an ile cümle
an kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Şu an formda değilim.I'm not in good shape now.
Son anda vazgeçti.He cried off at the last moment.
Son anda aklına iyi bir fikir geldi.A good idea came across his mind at the last moment.
Anayasa Mahkemesi, önceki kararını bozdu.The Supreme Court overturned a previous decision.
İnsanlar ilk başta Anne Teresa'ya karşıydı ama o asla pes etmedi.People were against Mother Teresa at first, but she never gave up.
Başlangıçta, çok hızlı konuştukları zaman insanları zorlukla anlardım.At first, I had difficulty understanding people when they spoke too fast.
İlk başta onun dediğini anlamadım.At first, I couldn't understand what he said.
İlk başta onun ne söylediğini anlayamadım.At first, I couldn't make out what he was saying.
Karım annemle iyi geçinir.My wife gets on well with my mother.
Gelirler artıyor, ancak masraflar kadar hızlı değil.Revenues are growing, but not as fast as costs.
Yazarın gerçek niyetini bilmek için yazının gerçek anlamını bulmalısınız.You have to read between the lines to know the true intention of the author.
Dün bir anfi yaptım.I built an amplifier yesterday.
Mektubunu ancak dün alabildik.We did not get your letter until yesterday.
Onun gerçekten ne demek istediğini anladığımda sadece dündü.It was only yesterday that I realized what she really meant.
Ancak dün kazadan haberim oldu.It was not until yesterday that I heard about the accident.
Dün sözlükte baktığım kelimenin anlamını hatırlamıyorum.I can't remember the meaning of the word that I looked up yesterday.
Dün onun annesini gördüğümde, bir hafta önce hastaneden ayrıldığını söyledi.When I saw his mother yesterday, she said he had left the hospital a week before.
Dün annemden bir mektup aldım.I received a letter from my mother yesterday.
Tarih onun ana branşı değil.History is not his major subject.
Çocuklar anne ve babalarının onlara söylediklerine inanırlar.Children will believe what their parents tell them.
Çocuk annesi için ağlıyordu.The child was crying for her mother.
Çocuk, annesinin kucağında uyudu.The child slept on its mother's lap.
Çocuk annesinin kucağında uyuyordu.The child was sleeping on its mothers lap.
Bir çocuk bile onu anlayabilir.Even a child can understand that.
Çocuklar bile onu anlayabilir.Even children can understand it.
Çocukların çok şeye ihtiyacı var, ancak her şeyden önce sevgiye ihtiyaçları var.Children need many things, but above all they need love.
Annem ben çocukken öldü.My mother died when I was a kid.
Çocuklar anne ve babalarından çok arkadaşlarını taklit ederler.Children imitate their friends rather than their parents.
Çocuk annesinin kolunu tuttu.The child hung on his mother's arm.
Çocuk annesini çok özledi.The child missed his mother very much.
Bir çocuk annesinin sevgisine karşı çok hassastır.A child is very sensitive to its mother's love.
Çocuk annesinin elini tuttu.The child took her mother's hand.
Çocuklarım olmasını istemiyorum. Bu anormal mi?I don't want to have children. Is that abnormal?
Annelerinin ölümünden sonra çocuklara o baktı.She cared for the children after the death of their mother.
Ben onlara hikaye anlatıyorken çocuklar can kulağı ile dinliyorlardı.The children were all ears when I was telling them the story.
Ben onlara hikaye anlatıyorken çocuklar dikkatle dinliyorlardı.The children were all ears when I was telling them the story.
Yavru köpekler annelerine doğru sokuldu.The puppies nestled against their mother.
Belediye başkanı ona şehrin anahtarını sundu.The mayor presented him with the key to the city.
Düşünce özgürlüğü anayasa tarafından garanti altına alınmıştır.Freedom of thought is guaranteed by the constitution.
Düşünce özgürlüğü anayasal güvenceye alınmıştır.Freedom of thought is guaranteed by the constitution.
O, şu ana kadar nerede yeni bir şube açma fikrini ileri sürdü?Where did he ever come up with the notion of opening a branch?
Babamın öldüğünde bıraktığı antikalar değersiz hurdalardan başka bir şey değildi.The antiques my father left when he died turned out to be nothing but worthless junk.
Onu niçin uygulamamam gerektiğinin sebebini anlamıyorum.I see no reason why I shouldn't put it into practice.
Senin hakkında nasıl endişeli olduğumu anlamazsın.You don't understand how worried I was about you.
Bu şu anda sahip olduğum tüm para.This is all the money that I have now.
Üzerinde çalıştığım anlaşma suya düştü.The deal I was working on fell through.
Benim doğru konuşup konuşmadığımı anlamak için gözleri yüzümü aradı.His eyes searched my face to see if I was talking straight.
Doğru söyleyip söylemediğimi anlamak için beni iyice süzdü.His eyes searched my face to see if I was talking straight.
Benim için onu anlamak güç.It is difficult for me to understand him.
Onu anlamam zor.It is difficult for me to understand him.
Bebeği kollarımda tuttuğum anda ağlamaya başladı.The moment I held the baby in my arms, it began to cry.
Büyük annem ve büyük babam için kaygılanıyoruz.We're worried about Grandma and Grandpa.
Televizyonda annemizin bürosunu alevler içinde gördük.On TV we saw Mummy's office in flames.
Bize bir hikaye anlatır mısın?Will you tell us a story?
Anayasamız Amerikan rehberliği altında yazıldı.Our constitution was drawn up under American guidance.
Şu ana kadar görevimiz kolaydı, ancak bundan sonra zor olacak.Our task has been easy so far, but it will be difficult from now on.
Öğretmenimizin harika bir espri anlayışı var.Our teacher has a wonderful sense of humor.
Öğretmenimiz, ders anlatırken öğrencilerinin soru sormasından hoşlanmaz.Our teacher hates his students to ask questions while he is giving a lecture.
Mayıs ayında evlenecektik ancak evliliği Haziran ayına kadar ertelemek zorunda kaldık.We were to be married in May but had to postpone the marriage until June.
Biz birbirimizi anlamaya çalışmalıyız.We should try to understand one another.