Onu hâlâ almadım.I still don't get it.
Alman dilinde birçok uzun sözcük vardır.In the German language there are many long words.
Ben ondan hiç almadım.I didn't get any of that.
Yiyecek bir şey almak için dışarı çıkıyoruz.We're going out to get something to eat.
O rüşvet almayla suçlandı.She was accused of bribery.
Tom'u almama izin ver.Let me get Tom.
Bu araba Almanya'da yapıldı.This car was made in Germany.
Ben kız arkadaşıma hediye almak istiyorum .I want to buy my girlfriend a present.
O Almanca konuşur.She speaks German.
O evi ondan satın almak istemiyorum.I don't want to buy that house from him.
"Bunda oldukça iyisin, değil mi?" "Patronun beni işe almasının nedeni bu."You're pretty good at this, aren't you?" "That's why the boss hired me."
Bunu kişisel olarak almayın.Don't make this personal.
Tom'a telefonu almasını söyle.Tell Tom to pick up the phone.
Tom'a biraz yardım almak için çalışayım.Let me try to get Tom some help.
Böyle değerli bir saati satın almak için yeterli paran var mı?Do you really have enough money to buy such a valuable watch?
Ben yemek yaparım, ama çok zevk almadan.I cook, but without much pleasure.
Tom eve giderken bir çift somun ekmek almanı söylememi istedi.Tom wanted me to tell you to buy a couple of loaves of bread on your way home.
Ayak parmaklarıyla anahtarlarını almaya çalıştı.Tom tried to pick up his keys with his toes.
Erkek arkadaşı için bir hediye satın almak istiyor.She wants to buy a present for her boyfriend.
Bu TV gösterisi genç gebelik ve eşcinsellik konuları ele almaktadır.This TV show tackles issues of teenage pregnancy and homosexuality.
Almanya'ya uçacağım.I will fly to Germany.
Meslekte daha fazla olanak sahibi olmak için Almanca öğreniyorum.I learn German in order to have more opportunities in the profession.
Tom'dan herhangi bir şey almayı gerçekten istiyor musun?Do you really want to buy anything from Tom?
Tom bir çift daha ayakkabı almak için gitti.Tom went to buy another pair of shoes.
Beğen ya da beğenme, bu ilacı almak zorundasın.Like it or not, you have to take this medicine.
Büyükanne, ailesine yiyecek almak için markete gitti.Grandma went to the market to buy food for the family.
Annenin tavsiyesini alman gerekiyor.You need to take your mother's advice.
Bu akıl almaz derecede sıkıcı.It's incredibly boring.
Tom işten eve giderken bir düzine yumurta almamı rica etti.Tom asked me to buy a dozen eggs on my way home from work.
İngiliz dili Alman dil grubuna aittir.The English language belongs to the German language group.
Bunun satın almamız için biraz çok pahalı olabileceğini düşünmüyor musunuz?Don't you think it might be a bit too expensive for us to buy?
Hala benim Tom'un senin bisikletini ödünç almasına izin vermemi ister misin?Do you still want me to let Tom borrow your bicycle?
Tom'un bugünkü toplantı hakkındaki mesajını almadın mı?Didn't you get Tom's message about today's meeting?
Onu satın almak için yeterli paran olmadığından emin misin?Are you sure you don't have enough money to buy that?
Onu benim için almanı kim söyledi?Who told you to buy that for me?
Tom için bir şey almamız gerektiğini sana ne düşündürüyor?What makes you think we should buy something for Tom?
Ben çok posta almam.I don't get much mail.
İstediğim gitarı satın almak için yeterince para biriktirdim.I had enough money saved to buy the guitar I want.
Sadece bir somun ekmek almam gerektiğini hatırladım.I just remembered that I was supposed to buy a loaf of bread.
Yeni bir motosiklet almam gerekiyor.I need to get a new motorcycle.
Dışarı çıkıp temiz hava almaya gerçekten ihtiyacım var.I really need to go outside and get some fresh air.
Ben biraz istirahat almalıyım.I should get some rest.
Sanırım yeni bir ev almalıyız.I think we should buy a new house.
Sanırım Tom'a bir iPad almalıyız.I think we should buy Tom an iPad.
Tom'u işe almamız gerektiğini düşünüyorum.I think we should hire Tom.
Sanırım Tom'un arabasını satın almaya çalışmalıyız.I think we should try to buy Tom's car.
Tom'a, Mary'nin önerdiği işi almayı düşünmesi gerektiğini söyledim.I told Tom he should consider taking the job Mary offered him.
Tom'a Mary'nin onun mandolinini ödünç almak istediğini söyledim.I told Tom Mary wanted to borrow his mandolin.
Zam almayacağım.I won't get a raise.
İstediğim her şeyi almayacağım.I won't get everything I asked for.
O onun için ödeme almadı.He didn't get paid for it.
O bunun için ödeme almadı.She didn't get paid for it.
Almanya'da fahişelik yasaldır.Prostitution is legal in Germany.
Ben bir ara almayı önerirdim.I'd recommend taking a break.
Sizi almaya geleceğim.I'll come and get you.
Uygun formları almaya gideceğim.I'll go get the proper forms.
İşi almadığına şaşırdım.I'm surprised you didn't get the job.
Tom yeni bir trompet almak için yeterli para kazanmaya çalışıyor.Tom is trying to earn enough money to buy a new trumpet.
Ziyafetten önce yeni bir kravat almak için zamanım yok.I don't have time to buy a new tie before the banquet.
Benim büyükannem Almanya'da bir operasyon geçirdi.My grandmother had an operation in Germany.