Bu Almanya'nın en yüksek dağı.It's Germany's highest mountain.
Almanya'nın en yüksek dağı nedir?What is Germany's highest mountain?
Görüşme Almanca ve onun tek kelimesini anlayamıyorum.The interview is in German and I can't understand a word of it.
Ben biraz Almanca anlıyorum.I understand a bit of German.
Hatta Almancadan çeviri yapabilirim.I can even translate from German.
Bu bir Alman tv kanalı, RTL 2.This is RTL 2, a German TV channel.
Zugspitze Almanya'nın en yüksek dağıdır.The Zugspitze is Germany's highest mountain.
Seller Almanya'nın bir kısmını harap etti.Floods have ravaged parts of Germany.
Ekmek almamı söylemeyi unuttun.You forgot to tell me to buy bread.
Almanca öğreneceğim.I'll learn German.
O Almanyalı.He's from Germany.
Erkek arkadaşımı benden almaya yeltendi.She tried to steal my boyfriend.
O, Almanya'ya taşındı.She moved to Germany.
Almanya'ya taşındı.She moved to Germany.
Biz daha fazla bilgi almak istiyoruz.We want to get more information.
Kuyudan su almaya gidiyorum.I'm going to the well to get water.
Bir midilli satın almak istiyor.He wants to buy a pony.
Bir midilli almak istiyor.She wants to buy a pony.
Biz senin tansiyonunu almak istiyoruz.We want to take your blood pressure.
Almanya'da hayaletler vergi ödemez.In Germany ghosts don't pay taxes.
O ilacın hepsini almak gerekli değil.It's not necessary to take all of that medicine.
Mektubunu almayı dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to getting your letter.
Senden mektuplar almayı iple çekiyorum.I'm looking forward to receiving letters from you.
Senin sahip olduğun aynı tür koşu ayakkabılarını almayı düşünüyordum.I was thinking of getting the same kind of running shoes you have.
Tom'un biletleri almayı unutmadığından emin olmam gerekiyor.I'm supposed to make sure Tom doesn't forget to buy the tickets.
Eğer bana tavsiye etmeseydin işi almazdım.I wouldn't have gotten the job if you hadn't recommended me.
Kirasını ödemek için Tom'un ödünç para almak zorunda olduğundan eminim.I'm sure Tom had to borrow money in order to pay his rent.
Sadece Tom'u ne zaman almam gerektiğini bilmek istiyorum.I just want to know what time I'm supposed to pick Tom up.
Tom bir motosiklet almak için yeterli parası olmadığını söyledi.Tom said he didn't have enough money to buy a motorcycle.
Onların istedikleri her şeyi almak için yeterli parası yok.They don't have enough money to buy everything they need.
Tom kendine biraz kahve almak için mutfağa yürüdü.Tom walked into the kitchen to get himself some coffee.
Bunun için üç yüz dolardan daha az almayacağım.I won't take less than three hundred dollars for this.
Tom, bir şişe rom almak için içki dükkanına gitti.Tom went to the liquor store to buy a bottle of rum.
Neden öyle bir şeyi almak isteyeyim?Why would I ever want to buy something like that?
Uzun süre Tom'dan haber almayacağız.We won't be hearing from Tom for quite some time.
Tom bana zamanımızın çoğunu almayacağını söyledi.Tom told me he wouldn't take up much of our time.
Tom, Mary için bir şey satın almak istemediğini söyledi.Tom said he didn't want to buy anything for Mary.
Gelecek yıl Fransızca almam gerektiğini düşünüyorum.I'm thinking that I should take French next year.
Parti için ne almam gerek bilmek istiyorum.I want to know what I need to buy for the party.
Tom bir fincan kahve almak için mutfağa gitti.Tom went to the kitchen to get a cup of coffee.
Tom'un tüm krediyi almak isteyeceğinden eminim.I'm sure Tom will want to take all the credit.
Ben yalnızca bütün olasılıkları dikkate almaya çalışıyorum.I'm just trying to consider all possibilities.
İstediğim her şeyi satın almak için yeterli param var.I have enough money to buy everything I want.
Tom, herhangi bir risk almayı istemediğini söyledi.Tom says he isn't willing to take any risks.
Arabasını tamir etmek için Tom'un anahtarlarımı ödünç almasına izin verdim.I let Tom borrow my wrenches to fix his car.
Tom sobasına gazyağı almak için dışarıya çıktı.Tom went out to buy kerosene for his stove.
Tom ona içecek bir şey almamı istedi.Tom asked me to buy him something to drink.
Öğle yemeği molamı almayı düşünüyordum.I was thinking about taking my lunch break.
Bunu kendin almadığını tahmin ediyorum.I'm guessing you didn't buy this yourself.
Bisikletini ödünç almam gerekecek.I'm going to need to borrow your bicycle.
Sana biraz ilaç almakla ilgileneceğim.I'll see about getting you some medicine.
Tom Mary'den hiç yardım almayacak.Tom won't be getting any help from Mary.
Tom bazı malzemeleri satın almak için kasabaya gitti.Tom went into town to buy some supplies.
Tom bir cevap için hayır almayacağını söylüyor.Tom says he won't take no for an answer.
Fikrinizi almayı çok istiyorum.I'd very much like to hear your opinion.
Tom konuyu ciddiye almayacaktı.Tom wouldn't take the matter seriously.
Tom benden hiç para almayacak.Tom won't be getting any money from me.
Tom Mary'nin bir araba alması gerektiğini biliyordu.Tom knew that Mary needed to buy a car.
İşten sonra Tom'u almam gerekiyor.I'm supposed to pick Tom up after work.
Tom bizden hiç yiyecek almayacak.Tom won't be getting any food from us.