Bizim Amerikalı komşumuz önümüzdeki yıl beş yıldır Japonya'da yaşıyor olacak.Our American neighbor will have lived in Japan for five years next year.
Tom eve giderken Amerikalı olduğunu düşündüğü bir adamla karşılaştı.On his way home, Tom met a man who he thought was an American.
Tüm öğrenciler Amerikalı.All the students come from the US.
Genel anlamda, Amerikalılar kahveye çok düşkündür.Generally speaking, Americans are very fond of coffee.
Bir Amerikalı istasyonda benimle konuştu.An American spoke to me at the station.
Genel olarak, Amerikalılar kahveyi severler.Generally speaking, Americans like coffee.
Japoncayı çok iyi konuşan bir Amerikalı kız tanıyorum.I know an American girl who speaks Japanese very well.
Lucy Amerikalı bir öğrencidir.Lucy is a student from America.
Lucy Amerikalıdır.Lucy is from America.
Amerikalılar Japonlardan farklı bir şekilde cevap verirdi.Americans would have responded differently from Japanese.
Mary bana Amerikalı bir bebek verdi.Mary gave me an American doll.
Mariko'nun anne babası, onun bir Amerikalı ile evlenmesine kuvvetle karşılar.Mariko's parents are strongly opposed to her marrying an American.
Amerikalıların çoğu göçmen soyundan gelmektedir.Most Americans are descended from immigrants.
Henry James doğuştan bir Amerikalıdır.Henry James was an American by birth.
Bankta oturan iki adam Amerikalıydı.The two men sitting on the bench were Americans.
Brent bir Amerikalı, ama o sanki onun ana diliymiş gibi Japonca konuşuyor.Brent is an American, but he speaks Japanese as if it were his mother tongue.
Neden Amerikalı anne ve babalar çocuklarını övüyorlar?Why do American parents praise their children?
Tony Amerikalı olmasına rağmen, o İngilizce konuşamıyor.Though Tony is American, he can't speak English.
Amerikalıların çoğu hamburger sever.Most Americans like hamburgers.
O eğilim Amerikalılar arasında güçlüdür.That tendency is strong among Americans.
Filmde çoğunlukla Amerikalılar rol aldı.The movie was cast mostly with Americans.
Amerikalı çocuk bozuk Japoncayla konuştu.The American boy spoke broken Japanese.
Tüm Amerikalılar İngilizceyi ana dilleri olarak konuşmazlar.Not all Americans speak English as their mother tongue.
Sue Amerikalı bir öğrenci.Sue is an American student.
John Amerikalı bir çocuk.John is an American boy.
Bu roman Amerikalı bir yazar tarafından yazıldı.This novel was written by an American writer.
Birçok Amerikalılar suşi severler.Quite a few Americans like sushi.
Bir araştırmaya göre her yıl 53.000 Amerikalı pasif içicilik sonucu ölüyor.A study reports that 53,000 Americans die each year as a result of secondhand smoke.
Amerikalılar hem federal vergiler hem de devlet vergileri öderler.Americans pay both federal taxes and state taxes.
Amerikalılar demokratik bir ulustur.The Americans are a democratic people.
Amerikalılar silah taşıma hakkına sahiptir.Americans have the right to bear arms.
Amerikalılar çok et yer.Americans eat a lot of meat.
Amerikalılar çok cana yakın insanlardır.Americans are very friendly people.
Birçok Amerikalı hızlı arabaları sever.Many Americans like fast cars.
Amerikalılar boş zamanlarının çoğunu evde geçirirler.Americans spend much of their free time at home.
Amerikalılar, genel olarak, giyinip süslenmeyi sevmezler.Americans, in general, don't like to dress up.
Amerikalılar Lincoln'a dürüstlüğü için hayranlar.Americans admire Lincoln for his honesty.
Sık sık Amerikalılarda olduğu gibi, o çiğ balık sevmez.As is often the case with Americans, he does not care for raw fish.
Bir Amerikalı gibi görünmüyor.He doesn't seem to be an American.
Ben bir Amerikalı olarak, Lincoln'a hayranım.I, as an American, admire Lincoln.
Tıpkı Amerikalıların Beyzbolu sevdiği gibi, İngilizler kriketi severler.Just as the Americans like baseball, the British like cricket.
Amerikalıların işlerinde daha az etkileri olsaydı savaştan iyi kaçınılabilirdi.If the Americans had had less influence on affairs, war might well have been avoided.
Amerikalı bir kız bizim sınıfta.A girl from America is in our class.
Amerikalı kadınların oy verme hakkı yoktu.American women didn't have the right to vote.
Amerikalı çocuklar bu sözcükleri işiterek büyürler.American children grow up hearing those words.
Amerikalı öğrenciler matematikte yetersiz kalıyor.American students are falling behind in math.
Amerikalı yaşlı vatandaşların nispeten hali vakti yerinde.American senior citizens are comparatively well-off.
Amerikalı bir öğrenci benim evin yanında yaşıyor.A student from America lives near my house.
Siz Amerikalıların bir yerden bir yere taşınmayı sevdiğinizi duydum.I hear you Americans like to move from place to place.
Bir Amerikalı ve bir Kanadalı arasındaki farkı söyleyebilir misin?Can you tell the difference between an American and a Canadian?
Sen Amerikalı mı yoksa Fransız mısın?Are you American or French?
Seni görmek isteyen Amerikalı bir kız var.There's an American girl who wants to see you.
Altmış beşten fazla Amerikalılar toplam nüfusun% 12.5'ini oluşturuyor.Americans who are over sixty-five make up 12.5% of the total population.
14 Şubat günü Amerikalılar St. Valentine gününü kutlar.On February 14 Americans celebrate St. Valentine's Day.
Şu anda altmış beş yaşının üstünde 31 milyon civarında Amerikalı var.At present there are about 31 million Americans over the age of sixty-five.
Prens, Amerikalı bir bayandan İngilizce öğrendi.The prince learned English from the American lady.
Dün Amerikalı bir öğrenci ile tanıştım.I met a student from America yesterday.
Muhatabım bir Amerikalı değil Almandı.The man to whom I spoke was a German, not an American.
Konuştuğum adam Amerikalı değil Almandı.The man to whom I spoke was a German, not an American.
Okulumuzun müdürü bir Amerikalı.The principal of our school is an American.