İstenmeyen e-postaları almaya devam ediyorum.I keep getting spam email.
Senin biraz yardım alman gerekiyor.You need to get some help.
Tom onun yerine Mary'nin terfi alması gerçeğine kızdı.Tom resented the fact that Mary got the promotion instead of him.
O dükkanda satın almak için hiçbir şey kalmadı.There is nothing left to buy at that store.
Tom'un bir araba satın almak için parası yok.Tom doesn't have the money to buy a car.
Araba satın almak için param yok.I don't have the money to buy a car.
Almanca çalışmak istemiyorum.I don't want to study German.
Çok fazla avantaj almak istemiyorum.I don't want to take too much advantage.
Federal Almanya Cumhuriyeti 1949 yılında kuruldu.The Federal Republic of Germany was established in 1949.
O yalnızca Almanca ve Fransızca değil, İngilizce de konuşuyor.She speaks not only German and French, but English as well.
Almanca eğitimi almak istiyorum ama zamanım yok.I'd like to study German, but I don't have the time.
Sen ilacı almalısın!You must take the medicine!
Her zaman iyi notlar almaya layıktın.You always deserved to get good grades.
Her zaman iyi notlar almaya layıktınız.You always deserved to get good grades.
Her zaman iyi notlar almayı hak ederdiniz.You always deserved to get good grades.
Her zaman iyi notlar almayı hak ederdin.You always deserved to get good grades.
Yüksek bir maaş almasam bile, bu şekilde para kazanmaktan vazgeçmeye istekli değilim.Even if I don't get a high salary, I'm not willing to quit this way of making a living.
Bir yastık satın almayı unuttum.I forgot to buy one pillow.
Annem ona yeni bir battaniye satın almamı istedi.Mum asked me to buy her a new blanket.
Gitar o kadar pahalı ki onu almaya gücüm yetmez.The guitar is so expensive that I can't afford it.
Doktor onun mor hap almasını tavsiye etti.The doctor recommended that he take the purple pill.
Beni almaya gelebilir misin?Can you come pick me up?
Almanların çalışkan olduğu söyleniyor.Germans are said to be hardworking.
İspanya'nın 100 milyar euro borç alması gerekecek.Spain will need to borrow 100 billion euros.
O İngilizce ve Almanca konuşur.She speaks English and German.
Onlar kredi kartlarını almadılar.They didn't take credit cards.
Köpeği içeri almayı unuttun!You forgot to let the dog in!
Köpeği içeri almayı unutma.Don't forget to let the dog in.
Bir şemsiye almayı unutma.Don't forget to take an umbrella.
Bu uzun zamanımı almayacak.It won't take me a long time.
Notlar alma yerine bütün dersi orayı burayı karalayarak geçirdim.Instead of taking notes, I spent the whole class doodling.
Toplantı salonu şirketin tüm çalışanlarını alması gerekir.The meeting room must be able to receive all the workers of the company.
O onun gitmesini ve tüm özel eşyalarını almasını istedi.She asked him to leave and take all his belongings.
Derse geç kalınca hoca beni sınıfa almadı.When I came to class late the teacher didn't let me in.
O müzik ve dans eğitimi almak istiyor.She wants to study music and dance.
Mikrofonu almak ister misiniz?Would you like to take the mic?
Onu satın almak istiyorum.I want to buy that.
Sen biraz istirahat almalısın.You should get some rest.
Yanlış fikir alma.Don't get the wrong idea.
O şimdi bir yıldır Almanca öğreniyor.She's been learning German for a year now.
Büyükbaba ve büyükannelerim Almandı ve dil bana ve erkek kardeşime geçmiş oldu.My grandparents were German, and the language has been passed down to me and my brother.
Sonunda Almancada akıcı olmak istiyorum.I eventually want to be fluent in German.
O, bunu ödünç almama izin verecek kadar kibardı.He was kind enough to let me borrow it.
Nezaket gösterip onu ödünç almama izin verdi.He was kind enough to let me borrow it.
Alman kıza ne oldu?What happened to the German girl?
Almanlar kemer sıkmaktan yana.The Germans are in favor of austerity.
Bir araba almanı kim söyledi?Who told you to buy a car?
Neden bir Fransız arabası satın almadın?Why did you buy a French car?
Neden bir Japon arabası almadın?Why didn't you buy a Japanese car?
Tom asla bir ödül almadı.Tom never got an award.
Onun kararlılığını hafife almayın.Don't underestimate his determination.
İlk defa bir Almanca mektup yazdım.This is the first time I've written a letter in German.
Tom prezervatif satın alma konusunda utanır.Tom is embarrassed about buying condoms.
Tom üniversitede Almanca okudu.Tom studied German in college.
Kimin elinden bir şey almalıyım?From whose hand should I take something?
Dokuz yaşındayken Almanya'dan İngiltere'ye taşındım.I moved to England from Germany when I was nine.
Ben Berlin'de bir Alman aile ile yaşayarak bir hafta geçirdim.I spent a week in Berlin living with a German family.
O beni evimden almak için gelecek kadar yeterince kibardı.She was kind enough to come pick me up at my house.
Ona yeni oyuncaklar alman gerekir.You should buy him new toys.
Ona yeni oyuncaklar almalısın.You should buy her new toys.