am ile cümle

am kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Arkadaşın güzel ama yapmacıklı.Your friend is a namby-pamby.
Okyanusu öv ama karada kal.Glorify the ocean, but stay on the ground.
Baktım ama bir şey görmedim.I looked, but I didn't see anything.
O bana para verdi ama hemen onu ona geri verdim.He gave me money, but I gave it back to him immediately.
Michael az konuşan bir adam ama konuştuğunda insanlar onu dinler.Michael is a man of few words, but when he speaks, people listen.
Onu severim ama bazen onun keskin dil beni çok fazla rahatsız ediyor.I like her, but sometimes her sharp tongue irritates me so much.
Üzgünüm ama bu telefon bozuk.I am sorry, but this telephone is out of order.
Gerçekten sana yardım etmek isterim, ama ellerim bağlı.I would really like to help you, but my hands are tied.
Onun planları teoride her zaman kulağa hoş geliyor ama uygulamada çalışmaz.His plans always sound great in theory but they don't work in practice.
Amy, onunla evlenmelisin!Amy, you should marry him!
Benim çok param yok ama bir şekilde geçiniyorum.I don't have a lot of money, but I get along somehow.
Ona bir kitap ödünç verdim ama o hala geri vermedi.I lent him a book, but he has not yet given it back.
Hiç kimse düşünmez ama herkesin görüşleri vardır.No one thinks, but everyone has their opinions.
A yeterlidir ama B yeterli değildir.A is enough, but B is not enough.
Herkes farklı bir şeye inanıyor ama sadece bir gerçek vardır.Everyone believes something different, but there is only one truth.
Amcan arabasını sürmene izin verdi mi?Your uncle let you drive his car?
Bu civarda bir sürü insan Amerikan folk müziğini sever.A lot of people around here like country music.
Dünyayı araştırabilirsin ama asla Mary'den daha güzel bir kadın daha bulamazsın.You could search the world over and never find another woman more beautiful than Mary.
Tom'un sonunda bir ameliyata ihtiyacı olacak.Tom will eventually need an operation.
Tom Güney Amerika'yı ziyaret etmek istedi.Tom wanted to visit South America.
Tom Kuzey Amerika'yı ziyaret etmek istedi.Tom wanted to visit North America.
Tom Orta Amerika'yı ziyaret etmek istedi.Tom wanted to visit Central America.
Tom Amerika'yı ziyaret etmek istedi.Tom wanted to visit America.
Tom gerçekten ne düşündüğünü Mary'ye söylemek istedi, ama dilini tuttu.Tom wanted to tell Mary what he really thought, but he held his tongue.
Tom hayatının geri kalanını Amerika'da geçirmek istedi.Tom wanted to spend the rest of his life in America.
Tom geç uyumak istedi, ama uyuyamadı.Tom wanted to sleep late, but was unable to.
Tom Mary'ye onunla dışarı çıkmasını rica etmek istedi, ama cesareti yoktu.Tom wanted to ask Mary to go out with him, but he didn't have the courage to.
Tom Mary'nin amcasını ziyaret etmesi için Boston'a gitmesini istedi.Tom wanted Mary to go to Boston to visit her uncle.
Tom konuşmaya çalıştı, ama yapamadı.Tom tried to speak, but couldn't.
Tom gülümsemeye çalıştı, ama yapamadı.Tom tried to smile, but couldn't.
Tom Amerika'daki kadınların çok parfüm sürdüklerini düşünüyor.Tom thinks women in America wear too much perfume.
Tom amacının geç kalmak olmadığını söyledi.Tom said that he didn't mean to be late.
Tom onu bu gece yapamayacağını, ama başka bir zaman yapabileceğini söyledi.Tom said he couldn't make it tonight, but he could make it some other time.
Tom Amerikan tarihi ile çok ilgili.Tom is very interested in American history.
Tom yakışıklı bir adamdır, ama çok samimi değil.Tom is a good-looking guy, but he's not too friendly.
Tom Mary'ye yardımcı olur, ama o ona yardım etmez.Tom helps Mary, but she doesn't help him.
Tom'un iyi bir amacı var.Tom has a good point.
Tom'un özür dilemek için çok fırsatı vardı, ama bunu yapmadı.Tom had plenty of chances to apologize, but he didn't.
Tom birçok öneri verdi ama ben onlardan hiçbirisini beğenmedim.Tom gave a lot of suggestions, but I didn't like any of them.
Tom Mary'ye projenin amacını açıkladı.Tom explained the purpose of the project to Mary.
Tom Mary'ye söylemek zorunda değildi, ama söyledi.Tom didn't have to tell Mary, but he did.
Tom şu anda amcasıyla birlikte yaşıyor.Tom currently lives with his uncle.
Tom görevin amacının ne olduğunu anlayamadı.Tom couldn't understand what the purpose of the mission was.
Eğer ambulans biraz daha erken gelseydi Tom hayatta kalabilirdi.Tom could have survived if the ambulance had arrived a little sooner.
Tom kesinlikle amcasından evi miras alacağını ummuyordu.Tom certainly didn't expect to inherit the house from his uncle.
Tom Mary'nin olduğu yolu değiştiremez ama o onu denemekten vazgeçirmez.Tom can't change the way Mary is, but that doesn't stop him from trying.
Biraz zaman alacak, ama sonunda Tom tekrar yürüyebilecek.It'll take some time, but eventually Tom will be able to walk again.
Seni bilmem ama ben bugün oldukça iyi hissediyorum.I don't know about you, but I feel pretty good today.
Ben bir Sovyet-Amerikan kadınla seks yaptım.I had sex with a Soviet-American woman.
Senin iş arkadaşın Amerikalı mı?Is your coworker an American?
Chen Amerikalı değil.Chen is not American.
Ama biz neredeyiz?But where are we?
Aman! Raju merdivenden düştü!Oh! Raju has fallen down the stairs!
Onun dileği Amerika'ya gitmekti.His wish was to go to America.
Kök birası klasik bir Amerikan alkolsüz içecek olarak düşünülmektedir.Root beer is considered a classic American carbonated soft drink.
Sevmek kolaydır ama sevilmek zordur.It is easy to love, but difficult to be loved.
Bir taneye sahiptim ama o çalındı.I used to have one, but it was stolen.
Üzgünüm ama bu, açıkçası olanaksızdır.I'm sorry, but that is simply impossible.
Büyük babam şogide iyidir. Onun seviyesi dördüncü dan, amatör.My grandpa is good at shogi. His level is fourth dan, amateur.
Amcam Madagaskar'dan. O, Madagaskarlı.My uncle is from Madagascar. He is Madagascan.

İlgili Sayfalar