Çok sıradışı bir andı.정말 특별한 순간이었습니다
Çok sıradışı bir andı.Това беше наистина изключителен момент.
Çok sıradışı bir andı.Це був дійсно надзвичайний момент.
Çok sıradışı bir andı.Это был действительно необыкновенный момент.
Çok sıradışı bir andı.זה היה באמת רגע יוצא דופן.
Çok sıradışı bir andı.كانت لحظة استثنائية حقا.
Çok sıradışı bir andı.驚くほどの才能を持つ4人の障害者演奏家と私だけでやりました
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.(14:7) Расширятся ветви его, и будет красота его, как маслины, и благоухание от него, какот Ливана.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Jeg vil være Israel som Dug, han skal blomstre som Liljen, Rod skal han slå som en Poppel
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Jeho mládniky sa rozídu, a jeho nádhera bude jako nádhera olivy, a jeho vôňa bude jako vôňa Libanona.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.그 가지는 퍼지며 그 아름다움은 감람나무와 같고 그 향기는 레바논 백향목 같으리니
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Minä olen oleva Israelille kuin kaste, se on kukoistava kuin lilja ja juurtuva syvälle kuin Libanon.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Olyanná leszek Izráelnek, mint a harmat. Virágozni fog, mint a liliom, és gyökeret ver, mint a Libánon.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Ramurile lui se vor întinde; măreţia lui va fi ca a măslinului, şi miresmele lui ca ale Libanului.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Razprostro se njegove veje, in lepota njegova bode kakor oljka in duh njegov kakor Libanon.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Rozloží se ratoléstky jeho, a bude jako oliva okrasa jeho, a vůně jeho jako Libánská.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Rozrosną się gałęzie jego, a ozdoba jego będzie jako oliwne drzewo, a woń jego jako Libańska.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Sarò come rugiada per Israele; esso fiorirà come un giglio e metterà radici come un albero del Libano
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Ses rameaux s`étendront; Il aura la magnificence de l`olivier, Et les parfums du Liban.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Sus ramas se extenderán. Su esplendor será como el del olivo, y su fragancia como la del Líbano
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Οι κλαδοι αυτου θελουσιν εξαπλωθη και η δοξα αυτου θελει εισθαι ως ελαιας και η οσμη αυτου ως του Λιβανου.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.Клоновете му ще се разпространят; Славата му ще бъде като на маслина, И благоуханието му като Ливан.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.ילכו ינקותיו ויהי כזית הודו וריח לו כלבנון׃
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.تمتد خراعيبه ويكون بهاؤه كالزيتونة وله رائحة كلبنان.
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.他 的 枝 條 必 延 長 、 他 的 榮 華 如 橄 欖 樹 、 他 的 香 氣 如 利 巴 嫩 的 香 柏 樹
Dallanıp budaklanacaklar, Görkemleri zeytin ağacını, Kokuları Lübnan sedirini andıracak.他 的 枝條必 延長 、 他 的 榮華 如 橄欖樹 、 他 的 香氣如利巴 嫩的 香柏樹
Demek istediğim, bu bir hücre. Ve kocaman bir gezegeni falan andırıyor.Я маю на увазі, що ця клітина виглядає як ціла планета абощо.
Denisovalıları, bu ilk tanımlandıkları yerin adıyla andık.Denisova-Mensch, nach dem Fundort.
Denisovalıları, bu ilk tanımlandıkları yerin adıyla andık.Denisovan, menurut tempat ditemukan untuk pertama kalinya.
Denisovalıları, bu ilk tanımlandıkları yerin adıyla andık.Gyenyiszovaiaknak hívjuk az után a hely után, ahol először leírták őket.
Denisovalıları, bu ilk tanımlandıkları yerin adıyla andık.Hominídeos de Denisova, a partir do local onde foram identificados.
Denisovalıları, bu ilk tanımlandıkları yerin adıyla andık.그 뼈를 발견한 곳의 지명을 따라 데니소반이라고 명명했죠.
Denisovalıları, bu ilk tanımlandıkları yerin adıyla andık.là người Denisovans, từ nơi mà họ đã được tìm thấy đầu tiên.
Denisovalıları, bu ilk tanımlandıkları yerin adıyla andık.les Hominidés de Denisova d'après l'endroit où ils ont été décrits pour la première fois.
Denisovalıları, bu ilk tanımlandıkları yerin adıyla andık.Ντενίσοβαν, από τον τόπο όπου εντοπίστηκαν πρώτη φορά.
Denisovalıları, bu ilk tanımlandıkları yerin adıyla andık.דניסובנים, כשם המקום בו הם התגלו לראשונה.
Denisovalıları, bu ilk tanımlandıkları yerin adıyla andık.بفصيل " الديسوفانس " ثم بحثنا عن الأماكن التي تواجدوا فيها غير هذا المكان
Denisovalıları, bu ilk tanımlandıkları yerin adıyla andık.デニソワ人と呼びます デニソワ人についてもネアンデルタール人と
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.A jsa v boji, horlivěji se modlil. I učiněn jest pot jeho jako krůpě krve tekoucí na zemi.
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.Ale będąc w boju, gorliwiej się modlił, a był pot jego jako krople krwi ściekające na ziemię.
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.A súc v smrteľnom zápase ešte napnutejšie sa modlil. A jeho znoj bol ako čo by kvapky krvi, stekajúce na zem.
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.예수께서 힘쓰고 애써 더욱 간절히 기도하시니 땀이 땅에 떨어지는 피방울 같이 되더라
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.Og da han var i Dødsangst, bad han heftigere; men hans Sved blev som Blodsdråber, der faldt ned på Jorden.
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.Og han kom i dødsangst og bad enda heftigere, og hans sved blev som blodsdråper, som falt ned på jorden.
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.Trong cơn rất đau thương, Ngài cầu nguyện càng thiết, mồ hôi trở nên như giọt máu lớn rơi xuống đất.
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.Trong cơn rất đau_thương , Ngài cầu_nguyện càng thiết , mồ_hôi trở_nên như giọt máu lớn rơi xuống đất .
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.И като беше на мъка, молеше се по-усърдно; и потта Му стана като големи капки кръв, които капеха на земята.
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.И, находясь в борении, прилежнее молился, и был пот Его, как капли крови, падающие на землю.
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.І, бувши в смертній боротьбі, ще пильнїще молив ся; був же піт Його як каплї крови, каплючі на землю.
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.ויבאו עליו חבלי מות ויוסף להתפלל בחזקה ותהי זעתו כנטפי דם ירדים לארץ׃
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.واذ كان في جهاد كان يصلّي باشد لجاجة وصار عرقه كقطرات دم نازلة على الارض.
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.耶 穌 極 其 傷 痛 、 禱 告 更 加 懇 切 . 汗 珠 如 大 血 點 、 滴 在 地 上
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.耶穌極 其 傷痛 、 禱告 更加 懇切 . 汗珠 如 大 血點 、 滴 在 地上
Derler ki; Gecenin en karanlık anı, şafağa en yakın andır.הם אומרים שהחושך הכבד ביותר שורר רגע לפני שהשחר מפציע,
Doğanın en temel güçlerinden birisini kontrol edebilmeyi öğrenmek çocukluk dönemine ait en önemli andır.A învăța să controleze una dintre forțele de bază ale naturii este un moment important pentru oricare copil.
Doğanın en temel güçlerinden birisini kontrol edebilmeyi öğrenmek çocukluk dönemine ait en önemli andır.Apprendre à contrôler l'une des forces élémentaires de la nature est un tournant dans la vie d'un enfant.
Doğanın en temel güçlerinden birisini kontrol edebilmeyi öğrenmek çocukluk dönemine ait en önemli andır.Eine der elementaren Naturkräfte zu kontrollieren ist ein Schlüsselmoment im Leben eines jeden Kindes.
Doğanın en temel güçlerinden birisini kontrol edebilmeyi öğrenmek çocukluk dönemine ait en önemli andır.Học cách điều khiển một trong những yếu tố căn bản của tự nhiên
Doğanın en temel güçlerinden birisini kontrol edebilmeyi öğrenmek çocukluk dönemine ait en önemli andır.세상에서 가장 기초적인 힘 하나를 통제하는걸 배우는 것은 어느 아이의 생애에서나 가장 중요한 순간입니다.
Doğanın en temel güçlerinden birisini kontrol edebilmeyi öğrenmek çocukluk dönemine ait en önemli andır.Naučiť sa kontrolovať jeden z najmocnejších prírodných živlov je kľúčový moment vo vývoji každého dieťaťa.