İyi bir koltuk almak için sadece erken gitmek zorundasın.You have only to leave early to get a good seat.
İyi bir kredin olmadıkça bir ev almak imkansızdır.Unless you have good credit, buying a house is impossible.
Oğlum için yeni bir takım elbise almalıyım.I must buy a new suit for my son.
Oğluma florür tedavileri için bir randevu almak istiyorum.I'd like to make an appointment for fluoride treatments for my son.
Kilo alma.Don't put on weight.
Geniş çaplı bir buzdolabı satın almak istiyorum.I want to buy a large sized refrigerator.
Hava kirliliğini önlemek için önlemler almalıyız.We have to take steps to prevent air pollution.
Hava kirliliğini önlemek için tedbirler almalıyız.We have to take steps to prevent air pollution.
Elçilik, yargıtayın yanında yer almaktadır.The embassy is located next to the Supreme Court.
Önemli olan oyunda kazanmak değil, oyunun içinde yer almak.The important thing is not to win the game, but to take part in it.
Kimin bisikletini ödünç almak istedin?Whose bicycle did you want to borrow?
Hem erkekler hem de kızlar okulda pişirme dersi almalılar.Both boys and girls should take cooking class in school.
Bay Ikeda yeni bir araba satın almak istiyor.Mr Ikeda wants to buy a new car.
Bay Nakajima İngilizceye ek olarak Almancayı akıcı biçimde konuşabiliyor.In addition to English, Mr. Nakajima can speak German fluently.
Bay Nakajima, İngilizcenin yanı sıra, akıcı Almanca konuşabilir.In addition to English, Mr. Nakajima can speak German fluently.
Memur bir park yeri alma ricasının reddedildiğini Bob'a bildirdi.The official informed Bob that his request for a parking permit had been rejected.
İlaç almak için ne kadar beklemek zorundayım?How long do I have to wait to pick up the medicine?
Uzun bir süre ondan haber almadım.I have not heard from him for a long time.
Derhal cevabını almak istiyorum.I'd like to have your answer right away.
Düzenli testler almaya ek olarak, bizim uzun bir deneme teslim etmemiz gerekiyor.In addition to taking the regular tests, we have to hand in a long essay.
Onlar düşman tarafından vurulma riskini göze almaya hazırdılar.They were ready to run the risk of being shot by the enemy.
Satıcı onu almam için ısrar etti.The shopkeeper urged me to buy it.
Son altı aydır Tanaka'dan haber almadım.I haven't heard from Tanaka for the last six months.
O zaman Almanya'nın güçlü bir ordusu vardı.Germany then had a powerful army.
Okumaya değmeyen bir kitap ta en başta almaya değmez.A book not worth reading is not worth buying in the first place.
Okumaktan zevk alıp almayacağını belirleyen okuyucunun kendisidir.It's the reader that determines whether they extract pleasure from reading.
Yan yana iki oda almanı istiyorum.I'd like you to get two adjacent rooms.
Nikko, Tokyo'nun yaklaşık yetmiş beş mil kuzeyinde yer almaktadır.Nikko is situated about seventy five miles north of Tokyo.
Alır almaz parayı harcarım.I spend money as soon as I get it.
Hastane ücretiniz hakkında bilgi almak istiyorum.I'd like to get information about your hospital fee.
Kediyi almayın.Don't pick up the cat.
Yeni yıl kartları bize arkadaşlarınızdan ve akrabalarından haber alma fırsatı sunuyor.New Year's cards provide us with the opportunity to hear from friends and relatives.
Zatürre nefes almada zorluğa neden olur.Pneumonia causes difficulty in breathing.
Alıp almamak size kalmış.It is up to you whether to buy it or not.
Onu satın almaya karar vermeden önce, uyup uymadığını görmek için ceketi denedim.Before deciding to buy it, I tried on the jacket to see if it would fit.
O almak zorunda olduğu başka bir şey olmadığı için mağazadan ayrıldı.She left the store because she didn't have anything else that she had to buy.
O Amerika'ya gittiğinden beri ondan haber almadım.I have not heard from him since he left for America.
Bileti almak ona on dolara maloldu.It cost him ten dollars to get the ticket.
Ondan para ödünç almak iyi değildir.It is not good to borrow money from him.
Henüz ondan bir haber almadım.I have heard nothing else from him yet.
Ben beş yıl boyunca ondan bir haber almadım.I have heard nothing from him for five years.
O İngilizce mi, Fransızca mı yoksa Almanca mı konuşur?Is he speaking English, French, or German?
O, İngilizce mi, Fransızca mı yoksa Almanca mı konuşuyor?Is he speaking English, French, or German?
Onu bir tane almaya ikna etmek için ne söylerdin?What would you say to convince him to buy one?
Onun görüşlerini harfiyen almayın.Don't take his remarks too literally.
Onun anavatanı Almanya'dır.His home country is Germany.
Performansını yargılarken onun yaşını dikkate almalısın.You must take his age into account when you judge his performance.
Karısı herhangi bir risk almaması için ona yalvardı.His wife begged him not to run any risk.
Onun ofisi şehir merkezinde yer almaktadır.His office is located in the center of the town.
Onun yardımını almamış olsaydım, ölürdüm.If I hadn't had his help, I would be dead.
Annesi onu almak için geldi.His mother came to pick him up.
O İngilizcenin yanı sıra, Almanca ve Fransızca bilir.He knows German and French, not to mention English.
İki araba almak için yeterince zengin.He is rich enough to buy two cars.
Sormadan arabamı almaya cüret etti.He had the nerve to take my car without asking.
Amerika Birleşik Devletleri'ne gitmeden önce hiç İngilizce eğitimi almamıştı.He had never studied English before he went to the United States.
Bir miktar portakal almak için mağazaya gitti.He went to the store to buy some oranges.
Yanına bir şemsiye almadı.He didn't take an umbrella with him.
O, bir kamera almayacak.He isn't going to buy a camera.
Kötü gün için tedbir almak akıllıca.It is wise to provide against a rainy day.
Noel'de bana gerçekten güzel bir model uçak almak için zahmet etti.At Christmas he went out of his way to buy me a really nice model plane.