Artık onun da anası (son durağı) "haviye"dir (uçurum).Will have the Abyss for abode.
Anasıyla babasını tahta çıkartıp oturttu ve hepsi de ona karşı secdeye kapandılar.He seated his parents by his side on the throne; and they fell down before him in homage.
Anasınababasına iyilik ederdi ve cebbar ve asi değildi.And kind to his parents, neither arrogant nor disobedient.
Ve anasından ve babasından.Mother and father,
Allah dilediğini silip yok eder, dilediğini sâbit tutar. Kitap'ın anası/ana Kitap O'nun katındadır.God abrogates or confirms whatsoever He will, for He has with Him the Book of Books.
Onları size bu şekilde boyun eğdirdi ki, sizi hidayete erdirdiği için Allah'ı yücelterek anasınız.That is why He has subjugated them to you that you may glorify God for having shown you the way.
Anası, Hâviye'dir.Will have the Abyss for abode.
Anası da çok doğru bir kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi.They both ate the (same) food (as men).
Musa'nın anasının yüreğinde yalnızca çocuğunun tasası kaldı.The mother of Moses was perturbed in the morning.
Çünkü anası onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl içinde olur.His mother carries him in her womb in weakness and debility, weaning him in two years.
İşte onun anası (yeri, yurdu) Haviye'dir.Will have the Abyss for abode.
Anası da dosdoğru bir kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi.They both ate the (same) food (as men).
Anasıyla babasını yüksek bir taht üzerine oturttu ve hepsi birden Yusuf için secdeye kapandılar.He seated his parents by his side on the throne; and they fell down before him in homage.
Musa'nın anasının yüreği (tasadan) bomboş kalıverdi.The mother of Moses was perturbed in the morning.
Gerçi biz insana, anasına ve babasına itaati de tavsiye ettik.We have committed man about his parents.
Anası onu zayıflık üstüne zayıflıkla taşıdı. Onun sütten ayrılması da iki yıl içindedir.His mother carries him in her womb in weakness and debility, weaning him in two years.
Anasından, babasından..Mother and father,
Kimin tartıları hafif gelirse, onun anası da (varacağı yer, sığınacağı durağı) hâviye (uçurum)dır.But he whose deeds are lighter in the balance
Onun da anası uçurumdur.Will have the Abyss for abode.
Bu da bizim, kentlerin/medeniyetlerin anasını uyarman için indirdiğimiz bir kitap.And this is a Book We have sent down, blest, and confirming that which hath been before it.
Kitabın anası O'nun Katındadır.And with Him is the Mother of the Book (Al-Lauh Al-Mahfuz)
Kitap'ın anası/ana Kitap O'nun katındadır.And with Him is the Mother of the Book (Al-Lauh Al-Mahfuz)
Eğer çocuğu yok da ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer.If he had no children, and his parents inherit from him, his mother gets one-third.
Eğer kardeşleri varsa, anasının payı altıda birdir.If he has siblings, his mother gets one-sixth.
Anası onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu.His mother carried him with difficulty, and delivered him with difficulty.
Ondan, Kitab’ın anası (temeli) olan bir kısım ayetler muhkem'dir; diğerleri ise müteşabihtir.Some of its verses are definitive; they are the foundation of the Book, and others are unspecific.
Çocuğu yok da anasıyla babası mirasçı olursa üçte biri ananındır.If he had no children, and his parents inherit from him, his mother gets one-third.
Ölenin çocuğu yoksa ve kendisine ana-babası mirasçı olmuşsa bu durumda anasına üçte bir düşer.If he had no children, and his parents inherit from him, his mother gets one-third.
Eğer kardeşleri varsa, anasının payı, yapacağı vasiyetten ve borcundan arta kalanın altıda biridir.If he has siblings, his mother gets one-sixth.
Eğer çocuğu yok da ana-babası ona varis olmuş ise, anasına üçte bir (düşer).If he had no children, and his parents inherit from him, his mother gets one-third.
Eğer ölenin kardeşleri varsa, anasına altıda bir (düşer.If he has siblings, his mother gets one-sixth.
Anası da çok doğru bir kadındır.They both used to eat food.
Anası onu zahmetle karnında taşıdı ve zahmetle doğurdu.His mother carried him with difficulty, and delivered him with difficulty.
Anası onu zahmetle taşır, zahmetle doğurur.His mother carried him with difficulty, and delivered him with difficulty.
Bunun âyetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu âyetler, kitabın anası (aslı) demektir.Some of its verses are absolutely clear and lucid, and these are the core of the Book.
Anası da dosdoğru bir kadındır.And his mother was a saintly woman.
Ondan önce de (birçok) resuller gelip geçmiştir. Anası da çok doğru bir kadındır.Certainly, [other] apostles have passed before him, and his mother was a truthful one.
Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Anası da dosdoğru bir kadındır.Certainly, [other] apostles have passed before him, and his mother was a truthful one.
Oğlana gelince: Onun anası babası mü'min insanlardı."The young boy had very faithful parents.
Çocuğa gelince: Anası, babası inanmış kimseler."The young boy had very faithful parents.
"Oğlan çocuğa gelince: Onun anası-babası inanmış kişilerdi."The young boy had very faithful parents.
KDE uygulamalarında ve I/ O anasistemlerinde SOCKS4 ve SOCKS5 desteğini sağlamak için işaretleyin.& Enable SOCKS support
Anasına bak, kızını al.Wie die Alten sungen, so zwitschern auch die Jungen.
Bu kitabın ayetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu ayetler, kitabın anasıdır.Sie stellen Amulette her, auf denen Qur'an-Verse in Sorabe-Schrift aufgeschrieben sind.
“Vay anasını,” dedi.Wörtlich sagte er: «Boh.
Tüm filmlerin anası!Die Mutter aller Imagefilme.
İngiltere Kilisesi, diğer tüm Anglikan kiliselerinin anasıdır.Die Church of England ist die mitgliederstärkste aller anglikanischen Kirchen weltweit.
Ne anasını, ne babasını, ne de bir başka şeyi hatırlar.Weder er, noch sein Bruder oder seine Mutter hätten etwas davon gehabt.
Babası ve anası vardır.Sein Vater und ihre Mutter.
Küçük yaşta anası ölmüştür.Ihre noch ziemlich junge Mutter ist tot.
(Ol: anası yılaγan-diŋ).(UA: Klibühni Chur).
Domuzun burnu, kısrağın götü, mezbaha iti, vaftiz edilmemiş kaş, kendi anasını siken.Schweinefresse, Stutenarsch, Metzgerhund, ungetaufte Stirn, gefickt sei deine Mutter!
Mahallede anasınıfı, ilk ve ortaokulu kapsayan 16 derslik bir okul vardır.Auf dem Gemeindegebiet gibt es 16 Grund- und eine weiterführende Schule.
Okula bağlı bulunan bir de anasınıfı bulunmakta olup okul içinde hizmet vermektedir.Jene werden auch im Schulhaus ausgehängt und nach Leistung sortiert.
Anasının karnında 12 ay kalmıştır.Nur zwei Kinder hatten 12 Schwangerschaften der Mutter überlebt.
Para tüm kötülüklerin anasıdır.L'argent est la racine de tous les maux.
Ölenin çocuğu yoksa ve kendisine ana-babası mirasçı olmuşsa bu durumda anasına üçte bir düşer.S'il n'a pas d'enfant et que ses père et mère héritent de lui, à sa mère alors le tiers.
Vedenemo ("suyun anası"), Karellerin su tanrıçası.Vedenemo (« mère des eaux »), déesse carélienne de l'eau.
“Vay anasını,” dedi.Il déclara alors : « Pitié mon Dieu !
Babası ve anası vardır.Leurs père et mère.