavši Kasiju, čini se da mu je pogrešno vjerovao.
1 Nisan 1999'da çeşitli kostümleri elden geçirmesi için Ngila Dickson ile anlaşıldı.1. travnja 1999. ekipi se pridružila Ngila Dickson počevši dizajnirati kostime.
Sonunda dava mahkeme dışında anlaşıldı.Slučaj je kasnije riješen izvan suda.
Gagarin cevap verir: "Anlaşıldı.Spojenie potvrdil veliteľ Cockrell slovami: "Zachytenie potvrdené."
Ancak anlaşıldı ki bu beklenenden zordu ve daha fazla zaman gerektiriyordu.Možno to bolo predčasné, možno to ešte chcelo viac času.
Sonraları, yangınları söndürmek için 1,5 milyar dolara mal olan özel şirketlerle anlaşıldı.Sčasoma so ogenj pogasili zasebni pogodbeniki, ki so Kuvajt obremenili za 1,5 milijarde dolarjev.
Ancak daha sonra bunun doğru olmadığı anlaşıldı.Kasneje se je izkazalo, da je to povsem nepotrebno.
Ancak o zamandan sonra ortalıktan kaybolduğu anlaşıldı.Od tedaj se je za njim izgubila vsaka sled.
Anlaşıldığına göre, Samanyolu galaksimiz de çekirdek kısmında böyle bir kara delik içermektedir.Tudi naša Galaksija v svojem jedru gosti vsaj eno takšno telo.
Bunun bir hatalı görüş olduğu Ostrogotlar ordusunun şehir surları önüne geldiği zaman anlaşıldı.Postal je vojaško nesmiseln, ko je bil obkrožen s stavbami novega mesta.
Şarkı birçok kez yanlış anlaşıldı.To je bilo velikokrat napačno razloženo.
Böylece kadının çantayı arama hikâyesinin de aslında hayali olduğu anlaşıldı.Po umoru ugotovi, da je tudi sanjska ženska okostnjak.
Ancak daha sonra bunun doğru olmadığı anlaşıldı.Kaip vėliau paaiškėjo – ne.
Ancak anlaşıldı ki bu beklenenden zordu ve daha fazla zaman gerektiriyordu.Paaiškėjo, kad viskas vyko daug sudėtingiau, nei buvo tikėtasi, o tai pareikalavo daugiau laiko.

İlgili Sayfalar