alkışlar ile cümle
alkışlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Şimdi, bu bu ne demek-- (alkışlar) bu ortalamalar-- bu Çin'in ortalaması.Now what does it mean that the -- (Applause) the averages there -- this is the average of China.
(Alkışlar) ["Efsane ve Altyapı" 'dan alıntılar](Applause) [Excerpts from "Myth and Infrastructure"]
(Devam eden tezahurat ve alkışlar](Sustained cheers, applause.)
(Alkışlar) Harikasınız.You are great.
Bu da genç neslin ne dediği. (Alkışlar)--(Applause)
Ama farz edelim ki -- (Alkışlar) -- "Asteroid Teorisi'ne inananlar vatansever yurttaşlar olamazlar".But suppose -- (Applause)
Teşekkür ederim.(Alkışlar) (Alkışlar)Thank you. (Applause) (Applause)
Kazananı sizin alkışlarınız belirleyecek.The volume of your applause is what decides our winner here.
O halde... 1. yarışmacı için alkışları duyalımSo... Let's here it for Contestant #1.
Pekala, 2. yarışmacı için alkışları alalımAlright, let's here it for Contestant #2.
Ve son olarak, 4. yarışmacı 4. yarışmacı için alkışları duyalımAnd finally, Contestant #4. Let's here it for Contestant #4.
"Sana tek oğlumu gönderdim." (Gülüşmeler) (Alkışlar)(Laughter) (Applause)
Tezahürat ve alkışlar[Cheers and applause]
Aşk şarkısı, hayatımın şarkısı. ♫ ♫ Aşk şarkısı, hayatımın şarkısı. ♫ (Alkışlar)Love song, my song of life. ♫ ♫ Love song, my song of life. ♫ (Applause)
Bu hediyeyi gönderen kişiyi alkışlarla sahneye davet ediyoruz.Let's bring her on stage to see who sent this present? Please greet her with a round of applause.
(Gülüşmeler) (Daha önce yapmak zorunda olmadığınız birçok görevi kolaylaştıracağım.) (Alkışlar)(Laughter) (Applause)
Bu -- (alkışlar) mısırın dünyayı ele geçirme planlarının bir parçası.It is part of corn's scheme for world domination.
(Alkışlar) 120 yıl önceki hikayeye başlayalım.(Applause)
Seyirci de onu gürültülü alkışlarla ödüllendirdi.The audience rewarded it with a loud ovation.
Başbakanın sözleri kıvançlı alkışlarla karşılandı.His remarks were greeted with enthusiastic applause.
Kortejden alkışlar alan kısa konuşmasında English, "Burada soykırım yaşandı.In brief remarks that earned applause from the marchers, he said, "Genocide occurred here.
De Hoop Scheffer, "Bu yönde bir karar alınırsa bunu alkışlarım," şeklinde konuştu."If such a decision would take place I would applaud it," de Hoop Scheffer said.
Dövüş heyecan verici olduğunda, seyirci sampho'nun ritmiyle ritim içinde alkışlar.When the fight is exciting, the audience claps in rhythm with the beat of the sampho.
Seyirci, tüm bunların onun oyununun bir parçası olduğuna inanarak alkışlar.The audience, believing it is all just part of his act, applauds.
İyi bir iş çıkardığımızda patronlar bizi alkışlar.Bosses applaud us when we do a good job.
Her yerde alkışlarla karşılanıyordu.Er fand überall Beifall.
Rühmann rolünü, ondan beklendiği gibi, oynar ve izleyicilerin alkışlarından keyif alırdı.Heinz spielte seine Rolle, wie man es von ihm erwartete, und genoss den Applaus seines Publikums.
Böylelikle Carrie ve Tommy balo kralı ve kraliçesi seçilir ve alkışlarla sahneye çıkarlar.Carrie und ihr Begleiter Tommy werden zu König und Königin des Balls gewählt.
Localardakiler bu intiharı coşkuyla alkışlarlar.Die Ortsbewohner stimmen dem begeistert zu.
"Trabzon alkışlarla 2-0".Sie besiegten Trabzonspor mit 2:0.
Kampa geri dönerler, kabile üyelerinin alkışları altında.Ils rentrent au campement, sous les ovations des membres de la tribu.
Bu askerler önlerine gelen reisleri Rodrigo'yu alkışlarlar.Ceux-ci acceptent avec enthousiasme le projet que leur propose alors Mia Romero.
Böylece Damiens kalabalığın alkışları arasında dörde bölündü.Damien se trouve parmi les quatre volontaires choisis.
Gezintinin sonunda, Augustus ve Hazel öpüşürler ve oradaki turistler onları alkışlar.Al final de la gira, Augustus y Hazel se besan entre los aplausos de muchos otros turistas.
"Canla, başla, alkışlarla".«Candela, habla como quieras».
Her yerde alkışlarla karşılanıyordu.Fu accolto dappertutto calorosamente.
Alkışları arasında, Homer, arabanın arka koltuğuna gittiklerini ve en az on dakika dönmeyeceğini söyler.Altri testimoni videro Moseley entrare nella sua auto e andarsene, per tornare solo dieci minuti più tardi.
Seyirci onu dakikalarca ayakta alkışlar.Публика аплодировала ему стоя.
Gelin yakınlarıyla vedalaşıp alkışlarla gelin arabasına bindirilir.Он вежливо здоровается с любовниками и выходит за выпивкой в соседнюю комнату.
"Canla, başla, alkışlarla".«Саале, открой глаза».
Rühmann rolünü, ondan beklendiği gibi, oynar ve izleyicilerin alkışlarından keyif alırdı.Eu amo que eles estão desfrutando o processo como nós esperávamos que os fãs iriam.
Seyirci onu dakikalarca ayakta alkışlar.E o público aplaude de pé.
Gezintinin sonunda, Augustus ve Hazel öpüşürler ve oradaki turistler onları alkışlar.No final, começa a chover, e Marisa e os habitantes celebram dançando.
Seyircilerin arasında arkadaşları va ailesi de vardır ve herkes onu şaşkınlıkla alkışlar.Para todos os amigos e fãs, todos vocês devem estar confusos.
Böylelikle Carrie ve Tommy balo kralı ve kraliçesi seçilir ve alkışlarla sahneye çıkarlar.Eenmaal op het bal aangekomen, worden Tommy en Carrie gekozen tot koning en koningin van het bal.
Her yerde alkışlarla karşılanıyordu.Overal werd hij triomfantelijk onthaald.
Localardakiler bu intiharı coşkuyla alkışlarlar.De gasten reageren zeer verontwaardigd op deze grove belediging.
Seyircilerin arasında arkadaşları va ailesi de vardır ve herkes onu şaşkınlıkla alkışlar.De vrienden worden door een menigte onthaald en iedereen is blij.
Ve yine oldukça kaliteli bir işle dinleyenlerinin alkışlarını aldılar:"Puritanical Euphoric Misanthropia".Myślę, że wszyscy padną na kolana przed 'Puritanical Euphoric Misanthropia'".
Seyirci onu dakikalarca ayakta alkışlar.Siły opadały Błażejowi z minuty na minutę.
Her yerde alkışlarla karşılanıyordu.Han blev mottagen överallt med jubel.
Bu karar tüm üyelerin büyük alkışları arasında kabul edilir.Рішення приймаються через загальні збори всіх її членів.
Gezintinin sonunda, Augustus ve Hazel öpüşürler ve oradaki turistler onları alkışlar.Zde se na konci prohlídky Augustus s Hazel políbí za potlesku všech návštěvníků.
Böylelikle Carrie ve Tommy balo kralı ve kraliçesi seçilir ve alkışlarla sahneye çıkarlar.Manipuluje hlasování za krále a královnu plesu tak, aby vyhráli právě Carrie s Tommym.
Her yerde alkışlarla karşılanıyordu.A fost primit cu daruri peste tot.
Gelin yakınlarıyla vedalaşıp alkışlarla gelin arabasına bindirilir.Ia apleacă-te în jos, Să saluți gazda frumos!
Her yerde alkışlarla karşılanıyordu.Mindenütt nagy lelkesedéssel fogadták őket.
Böylelikle Carrie ve Tommy balo kralı ve kraliçesi seçilir ve alkışlarla sahneye çıkarlar.Carrie ja Tommy kruunataan tanssiaisten kuninkaaksi ja kuningattareksi.
Localardakiler bu intiharı coşkuyla alkışlarlar.Kaupunkilaiset ottivat retkikuntalaiset ystävällisesti vastaan.
Onun konuşması coşkulu alkışlarla karşılandı.Hänen puheelleen taputettiin innokkaasti.