Kapının anahtarını aradı.He looked for the key to the door.
Anahtar için ceplerini aradı.She searched her pockets for the key.
O, araba anahtarını kaybetti.She's lost her car key.
O, araba anahtarını odasında bırakmış olabilir.She may have left her car key in her room.
Eğitim, başarının anahtarıdır.Education is the key to success.
Anahtarlarım nerede?Where are my keys?
Anahtar masanın üzerinde.The key is on the table.
Tom anahtarı cebine koydu.Tom put the key into his pocket.
Tom anahtarını bir yerde bulamadı.Tom couldn't find his key anywhere.
Tom anahtarı saklamak için iyi bir yer bulamadı.Tom couldn't find a good place to hide the key.
Anahtarlarımı aramaya daha fazla zaman harcamak istemedim.I didn't want to spend any more time looking for my keys.
Tom arabasının anahtarını sol eline aldı.Tom had his car key in his left hand.
Anahtarlarımı kaybettim.I've lost my keys.
Hey öpücüğünü unuttun. Üzgünüm, anahtarlarınız.Hey, you forgot your kiss. Sorry, your keys.
Ajan bekçiden anahtarları çalarken çok sinsiydi.The spy was very furtive as he stole the keys from the guard.
Tom anahtarlarını arıyor.Tom is looking for his keys.
Lütfen bana araba anahtarını ver.Give me the car key, please.
Ne yaptığına dikkat etmek başarmak için en önemli anahtarlardan biridir.Paying attention to what you are doing is one of the most important keys to success.
Bunun benim anahtarım olup olmadığından ben bile emin değilim.I'm not even sure if this is my key.
Kendine güvenmek başarının anahtarıdır.Trusting yourself is the key to success.
Anahtarlarını al.Get your keys.
Anahtar deliğini bulamıyorum.I can't find the keyhole.
Anahtarlarımı yanlış yere koymuşum gibi görünüyor.I appear to have misplaced my keys.
Bütün gün anahtarlarımı arıyorum.I've been looking for my keys all day.
Tom'un anahtarı nereye sakladığını biliyorum.I know where Tom hides the key.
O yüzme havuzunda yüzerken soyunma odası anahtarını kaybetti.She lost her locker key while she was swimming in the pool.
Tom anahtarlarını nereye koyduğunu hatırladı.Tom remembered where he put his keys.
Anahtara ihtiyacım olacak.I'm going to need the key.
Ben sadece anahtarlarımı alacağım.I'll just get my keys.
Tom anahtarlarını nereye koyduğunu hatırlamıyor.Tom doesn't remember where he put his keys.
Tom'un oda için bir anahtarı vardı.Tom had a key to the room.
Kimin anahtarları var?Who has the keys?
Anahtarına ihtiyacımız var.We need your key.
Tom anahtarlarımı aldı.Tom took my keys.
Anahtarlarımı bulmakla şanslıydım.I was lucky to find my keys.
Anahtarlarını bulmak için şanslıydın.You were lucky to find your keys.
O, anahtarlarını bulduğu için şanslıydı.He was lucky to find his keys.
Mary anahtarlarını bulduğu için şanslıydı.Mary was lucky to find her keys.
Anahtarlarımızı bulduğumuz için şanslıydık.We were lucky to find our keys.
Onlar anahtarlarını buldukları için şanslıydılar.They were lucky to find their keys.
Tom anahtarlarını kontakta bıraktı.Tom left his keys in the ignition.
Anahtarı içeride bırakıp kapıyı örttüm.I locked myself out of my house.
Anahtarı içeride bırakıp dışarı çıktım.I was locked out of my house.
Tom bana anahtarını verdi.Tom gave me his key.
Hey, Herhangi biri anahtarlarını kaybetti mi?Hey, did anybody lose their keys?
Tom eve girmek için Mary'nin verdiği anahtarı kullandı.Tom used the key Mary had given him to enter the house.
Tom'a anahtarlarını ver.Give Tom his keys.
Tom'un anahtarlarını nereye koyduğunu biliyor musun?Do you know where Tom put his keys?
Anahtar için bu sandığa bak, Anne.Look for the key to this trunk, Anne.
Tom'un anahtarlarını almak zorundayız.We have to get Tom's keys.
Hâlâ bir anahtarın var mı?Do you still have a key?
Tom anahtarlarını arabada kilitledi.Tom locked his keys in the car.
Anahtar açık.The switch is on.
Tom şimdiye kadar anahtarlarını buldu mu?Has Tom found his keys yet?
Anahtarları nereye koydun?Where did you put the keys?
Bu kapı için anahtarın var mı?Do you have the key to this door?
Bütün sorunların anahtarı sevgidir.Love is the answer for everything.
Tom Mary'ye gümüş bir zincir üzerinde bir anahtar verdi.Tom gave Mary a key on a silver chain.
Tom'un anahtarları sana vereceğini sanmıyorum.I don't think Tom will give you the keys.
Anahtarlarımı nereye koyduğumu hâlâ hatırlayamıyorum.I still can't remember where I put my keys.