an ile cümle
an kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Onların sunduğu planı gerçekten anlamıyorum.I really don't understand the plan they presented.
Bavulu açamayasın diye anahtarı gizleyeceğim.I shall hide the key so that you cannot open the suitcase.
Şu anda hiç yiyecek yok.There's no food right now.
25 harf uzunluğunda olan ' anticonstitutionnellement ' Fransızcada en uzun kelimedir.Being 25 letters long, 'anticonstitutionnellement' is the longest word in French.
Fransızca dili eş anlamlı sözcüklerce zengindir.The French language is rich in synonyms.
Bu sizin anahtarınız.This is your key.
Andrej Chadanoviç, Belarus şiirinde önemli bir kişidir.Andrej Chadanovič is a major figure in the Belarusian poetry.
Annemizin memnun olması için odamıza çeki düzen vereceğiz.We will tidy up our room so that Mom is satisfied.
Annem gelemez.My mother can't come.
Anneni görmek istiyorum.I would like to see your mother.
Onun Amerikalı olduğunu aksanından anladım.I understood from his accent that he was an American.
Telefon şu anda çalışmıyor.The phone doesn't work right now.
Şu an kız kardeşimle öğle yemeği yiyorum.I'm having lunch with my sister right now.
Yani bu cümleyi anlamıyorsun?So you don't understand this sentence?
Bana hikayesini anlatacak.He is going to tell me his story.
Babam şu anda evde değil.My dad is not home at the moment.
Özgürlük anıtı Amerika'nın sembolüdür.The Statue of Liberty is the symbol of America.
Anladın mı?Got it?
O, anıtın önünde.It is in front of the monument.
Neden geç geldiğimi anlatayım.Let me explain why I arrived late.
Oda anahtarım, lütfen.My room key, please.
O kirli olduğu için annem köpeği yıkıyor.Mom is washing the dog because he's dirty.
Benim annem bir öğretmendir.My mother is a teacher.
Annemin o zamanlar sadece iki çocuğu vardı.My mother only had two children at the time.
Anne ve babam Çinlidirler.My parents are from China.
Anne babam İngilizce konuşmuyor.My parents don't speak English.
Anne babam İngilizce bilmiyor.My parents don't speak English.
Anne babam beni anlamıyor.My parents don't understand me.
Anneler Günü'nde anneme 19 çiçek verdim.I gave my mother 19 flowers on Mother's Day.
Ah, şimdi anlıyorum.Oh, now I understand.
O son anda geri adım attı.She backed out at the last moment.
Bu andan itibaren, Muiriel 20 yaşında.From this moment on, Muiriel is 20 years old.
Bu çocuğun annesi bir sunucu.This child's mother is an announcer.
Açıkça onun annesi bağırmaya başladı.Evidently her mother started screaming.
Anahtarımı kaybettim.I lost my key.
Senin annen altı dil konuşuyor - Bu çılgınlık.Your mom speaks six languages — that's nuts.
Onun ana dili Fransızcadır.French is his mother tongue.
Bizim ana dilimiz Japoncadır.Our native language is Japanese.
Ana dilimiz Japonca'dır.Our native language is Japanese.
Anlıyor musun? Sen bir yabancı dil öğrenmek zorundasın.Get it? You've got to study a foreign language.
Bu kitap Japonca'yı anadil olarak konuşmayan öğrenciler için tasarlandı.This book is intended for students who do not speak Japanese as a native language.
İngilizce benim anadilim.English is my native language.
Ben Anton.I am Antonio.
Yani ... o, günde üç saat, haftada beş gün antrenman yapıyor.So... he has training three hours a day, five days a week.
Bana kısaca ne olduğunu anlat.Tell me, briefly, what happened.
Mavi araba, antikadır.The blue car is antique.
Şu an elektrikler kesik.The electricity is off at the moment.
Ana caddeler çok geniş.The main streets are very wide.
Anne baba, çocuklarıyla oyun oynuyor.The parents are playing a game with their children.
Şu andaki hükümetin çok sayıda problemleri var.The present government has many problems.
Onlar o anıtı yıkacaklar.They're going to knock down that monument.
Bu, annem. Onun ismi Beatrice'dir.This is my mother. Her name is Beatrice.
Ağustosböceği antik çağlardan beri ilgisizliği temsil etmiştir.The cicada has represented insouciance since antiquity.
O, fıkrayı anlattığında biz gülmeye başladık.We began to laugh when he told the joke.
Anlaşmaya varmamız gerekiyor.We need to come to an agreement.
Anlaşmamız gerekiyor.We need to come to an agreement.
Bu ne anlama gelir?What does this mean?
O annesine çok benziyor.She looks a lot like her mother.
Kiev Rus şehirlerinin anasıdır.Kiev is the mother of Russian cities.
O kova paran için en iyi anlaşmadır.That bucket is the best deal for your money.