Tom ona ikinci el araba satın almamasını önerdi.Tom advised him not to buy the secondhand car.
Ara sıra senden haber almama izin ver, verecek misin?Let me hear from you now and again, will you?
Böyle bir şeyi satın almamalıydım.I should not have bought such a thing.
Bu para bir araba almama imkan verecek.This money will allow me to buy a car.
Onun duygularını hafife almamalısın.You should not trifle with his feelings.
Bir hafta izin almama izin verildi.I was allowed to take a week off.
On sekiz yaşın altındaki insanların alkollü içki satın almamaları gerekiyor.People under eighteen aren't supposed to buy alcoholic drinks.
Asla borç para almamayı prensip edinirim.I make it a rule never to borrow money.
Asla ödünç para almamayı prensip edinirim.I make it a rule never to borrow money.
Karımla konuşup yeni bir halı almamaya ikna ettim.I talked my wife out of buying a new carpet.
Yanımda bir şemsiye almama gerek yoktu.I didn't need to take an umbrella with me.
Alıp almamak size kalmış.It is up to you whether to buy it or not.
Karısı herhangi bir risk almaması için ona yalvardı.His wife begged him not to run any risk.
Karısına düşünmeden almamasını söyledi.He told his wife not to buy on impulse.
Arkadaşlarından borç para almamanı tavsiye ederim.I advise you not to borrow money from your friends.
Lütfen yarın bir gün izin almama izin verin.Please let me take a day off tomorrow.
O soğuk almamak için bir kazak giydi.She put on a sweater so she wouldn't catch a cold.
Polisler rüşvet almamalı.Police shouldn't take bribes.
Kilo almamalısın.You must not put on weight.
Baba, lütfen arabayı ödünç almama izin verir misin?Dad, will you please let me borrow the car?
Beni hayrete düşüren onun asla dersini almamasıdır.What astonishes me is that he never learns his lesson.
Bu şeyleri hafife almamalısın.You shouldn't take those things for granted.
Altı yıl okulda İngilizce eğitimi almama rağmen, çok iyi İngilizce konuşmam.I don't speak English well even though I took it for six years at school.
O, ona arkadaşlarından ödünç para almamasını tavsiye etti.She advised him not to borrow money from his friends.
O ona kullanılmış araba almamasını tavsiye etti fakat o onun tavsiyesini dinlemedi.She advised him not to buy a used car, but he didn't follow her advice.
Ona ona kullanılmış bir araba almamasını tavsiye etti.She advised him not to buy a used car.
Ona onun tarafından arkadaşlarından borç para almaması tavsiye edildi.She was advised by him not to borrow money from his friends.
Tom'un arabasını ödünç almamalıydın.You shouldn't have borrowed Tom's car.
Tom onu satın almamam gerektiğini söyledi.Tom told me that I shouldn't buy that.
Tom dün baktığı arabayı almamaya karar verdi.Tom decided not to buy the car he was looking at yesterday.
Tom Mary'nin arabasını ödünç almamalıydı.Tom shouldn't have borrowed Mary's car.
Tom Mary'yi hafife almamak için daha dikkatli olmalıdır.Tom should be careful not to underestimate Mary.
Tom artık Mary'den ödünç para almaması gerektiğini biliyor.Tom now knows that he shouldn't have borrowed money from Mary.
Tom, Mary'ye John'dan çok fazla ödünç para almamasını tavsiye etti.Tom advised Mary not to borrow too much money from John.
Tom'un yardım almaması gerçekten kimsenin umrunda değildi.Nobody really cared that Tom didn't help.
Tom ve Mary'nin o evi satın almamaya karar vereceklerini hissediyordum.I had a feeling that Tom and Mary would decide not to buy that house.
Alkol almama izin verilmez.I'm not allowed to drink alcohol.
O, bunu ödünç almama izin verecek kadar kibardı.He was kind enough to let me borrow it.
Nezaket gösterip onu ödünç almama izin verdi.He was kind enough to let me borrow it.
Tom'u almama izin ver.Let me get Tom.
Arkadaşlardan asla para ödünç almamayı öğrendim.I've learned never to borrow money from friends.
Arkadaşlardan borç almamak gerektiğini biliyorum.I know better than to borrow money from friends.
Bir trafik polisi, bir sürücünün sürücü belgesini almamayı rüşvet karşılığı kabul etti.For a bribe, a traffic policeman agreed not to take away a driver's license.
Onu ödünç almama izin ver.Let me borrow that.
Onu almak için şansım vardı ama almamaya karar verdim.I had the chance to buy that, but I decided not to.
İki kez iki hap almama rağmen, baş ağrım hâlâ geçmedi.Although I had taken two pills two times, my headache did not go away.
Bir kamyonun olduğunu biliyorum. Yarın onu ödünç almama izin verir misin?I know you have a truck. Would you let me borrow it tomorrow?
Bu iş birkaç saatten daha fazla almamalı.This job shouldn't take more than a couple of hours.
Onu almamalıydım.I shouldn't have taken it.
Sanırım Tom almaması gereken bir şey almış olabilir.I think Tom might've taken something he shouldn't have.
Sorunu hafife almamak için dikkatli olun.Be careful not to underestimate the problem.
Yanında bir şemsiye almamalısın.You must not to take an umbrella with you.
Onu almama izin ver.Let me take that.
İnsanları anlamak istiyorsan onların söyledikleri ile ilgili herhangi bir not almamalısın.If you want to understand people, you shouldn't take any notice of what they say.
Hastanede haplar almama rağmen onları düzgün şekilde kullanmadım.Although I received pills at the hospital, I never took them properly.
Tom almaması gerektiğini bilmesine rağmen bir tefeciden ödünç para aldı.Even though Tom knew he shouldn't, he borrowed money from a loan shark.
Tom fiyat etiketine baktıktan sonra onu almamaya karar verdi.Tom decided not to buy it after he looked at the price tag.
Tom Mary'den o kadar çok ödünç para almamalıydı.Tom shouldn't have borrowed so much money from Mary.
Tom daha fazla malzeme almama izin vermeyecek.Tom won't let me buy any more stuff.
Tom bana artık almamamı söyledi.Tom told me not to buy any more.