an ile cümle
an kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Köpük bir anda kayboldu.The foam vanished in an instant.
Kuzey Amerika'da bir kişi omuzlarını silktiğinde bu; "bilmiyorum" anlamına gelir.In North America when a person shrugs his shoulders it means "I don't know".
Bu işi anlayamıyorum.I can't understand this business.
Bana gerçeği anlat.Tell me the truth.
O, anladığım kadarıyla haklıdır.The way I see it, he is right.
Ben bir anlamda asabiyim.I am nervous in a sense.
Söylediğini anlayamıyorum.I can't make out what you're saying.
Onun ani akıl değişikliğine çok şaşırdım.I was very much surprised by her sudden change of mind.
Dinleyecek olan herkese hikayeyi anlattım.I told the story to anyone who would listen.
Kalbini aç ve bana her şeyi anlat.Open your heart and tell me everything.
Ana cadde çok geniştir.The main street is very broad.
Ana ofis polis tarafından basılmıştı.The main office was raided by the police.
Bana gerçek bir hikaye anlat.Tell me a true story.
Çeviri yapmak, bize ana dilimizi daha iyi bilmemizde yardımcı olur.Translating helps us to know our mother tongue better.
Sana anestezi vereceğim.I'll give you anaesthesia.
Kız kardeşim anneme benzer.My sister resembles my mother.
Ne tuhaf, o aniden kayboldu.Strange to say, she suddenly disappeared.
Demokrasi Antik Yunanistan kökenlidir.Democracy originated in Ancient Greece.
Gözükara insanlar Antartika seferleri sırasında donarak öldü.The reckless men froze to death during their expedition to the Antarctic.
Bir tekne aniden sisten dışarı çıktı.A boat suddenly appeared out of the mist.
Annesinden kendisine eşlik etmesini rica etti.The girl begged her mother to accompany her.
Aniden ışık geldi.The light came on suddenly.
Söylediğimi anlamadığı açıktı.It was apparent that he did not understand what I had said.
Yarın yeni arabamla annemi dışarı çıkaracağım.I will take my mother out in my new car tomorrow.
Yarın anneler günü.Tomorrow is Mother's Day.
O, annesine ertesi gün çalışacağını söyledi.He told his mother that he would study the next day.
Ahşap yüzer, ancak demir batar.Wood floats, but iron sinks.
Uyandığımda her şeyin bir rüya olduğunu anladım.I awoke to find everything had been a dream.
Şu anda o hâlâ Kanada'da.At present, he is in Canada.
Sorununu anladım ama yardımcı olunamaz.I appreciate your problem, but it can't be helped.
Ana fikre sadık kalmalıyız.We've got to stick to the point.
Gece yarısı aperatifi için anlık erişte yedim.I had instant noodles as a midnight snack.
Dostluk karşılıklı anlayışla oluşur.Friendship consists of mutual understanding.
Arkadaşımı yolcu etmek için şu an havaalanındayım.I have just been to the airport to see my friend off.
Bir arkadaşı anos ettirebilir miyim?Can I have a friend paged?
Yuka yeni atanmış İngilizce öğretmeniyle tanıştırıldığı an âşık oldu.Yuka fell in love the moment she was introduced to the newly-appointed English teacher.
Daha çok oyun çalışmak için daha az zaman anlamına gelir.More play will mean less time to study.
Postane ana caddeden uzak.The post office is just off the main street.
Akşam anneme yardım ederim.I help my mother in the evening.
Anaokulu çocukları parkta el ele yürüyordu.The kindergarten children were walking hand in hand in the park.
Kolayca anlaşılabilir olduğu için bu tür kitapları okuyun.Read such books as can be easily understood.
Ansiklopedinin güncel bir baskısı gelecek ay çıkacak.An up-to-date edition of the encyclopedia will come out next month.
Sanırım şu andan itibaren bir yıl seninle birlikte yaşayacağım.I guess I'll be living with you a year from now.
Derdimi anlatmayı oldukça zor buldum.I found it rather difficult to make myself understood.
Teorik olarak mümkündür, ancak uygulamada çok zor.In theory it is possible, but in practice it is very difficult.
Açık konuşmak gerekirse, neden gitmek istediğini anlamak zor.Frankly speaking, it's difficult to understand why you want to go.
İki ülke kriz için bir anlaşma görüşecekler.The two countries will negotiate a settlement to the crisis.
İki ülke bir antlaşmayı görüştü.The two countries negotiated a treaty.
Dün akşam, annemle babamın fısıldaştıklarını duydum.I heard my parents whispering last night.
Çocuklarının anne babaları tarafından eğitilmesi önemlidir.Education by the parents of their children is important.
Anne babam planımı kabul etmediler.My parents didn't disagree with my plan.
Hem annem hem de babam beni uğurlamak için havaalanına geldiler.Both my parents came to see me off at the airport.
Ne annem ne de babam golf oynar.Both of my parents do not play golf.
Her iki anne-babanın da öldüğünde çocuklar ne olacak?What will become of the children now that both parents are dead?
Anne ve babamın ikisi de hayatta değil.Both my parents are not alive.
Ailen anlarsa başın belaya girer.You'll get into trouble if your parents find out.
Anne babam Kyoto'da yaşıyorlar.My parents live in Kyoto.
Annem ve babam yaşlı.My parents are old.
Annem ve babam benim Mary ile evlenmemi onayladı.My parents approved of my marrying Mary.
Anne babam, görüşüme karşı çıkıyorlar.My parents object to my opinion.