Ana içeriğe geç
Sözlük

andı ile cümle

andı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
56
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.En hij had een geurige zachtheid, en hij rook een beetje naar lijnzaadolie.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Il avait, vous savez, cette douceur parfumée, ça sentait un peu l'huile de graines de lin.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.In imel je to okusno nežnost in vonj po lanenem olju.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Mělo to svou voňavou jemnost a vonělo trochu lněným olejem.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Miał taką aromatyczną miękkość, pachniał trochę jak olej lniany.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Nos, megvolt az illatos puhasága, és egy kicsit lenolajszagú volt.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Og I ved, den havde denne duftende blødhed, og den lugtede lidt af linolie.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Şi ştiţi, avea o fineţe încântătoare, şi mirosea un pic a ulei de seminţe de in.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Tinha um aroma suave, e cheirava um pouco a óleo de linhaça.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Und, wissen Sie, er hatte diese wohl riechende Weichheit, und er roch ein wenig nach Leinsamenöl.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Un vino delicatamente profumato, con un aroma che ricorda l'olio di lino.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Và bạn biết đấy, nó có một mùi thơm dịu, và có một ít mùi dầu hạt lanh.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.И правда, у него такая мягкость запаха, оно немного пахло льняным маслом.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Притежаваше една ароматна мекота и миришеше малко на масло от ленено семе.
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,(57:5) Яд у них – как яд змеи, как глухого аспида, который затыкает уши свои
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,(58:5) Ils ont un venin pareil au venin d`un serpent, D`un aspic sourd qui ferme son oreille,
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Au o otravă ca otrava unui şarpe, ca otrava unei aspide surzi, care îşi astupă urechea,
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,De ogudaktiga äro avfälliga allt ifrån modersskötet; de lögnaktiga fara vilse ända från sin moders liv.
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,De ugudelige er avveket fra mors fang av; de som taler løgn, farer vill fra mors liv.
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Eltértek a gonoszok fogantatásuk óta; tévelygenek a hazugok anyjok méhétõl kezdve.
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Gift har de i sig som Slangen, den stumme Øgle, der døver sit Øre
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Ihr Wüten ist gleichwie das Wüten einer Schlange, wie die taube Otter, die ihr Ohr zustopft,
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,저희의 독은 뱀의 독 같으며 저희는 귀를 막은 귀머거리 독사같으니
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Luopuneita ovat jumalattomat äidin kohdusta asti, eksyneitä valhettelijat hamasta äidin helmasta.
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Mereka beracun seperti ular berbisa, dan menyumbat telinganya seperti seekor kobra tul
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Nọc độc chúng nó khác nào nọc độc con rắn; Chúng nó tợ như rắn hổ mang điếc lấp tai lại.
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Nọc_độc chúng_nó khác_nào nọc_độc con rắn ; Chúng_nó tợ như rắn hổ_mang điếc lấp tai lại .
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Odłączyli się niezbożnicy zaraz od narodzenia; pobłądzili zaraz z żywota matki swej, mówiąc kłamstwo.
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Sono traviati gli empi fin dal seno materno, si pervertono fin dal grembo gli operatori di menzogna
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Strup imajo podoben kačjemu strupu, so kakor gluh gad, ki si maši uho,
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Têm veneno semelhante ao veneno da serpente; são como a víbora surda, que tapa os seus ouvidos,
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Tienen veneno como veneno de serpiente; son como una cobra sorda que tapa sus oído
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Uchýlili se bezbožníci hned od narození, pobloudili hned od života matky, mluvíce lež.
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Εχουσι φαρμακιον ως το φαρμακιον του οφεως ειναι ομοιοι με την κωφην ασπιδα, ητις φραττει τα ωτα αυτης
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Ядът им е като змийска отрова; Прилича на глухия аспид, който затиква ушите си,
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,חמת למו כדמות חמת נחש כמו פתן חרש יאטם אזנו׃
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,‎لهم حمة مثل حمة الحيّة. مثل الصلّ الاصم يسد اذنه
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,他 們 的 毒 氣 、 好 像 蛇 的 毒 氣 . 他 們 好 像 塞 耳 的 聾 虺
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,他 們 的 毒氣 、 好像 蛇 的 毒氣 . 他 們好像 塞 耳 的 聾虺
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››do zeme hustej tmy jako mrak tône smrti, kde nieto nijakého poriadku, ta, kde je svetlosť ako mrak.
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››Do ziemi ciemnej, jako chmura, i do cienia śmierci, gdzie niemasz przemiany, jedno sama gęsta ciemność.
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››ins Land da es stockfinster ist und da keine Ordnung ist, und wenn's hell wird, so ist es wie Finsternis.
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››이 땅은 어두워서 흑암 같고 죽음의 그늘이 져서 아무 구별이 없고 광명도 흑암 같으니이다
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››Landet med bælgmørkt Mulm, med Mørke og uden Orden, hvor Lyset selv er som Mørket."
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››maahan, jonka pimeys on synkkä pilkkopimeä ja sekasorto ja jossa valkeneminenkin on pimeyttä."
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››negeri yang kelam, penuh bayangan dan kekacauan, di mana terang serupa dengan kegelapan.
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››terra di caligine e di disordine, dove la luce è come le tenebre
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››tierra lóbrega como la oscuridad, de densas tinieblas y desorden, donde lo que brilla es como oscuridad
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››v deželo temnejšo od mraka, kjer je le senca smrti in nered, kjer noč najbolj črna se šteje za svetlost.
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››γην γνοφεραν, ως το σκοτος της σκιας του θανατου, οπου ταξις δεν ειναι, και το φως ειναι ως το σκοτος.
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››в страну мрака, каков есть мрак тени смертной, где нет устройства, где темно, как самая тьма.
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››Земя, мрачна като самата тъмнина, Земя на мрачна сянка и без никакъв ред, Дето виделото е като тъмнина.
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››ארץ עפתה כמו אפל צלמות ולא סדרים ותפע כמו אפל׃
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››ارض ظلام مثل دجى ظل الموت وبلا ترتيب واشراقها كالدجى
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››那 地 甚 是 幽 暗 、 是 死 蔭 混 沌 之 地 . 那 裡 的 光 好 像 幽 暗
Zifiri karanlık diyarına, Ölüm gölgesi, kargaşa diyarına, Aydınlığın karanlığı andırdığı yere.››那 地 甚 是 幽暗 、 是 死 蔭 混沌 之地 . 那裡 的 光 好像 幽暗
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod