am ile cümle
am kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Çalışmak için Amerika'ya gidip gitmemenin benim için iyi olduğu yakında belirlenecek.It remains to be seen whether or not going to America to study is good for me.
Sana raporun bir kopyasını verebilirim ama onun doğruluğunu garanti edemem.I can give you a copy of the report, but I can't vouch for its accuracy.
Kuzey Amerika'daki en yüksek dağ hangisi?What is the highest mountain in North America?
Kuzey Amerika'da işler, "Her zaman müşteri haklıdır." prensibi ile yapılır.In North America, business operates on "the customer is always right" principle.
Kuzey Amerika'da emniyet kemerinizi bağlamamanız yasaya aykırıdır.In North America it is against the law to fail to fasten your seatbelt.
Kuzey Amerika'da bir kişi omuzlarını silktiğinde bu; "bilmiyorum" anlamına gelir.In North America when a person shrugs his shoulders it means "I don't know".
Amcamlarda yedik.We dined at our uncle's.
Amcamlarda kalıyoruz.We are staying at our uncle's.
Patronum köle gibi çalıştıran bir amir.My boss is a slave driver.
Mümkün olduğunca çabuk koştum, ama son tren için vaktim yoktu.I ran as fast as possible, but I was not in time for the last train.
Ben yaz boyunca amcamın evinde kaldım.I stayed at my uncle's during the summer.
Bir evin düzensiz olmasına katlanabilirim ama kirli olmasından hoşlanmıyorum.I can put up with a house being untidy, but I don't like it to be dirty.
Şimdiye kadar yayınlanmış tüm diyetleri denedim ama hala kilo kaybetmedim.I have tried every diet that has ever been published and I still haven't lost weight.
Gerçekten üzgünüm, ama atkını yanlış yere koymuş gibi görünüyorum.I'm really sorry, but I seem to have misplaced your scarf.
Ben çok üzgünüm ama şemsiyeni kaybettim gibi geliyor.I'm very sorry, but I seem to have lost your umbrella.
Kız kardeşinin ameliyatından sonra tehlikede olmadığını duymaktan memnuniyet duyuyorum.I'm glad to hear that your sister is out of danger after her operation.
Her gün çok İngilizce çalıştım ama çok öğrenmedim.I studied English very hard every day, but I didn't learn a lot.
İsmini bilmiyorum ama sima olarak tanıyorum.I don't know her name, but I do know her by sight.
İsmini bilmiyorum ama simaen tanıyorum.I don't know her name, but I do know her by sight.
Yarın amcamla bir randevum var.I have an appointment with my uncle tomorrow.
Amcam yarın bizi görmeye gelecek.My uncle is coming to see us tomorrow.
Yarın amcamla görüşüyorum.I am seeing my uncle tomorrow.
Yarın yağmur yağabilir ama biz her halükarda gideceğiz.It may rain tomorrow, but we are going in any case.
Bir insanın karnı doyar ama gözü doymaz.The eye is bigger than the belly.
Amaçlar her zaman araçları meşru kılmaz.The end does not always justify the means.
Amacıma ulaşmayı zor buldum.I found it difficult to achieve my purpose.
Sorununu anladım ama yardımcı olunamaz.I appreciate your problem, but it can't be helped.
Ama çocukların velayeti bir sorundu.But custody of the children was a problem.
Yaşlı adam kaçtı ama güçlükle.The old man escaped, but with difficulty.
Arkadaşım Kei güzel, ama başkalarına saygılı değil.My friend Kei is beautiful, but she is not considerate to others.
O, bir arkadaş değil ama bir tanıdıktır.He is not a friend, but an acquaintance.
O ertesi sabah Amerika'ya gideceği için sinirliydi.He was nervous because he was leaving for America the next morning.
Önümüzdeki hafta amcamı ziyaret edeceğim.I'll visit my uncle next week.
Gelecek yıl Amerika'da eğitim yapmayı düşünüyorum.I'm considering studying in America next year.
Kulak misafiri olmak istemedim ama tesadüfen duydum.I didn't mean to eavesdrop, but I did overhear you.
Yolculuğunun amacı nedir?What's the purpose of your trip?
Gezinizin amacı nedir?What's the purpose of your trip?
Seyahatinin amacı ne?What's the purpose of your trip?
Ebeveynlerim amcamı uğurlamak için havaalanına gitti.My parents have gone to the airport to see my uncle off.
Bir yarasa bir kuş değildir ama bir memelidir.A bat is not a bird, but a mammal.
Amazon.com.'dan bir kitap sipariş ettim.I've ordered a book from Amazon.com.
Ah, peki. Görüşürüz. Ama dikkatli sür.Oh, OK. See you. But drive carefully.
Aması falan yok!There's no but about it!
İçmende sakınca yok, ama ölçülü iç.It's all right to drink, but drink in moderation.
Geçmiş hakkında bir şey bilmiyorum ama artık fakslarımız ve e-postalarımız var.I don't know about the past, but now we have faxes and emails.
Kütüphaneye gitmiyorum ama seni istasyona kadar götürebilirim.I'm not going to the library, but I can take you as far as the station.
O şimdiye kadar dokuz insansı robot yapmıştı ama onların hepsi tanıtım modelleriydi.Up to now he had made nine humanoid robots but they were all demonstration models.
Yardım etmek istedim ama yapabileceğim hiçbir şey yoktu.I wanted to help, but there was nothing I could do.
Düşmanın amiral gemisini tahrip ettik!We've destroyed the enemy flagship!
Ama ne dediğini anlıyorum.But I understand what he says.
Puffy AmiYumi, bir Japon rock grubudur.Puffy AmiYumi is a Japanese rock band.
Yarın yağmur yağacak gibi görünüyor ama elimden geleni yapacağım.It looks like rain tomorrow, but I'll try my best.
Bu yıl da, amatör müzisyenler için düzenlenen çok sayıda düzenli konserler var.This year too there are many regular concerts for amateur musicians being held.
Amanın, sen haklısın, ben onu hiç bilmiyordum.Oh my, you're right, I didn't know that at all.
Amerika'nın radyoaktif atıkları terör saldırılarının hedefi olabilir.America's radioactive waste may be targeted in terrorist attacks.
Kliniğimizde yapılan ameliyat yarım saat içinde bitti.The surgery, performed at our clinic, is over in half an hour.
Ben Japonum ama Japonya'da yaşamıyorum.I'm Japanese, but I don't live in Japan.
Amerika'ya "hayır" diyebilir miyiz?Can we say "No" to America?
Duygusal bir düzeyde katılıyorum ama pragmatik düzeyde katılmıyorum.I agree on an emotional level, but on the pragmatic level I disagree.
O, Amerika için çoğumuzun hayal bile edemeyeceği fedakarlıklara katlandı.He has endured sacrifices for America that most of us cannot begin to imagine.