Onun düşük maaşı onun ev satın almasını engeller.His low salary prevents him from buying the house.
İngiliz hukuku 16 yaşın altındaki çocukların sigara satın almasını yasaklar.English law prohibits children under 16 from buying cigarettes.
Yağmur yağmaya başladığında, o, oğlunun çamaşırı içeriye almasını söyledi.When it began to rain, she told her son to take in the washing.
Mike ona bir araba alması için her zaman babasını rahatsız ediyor.Mike is always nagging his father to buy him a car.
Erkek arkadaşımı bana bir yüzük alması için ikna ettim.I talked my boyfriend into buying me a ring.
Annesinden ona yeni bir oyuncak almasını istedi.Tom appealed to his mother to buy a new toy for him.
Seni evinden alması için birini ayarladım.I'll arrange for someone to pick you up at your home.
Satış elemanı elbiseyi alması için onu ikna etti.The salesperson persuaded her to buy the dress.
Hasta yeni ilaçlar almasına rağmen daha iyi hissetmiyor.The patient felt none the better for having taken the new pills.
Hasta ilaçları almasına rağmen kötü hissediyordu.The patient felt the worse for having taken the pills.
Yoshio'nun soğuk almasının sebebi budur.That is why Yoshio has caught a cold.
John'un bir araba satın alması için yeterli para var.There is enough money for John to buy a car.
Onun o projeyi ciddiye almasını sağlamak için buradayız.We have got to get him to take that project seriously.
Anneme senin için biraz almasını rica ettim.I asked Mom to get some for you.
Onların yeni bir araba almasını ummuyorduk.We didn't anticipate their buying a new car.
Kız kardeşim babamdan yeni bir bisiklet almasını istedi.My sister asked Father to buy a new bicycle.
Onu alması için sonunda onu ikna ettim.I finally persuaded him to buy it.
Yeni bir yatak alması için onu ikna ettim.I've managed to talk him into buying a new bed.
Ben ona saat dört civarında beni almasını rica ettim.I asked her to pick me up around four.
Ondan saat dört gibi beni almasını istedim.I asked her to pick me up around four.
Babamdan bu oyuncağı satın almasını istedim.I asked my father to buy this toy.
Babamı yeni bir araba alması için ikna etmeye çalıştım.I tried to argue my father into buying a new car.
Onun gururu onun parayı almasına izin vermedi.His pride did not allow him to take the money.
Patron, Bay Brown'dan kendisi yokken işyerinin sorumluluğunu almasını istedi.The boss asked Mr Brown to take charge of the office while she was away.
Onun bir araba alması için yeterli parası yok.He cannot afford to buy a car.
Bir gazete alması için oğlunu dışarı gönderdi.He sent his son out to get the newspaper.
O, generalden emrini geri almasını istedi.He asked the general to take back his order.
O ona onun onu alması gerektiğini önerdi.He suggested to her that she should buy it.
Sonunda yeni bir araba alması için babasıyla konuştu.He finally talked his father into buying a new car.
Kendisine bir bisiklet alması için babasına yalvardı.He begged his father to buy him a bicycle.
Onların yangını kontrol altına alması şafaktan önceydi.It was before dawn that they got the fire under control.
Onların yeni bir araba almasını ummuyoruz.We do not anticipate their buying a new car.
Ben, onun bileti almasının zor olduğunu düşündüm.I thought it difficult for her to get the ticket.
Müşterinin mavi bir kravat almasını önerdi.She suggested that the customer buy a blue tie.
Onun biletleri almasının zor olacağını düşündüm.I thought it would be difficult for her to get the tickets.
Bu araba onun alması için yeterince ucuz.This car was cheap enough for him to buy.
İlk olarak geldi. İyi bir koltuk almasının nedeni budur.He came first. That's why he got a good seat.
Mary, kız kardeşinin elbiselerini ödünç almasına izin vermez.Mary does not let her sister borrow her clothes.
Mary oğlunun bir şemsiye alması için ısrar etti.Mary urged her son to take an umbrella.
General, iki taburun savaş düzeni almasını emretti.The general ordered the deployment of two battalions.
O, ona ilacı almasını tavsiye etti.She advised him to take the medicine.
O, ona parayı alması için nasihat etti.She advised him to take the money.
Kendisine yeni bir araba satın alması için onu ikna edemedi.She couldn't convince him to buy her a new car.
O onun pahalı bir nişan yüzüğü almasını istemiyor.She doesn't want him to buy an expensive engagement ring.
O, onun ona pahalı bir hediye almasını umuyordu.She expected him to buy her an expensive gift.
O, onun rüşvet almasını umuyordu.She expected him to take the bribe.
O, onu yeni bir ev alması için ikna etti.She talked him into buying a new house.
O, onu ona elmas bir yüzük alması için ikna etti.She talked him into buying her a diamond ring.
O, onu, ona inci bir gerdanlık alması için ikna etmeye çalıştı.She tried to persuade him to buy her a pearl necklace.
Kız arkadaşının İphonunu ödünç almasına izin vermemelisin.You shouldn't let your girlfriend borrow your iPhone.
Tom satın alması gereken şeylerin bir listesini yaptı.Tom made a list of things he needs to buy.
Tom'un o kadar çok yiyecek almasına gerek yoktu.Tom didn't need to buy so much food.
Tom ondan almasını istediğim şeyi almadı.Tom didn't buy what I asked him to.
Tom'un çocuklarının ondan bir şey miras alması çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom's children inherited anything from him.
Tom'un arabasını yıkamasının bu kadar çok zaman alması şaşırtıcı.It's amazing how much time it takes Tom to wash his car.
Tom'a dışarı gitmesi ve yiyecek bir şey alması gerektiğini söylüyordum.I was just telling Tom that he should go out and buy something to eat.
Bence Tom'un çocukların velayetini alması çok zor.I think it's highly unlikely that Tom will get custody of the kids.
Tom o konser için Mary'nin bir bilet almasının zor olacağını düşündü.Tom thought it would be difficult for Mary to get a ticket to that concert.
Tom yeni bir bilgisayar alması için Mary'yi ikna etti.Tom talked Mary into buying a new computer.
Tom Mary'nin partiyi organize etmesi için kredi almasına izin verdi.Tom let Mary take the credit for organizing the party.