am ile cümle

am kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Nasıl yaptığını kimse anlamıyor ama yapıyor.Nobody understands how he does it, but he does it.
Zorluklar yıldırıcı ama biz bunları aşabiliriz.The challenges are daunting, but we can overcome them.
Zorluklar yıldırıcı ama biz bunların üstesinden gelebiliriz.The challenges are daunting, but we can overcome them.
Merak kediyi öldürdü ama hoşnutluk onu yaşama geri getirdi.Curiosity killed the cat, but satisfaction brought it back to life.
Aynı yaştayız ama farklı boydayız.We are the same age, but different heights.
O sol bacağından ameliyat oldu.He has had surgery on his left leg.
Birçok Amerikalı için, iki partili siyasal sistem doğal görünüyor.To many Americans, a two-party political system seems natural.
Cevap doğru değil ama bu bana ilginç geliyor.That reply isn't correct, but it sounds interesting to me.
Gitmek istiyorum ama arabam yok.I would like to go, but I don't have a car.
İspanyolca, Güney Amerika'da yaygın bir biçimde konuşulur.Spanish is widely spoken in South America.
Onlara akşam yemeğinin nasıl olduğunu sordum ama hiç kimse bana cevap vermedi.I asked them how dinner was, but nobody answered me.
Bilim, iyi ve kötü amaçlar için kullanılabilir.Science can be used for good or evil purposes.
Aramaya çalıştım ama cevap vermediler.I tried calling, but they didn't answer.
Ben Finim ama İsveççe de konuşuyorum.I am Finnish, but I speak also Swedish.
Biz uzun süre bekledik ama o görünmedi.We waited a long time, but she didn't show up.
Ben çok şey bilmeyebilirim ama Tom ne hakkında konuştuğunu bilmiyor.I may not know a lot, but I do know that Tom doesn't know what he's talking about.
Latin Amerika romanları zıtlıklarıyla nitelenir.Latin American novels are characterized by their contrast.
O genç görünüyor ama aslında 40 yaşın üzerinde.He seems young, but he's actually over 40 years old.
Benim amacım duygularını incitmek değildiIt was not my intention to hurt your feelings.
Tom çok kan kaybetti, ama bilincini kaybetmedi.Tom's lost a lot of blood, but he hasn't lost consciousness.
Tom hazır olduğunu düşündü ama Mary ona onun hazır olmadığını söyledi.Tom thought he was finished, but Mary told him that he wasn't.
Bronz deriler solacak ama anılar sonsuza kadar sürecektir.The tans will fade, but the memories will last forever.
Sen yüzebilirsin ama ben yüzemem.You can swim, but I can't.
Benim amcalarım zaman zaman beni görmeye gelir.My uncles come to see me from time to time.
Hem Kanada hem de Meksika Amerika Birleşik Devletleri ile bir sınır paylaşıyor.Canada and Mexico both share a border with the USA.
Üzgünüm ama öyle yapamam.Sorry, but I can't do so.
Amerikan tarihi hakkında bir kitap okuyorum.I'm reading a book on American history.
Hem Kanada hem de Meksika Amerika Birleşik Devletleri sınırları boyunca yerleşmiştir.Canada and Mexico are both located along the US borders.
Ben cennete gitmek istiyorum ama oraya gitmek için ölmek istemiyorum!I want to go to heaven, but I don't want to die to get there!
Planı uygulamayı denedin ama başaramadın.You tried to carry out the plan but you didn't succeed.
Yarın amcamla randevum var.I have a rendezvous with my uncle tomorrow.
Sabırla dinliyorum ama ilgilenmiyorum.I am patiently listening, but I don't feel interested.
Amerikan bayrağının elli tane yıldızı vardır.The American flag has fifty stars.
Düşmanını affet ama o piçin adını unutma.Forgive your enemy, but remember the name of that bastard.
Tom Mary'yi ambalajlamaya gönderdi.Tom sent Mary packing.
Tom'un amacı Mary'ye partiden bahsetmekti.Tom meant to tell Mary about the party.
Amcam bana dostça bir tavsiyede bulundu.My uncle gave me a friendly piece of advice.
AMP'nin ne anlama geldiğini biliyor musunuz?Do you know what AMP means?
Onlar doğal gözleriyle gördüler ama biz kalbimizin gözleriyle görüyoruz.They saw with their natural eyes but we see with the eyes of our heart.
Elbette geleceğim ama biraz geç kalabilirim.Sure I'll come, but I might be a bit late.
Betty White, Amerikalılar arasında çok popülerdir.Betty White is very popular with Americans.
Amcam bana bir kum saati verdi.My uncle gave me an hourglass.
Kural yok, ama bazı istisnalar var.There is no rule, but there are some exceptions.
Ekvador, Güney Amerika'nın kuzeybatı kesiminde yer alan bir ülkedir.Ecuador is a country situated in the northwest part of South America.
Yurtdışına gitmeye davet edildim ama istemiyorum.I was invited to go abroad, but I don't want to.
Kapıyı kapatmak istedim ama anahtarı kaybettim.I wanted to close the door, but I've lost the key.
Bence herkes iyidir ama bazı insanlar diğerlerinden daha iyidir.In my opinion, everybody is good but some people are better than others.
Sıkı bir şekilde konuşulursa, o bundan hiç hoşlanmadı ama bir şey söylemedi.Strictly speaking, she didn't like it at all, but she didn't say a thing.
Meksikalılar Amerika Birleşik Devletlerindeki en büyük İspanyol kökenli gruptur.Mexicans are the largest group of Hispanic origin in the United States of America.
Amacım nedir?What is my purpose?
Hâlâ başağrım var ama bu sabah kendimi daha iyi hissediyorum.I still have a headache, but I'm feeling better this morning.
Toprak reformunu tartıştılar ama asla uygulayamadılar.They debated land reform but never carried it out.
Çocuklara sessiz kalmalarını emrettim, ama onlar gürültü yapmaya devam ettiler.I ordered the children to stay quiet, but they kept on making noise.
Amerikan siyasetini, özellikle başkanlık seçimi sırasında gözlemlemek ilginçtir.It's interesting to observe American politics, especially during a presidential election.
Ama ablam gayet iyi yüzebilir.But my elder sister can swim perfectly well.
Herkes her şeyi bilmez ama hiç kimse hiçbir şeyi bilir.Everybody knows everything but nobody knows anything.
Tom bunun ne zaman olacağını bilmiyor ama bunun olacağından oldukça emin.Tom doesn't know when it'll happen, but he's pretty sure that it will happen.
Biraz Japonca konuşuyorum ama henüz onda iyi değilim.I speak Japanese a little, but I'm not good at it, yet.
O Amerika Birleşik Devletleri'ndeki bir yayıncıdan bir kitap sipariş etti.He ordered a book from a publisher in the United States.
Çincem mükemmel değil, ama onun dediğini yeterince anlayabildim.My Chinese is not perfect, but I could understand enough of what he said.

İlgili Sayfalar