altın ile cümle

altın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bu işin altında bir iş var.There's something fishy going on.
O başka bir isim altında seyahat etti.He traveled under another name.
İki aile tek bir çatı altında yaşıyor.The two families live under one roof.
Brezilya dünyanın en büyük altıncı ekonomisi oldu.Brazil became the sixth largest economy in the world.
Battaniyenin altında sıcaktır.It's warm under the blanket.
Onun arabasının altında saklanan iki kedi var.There are two cats hiding under her car.
Neden kedilerin battaniyenin altına saklandılar?Why did your cats hide under the blanket?
Kedilerim artık yatağın altında uyumuyorlar.My cats aren't sleeping under the bed any more.
Bütün ülke karın altında gömülüydü.The whole country was buried under snow.
Dünya ekonomisi büyük tehlike altında.The world economy is in grave danger.
Tom altından yapılmış bir kol saati takıyor.Tom wears a gold wristwatch.
Tom kitabı yastığının altına sakladı.Tom hid the book below his pillow.
Her şey kontrolümüz altında.We have everything under control.
Ayakkabılarımı yatağın altına koydum.I put my shoes under the bed.
Ayakkabımı çıkarıp yatağın altına koydum.I took my shoes off and put them under the bed.
Dün hediyeleri tavan artasına koydum ve bugün onları yatağın altına koydum.Yesterday I put the gifts in the attic, and today I put them under the bed.
Normal şartlar altında, suyun kaynama sıcaklığı 100 santigrat derece.Under normal conditions, the boiling point of water is 100 degrees Celsius.
Bu proje altın bir külçedir.This project is a gold nugget.
Göğüs altın paralar içeriyordu.The chest contained gold coins.
O altın bir madalya kazandı.He won a gold medal.
Her şey kontrol altında.Everything's under control.
Durum kontrol altında.The situation is under control.
Altınını rehin koydu.She pawned her gold.
Tom bir ağacın altına oturdu.Tom sat down underneath a tree.
Eski arkeolojik siteler Suriye'de tehdit altındadır.Ancient archeological sites are under threat in Syria.
Kütüphanenin önündeki ağaçların altında öğle yemeklerini yiyen bazı adamlar vardı.There were some men eating their lunches under the trees in front of the library.
Sınav hakkında endişelenmemelisin. Senin yeteneklerinin çok altında olduğuna eminim.You shouldn't be concerned about the exam. I'm sure it is far beneath your talents.
Bu bilgiyi paylaşmak için herhangi bir zorunluluk altında değilsin.You are under no obligation whatsoever to share this information.
Onu yatağımın altında sakladım.I hid it under my bed.
O, yatağın altında gizli.It's hidden under the bed.
Tom silahını yastığının altına koydu.Tom put his gun under his pillow.
Tom'un tam sol gözünün altında bir yara izi var.Tom has a scar just below his left eye.
Tom yatağın altından bir kutu çıkardı.Tom pulled a box from under the bed.
Sıcaklık sıfırın altında beş dereceye düştü.The temperature fell to five degrees below zero.
Bu makinenin su altında çalışması için bir yol bulmalıyız.We have to figure out a way to get this machine to work under water.
Dışarı gel hadi. Bütün gece yatağının altında saklanarak kalamazsın.Come on out. You can't stay hiding under your bed all night.
Restoran, yeni yönetim altında yeniden açılacak.The restaurant will reopen under new management.
Tom gizli altın paraları aramak için döşeme tahtalarını kaldırdı.Tom pried up the floorboards looking for the hidden gold coins.
On sekiz yaşın altındaki Amerikalılara başkanlık seçimlerinde oy kullanma izni verilmez.Americans under the age of eighteen aren't allowed to vote in presidential elections.
Ailemin haysiyetini ayaklar altına aldım.I have dishonored my family.
Caddenin altındaki yeni restoranı deneyeceğimizi düşündüm.I thought we'd try that new restaurant down the street.
Kedi kanapenin altında saklanıyor.The cat is hiding under the couch.
Kedim sobanın altında saklanıyor.My cat is hiding under the stove.
Tom yatak altına saklıyor.Tom is hiding under the bed.
Hayatını bu şartlar altında sürdüremezsin.You can't live your life under these conditions.
Sokaklar su altında.The streets are flooded.
Yatağın altına bakalım.Let's look under the bed.
Senin altınını istemiyorum.I don't want your gold.
Hepimizi tekrar aynı çatı altında istiyorum.I want us all under one roof again.
Onun kariyeri risk altında.His career is on the line.
Tom'un ayak altında dolaşmamızı istemiyorsan, dolaşmayız.If you don't want us to get in Tom's way, we won't.
O, tüm düşüncelerini ve duygularını kayıt altına aldı.She chained up all his thoughts and feelings.
Niçin masanın altındasın?Why are you under the table?
Altına ihtiyacım yok. Ben sadece nihai gerçeği arıyorum.I don't need gold, I only seek the ultimate truth.
Altıncı sınıfta senden hoşlanmadığımı biliyorsun.You know I didn't like you in sixth grade.
Ayın üstünde, her şey sonsuz; altında, insanoğlu hariç bir şey yok.Above the moon, everything is eternal; below, there is nothing save mortality.
Onlar masa altından ayakla birbirlerini taciz ediyorlardı.They were playing footsie under the table.
Polis sorgulama için birçok şüpheliyi göz altına aldı.The police detained several suspects for questioning.
Elbiselerimin altına mayomu giyiyorum.I'm wearing my swimsuit under my clothes.
Tom orada o ağacın altında yalnız oturuyor.Tom is sitting alone under that tree over there.
İlgili Sayfalar