Ana içeriğe geç
Sözlük

altı ile cümle

altı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O,oyucaklarını yatağın altına sakladı.He hid his toys under the bed.
O, kolunun altında bir şemsiye taşıyordu.He was carrying an umbrella under his arm.
O, altını çaldığını itiraf etti.He admitted that he stole the gold.
Kitabı ceketinin altına sakladı.He concealed the book under his coat.
O, masanın altındaki kutuyu buldu.He found the box under the table.
O kapı kasasının altında durdu.He stood under the door frame.
O, neredeyse altı fit boyundadır.He is almost six feet tall.
Altı yaşında bir çocukmuş gibi ağladı.He cried as if he were a boy of six.
Kolunun altında kitaplarını tutuyor.He is holding his books under his arm.
O, bir seferde altı kutu taşıdı.He carried six boxes at a time.
O, denizin altında yeni bir hayatın tadını çıkardı.He enjoyed a new life under the sea.
Altın aramaya gitti.He went in search of gold.
O, gümüş ağaçları olan altın şehirler hakkında harika hikayeler duymuştu.He had heard wonderful stories about cities of gold with silver trees.
Onun bir köpeği ve altı kedisi var.He has one dog and six cats.
Bu onun altıncı kazası.This is his sixth accident.
O, benim onu altıda uyandırmamı istedi.He asked me to wake him at six.
O benim altımda çalışır.He works under me.
O, arabanın altından çıktı.He got out from under the car.
O gülümseyen bir yüz altındaki kötülüğünü gizler.He cloaks his wickedness under a smiling face.
O, esaret altında.He is in chains.
O, esaret altında tutuldu.He was held in captivity.
O, kolunun altında bir paket tutuyordu.He held a package under his arm.
Ona bir ödül olarak altın bir saat verildi.He was given a gold watch as a reward.
Hukuk bürosunda altı yıl çalışmıştı.He had worked for the law firm for six years.
O, gerçekten altın almak için gelmişti.He had really come to get gold.
O narkoz altında.He was put under anesthesia.
O her gün saat altıda kalktığını söyledi.He said that he gets up at 6 o'clock every day.
O her sabah altıda kalkmayı kural olarak benimsemiştir.He makes it a rule to get up at six every morning.
O, her sabah altıda kalkmayı kural olarak benimsemiştir.He makes it a rule to get up at six every day.
O, ağacın altında uyuyordu.He was sleeping under the tree.
Ona el altından ödendi.He got paid under the table.
Altıda eve vardı.He got home at six.
Eve altıda geldi.He got home at six.
Onların yangını kontrol altına alması şafaktan önceydi.It was before dawn that they got the fire under control.
On altı kilometre yürüyüp, on dakika dinlenip, tekrar yürüdüler.They walked for ten miles, rested for ten minutes, then walked again.
Onlar altı ay önce evlendi.They got married six months ago.
Onlar, altı fit yüksekliğinde bir duvara tırmanmak zorunda kaldı.They had to climb a wall six feet high.
Onlar altıda varırlar ve sonra hep birlikte akşam yemeği yeriz.They will arrive at six, and then we will all have dinner.
Onlar evi yapmak için altı ay harcadılar.They spent six months building the house.
Ağır vergi yükü altındaydılar.They were burdened with heavy taxes.
Başarısı için onu altın madalyayla ödüllendirdiler.They awarded him a gold medal for his achievement.
Her sabah altıda uyanırlar.They wake up at six every morning.
Sıfır yerçekimi altında bir dizi deney gerçekleştirdiler.They conducted a series of experiments under zero gravity.
Bir ağacın altına oturdular.They sat under a tree.
O dahil altı kişi var.There are six people including him.
Eski sandalye onun ağırlığı altında inledi.The old chair groaned under her weight.
Onun saçı şapkasının altından çıktı.Her hair came out from under her hat.
O bana onun yaklaşık saat altıda burada olacağını söyledi.She told me she would be here about six.
O, on altı yaşındayken kitabı bir kez okudu.She read the book once when she was sixteen.
O on altı yaşındayken bir trafik kazasıyla karşılaştığını söyledi.She said she had met with a traffic accident when she was sixteen.
Dörtten altıya kadar TV izler.She watches television from four to six.
O her sabah altıda kalkmayı kural haline getirmektedir.She makes it a rule to get up at six every morning.
Saat altıya kadar okuldan dönecek.She will come back from school by six o'clock.
Altıya kadar döneceğini umuyorum.I expect her back by six o'clock.
O, altıya kadar dönmedi.She did not return till six.
O altı kişilik masa hazırladı.She laid the table for six.
O her zaman altıda kalkar.She always gets up at six.
O, keki altı parçaya kesti ve çocuklardan her birine bir tane verdi.She cut the cake into six pieces and gave one to each of the children.
Pastayı altı parçaya böldü.She divided the cake into six pieces.
Kutuyu kolunun altında taşıdı.She carried the box under her arm.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod