Bence burada muhtemelen üç anahtar nokta var.I think there are probably three key points here.
Anahtarlarımı, telefonlarımı kaybediyordum.I was losing my keys, my phones.
Bu sadece terminolojinin bir anahtarı.Now this is just a switch of terminology.
Dönüşümle ilgili başladığımız şeylerin çoğu video oyunu programlamanın anahtarıdır. -And a lot of what we're embarking on with our transformations is key to video game programming.
O boru anahtarıyla onu durdur.You see Harry comin', crack him with that wrench.
Gezegene hükmetmenin anahtarı kültürde, ve kültürün anahtarı dinde.The key to our domination of the planet is culture. And the key to culture is religion.
Anahtarı getirmedim.I didn't bring the key.
Roketler hakkındaki anahtar nokta bir seferlik olmaları.So the thing about rockets is that they're all expendable.
Bir kaç anahtar nokta var.There are a few key points.
O zaman anahtarları ver. Ne?Then give me your car keys
İşte, anahtar empati.So the key here is empathy.
Blog okuyorsa, o blogta anahtar kelimeler ya da reklamlara odaklanırım.If they read a blog, I want somehow get either keywords or better ads or something in the blog.
Makine anahtarı devre kesici geri ve güç kurmaSwitch the circuit breaker back on and power up the machine
Eğitim bilgi için anahtardır.Education is the key to knowledge.
Bu şarkı hangi anahtarda?What key is this song in?
Ben buralarda anahtarımı kaybettim.I lost my key around here.
Mary anahtarlarını bulmak için çantasını araştırmaya başladı.Mary started digging into her purse to find her keys.
Anahtarımı nereye gizlediğimi Tom bilir.Tom knows where I hide my key.
Tom'un anahtarı nereye koyduğunu merak ediyorum.I wonder where Tom put the key.
Tom anahtarı Mary'ye uzattı ve o kapıyı açtı.Tom handed the key to Mary and she opened the door.
Anahtar, deneydir.The key is experimentation.
Disiplin anahtardır.Discipline is the key.
Tom, Mary'nin onun yeni arabasının anahtarlarını ödünç almasına izin verdi.Tom let Mary borrow the keys to his new car.
Bir yerde bir anahtar olması gerekir.There should be a key somewhere.
Anahtarı asla kontakta bırakma.Never leave the key in the ignition.
Anahtarını nereye koyduğunu hatırlamıyor.She doesn't remember where she put her key.
Tom anahtarını kaybetti.Tom has lost his key.
Tom'un anahtarı nerede sakladığını merak ediyorum.I wonder where Tom hid the key.
Tom'un anahtarlarının nerede olduğunu biliyor musun?Do you know where Tom's keys are?
Anahtarı olan tek kişi Tom'du.Tom was the only one who had a key.
Keşke anahtarlarımı nereye koyduğumu hatırlayabilseydim.I wish I could remember where I put my keys.
Kocamın, oğlumun ve benim her birimizin daire için bir anahtarı var.My husband, my son and I each have a key to the flat.
Anahtarı nereye sakladığını bilmek istiyorum.I want to know where you've hidden the key.
Tom anahtar için ceplerini aradı.Tom searched his pockets for the key.
Tom, Mary'nin anahtarlarını nereye sakladığını merak ediyordu.Tom wondered where Mary hid her keys.
Bu anahtarı kaybetme.Don't lose this key.
Tom anahtarını nereye saklamış acaba?I wonder where Tom hid his key.
Tom'un anahtarını nereye gizlediğini merak ediyorum.I wonder where Tom hid his key.
Tom bana araba anahtarlarımı nereye koyduğunu söylemeyi reddetti.Tom refused to tell me where he'd put my car keys.
Tom Mary'nin araba anahtarının bir kopyasını çıkardı.Tom made a copy of Mary's car key.
Anahtarını buldun mu?Have you found your key?
Tom'un hâlâ bir anahtarı var mı?Does Tom still have a key?
İşte odanın anahtarı.Here's your room key.
Sami'nin anahtarı var.Sami has the key.
Sami anahtara sahip.Sami has the key.
Anahtar Sami'de.Sami has the key.
Tom anahtarlarını Mary'nin evinde kaybetti.Tom lost his keys at Mary's place.
Leyla'nın evi için Sami'nin anahtarı çalışmıyor.Sami's key to Layla's house doesn't work.
Benim anahtarım nerede?Where is my key?
Tom'un anahtarları hala masanın üstünde.Tom's keys are still on the table.
Tom dün anahtarlarını kaybetti.Tom lost his keys yesterday.
Tom'a anahtarı ver.Give Tom the key.
Anahtarı Tom'a ver.Give the key to Tom.
Mutluluğun anahtarlarından biri yapmaktan zevk aldığınız şeyi yapmaktır.One of the keys to happiness is to do what you enjoy doing.
Sami Leyla'ya anahtarları verdi.Sami gave Layla the keys.
Sami anahtarları Leyla'ya vermiş.Sami gave Layla the keys.
Arabamın anahtarlarını geride bıraktım.I left behind the keys to my car.
Okuma, Berberice kelime öğrenmenin anahtarıdır.Reading is the key to learning Berber vocabulary.
Posta kutumun anahtarını kaybettim.I've lost my mailbox key.
Sana anahtarı verdim mi?Did I give you the key?