alkış ile cümle
alkış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
4
ORT. KELİME
(kahkahalar) (Alkışlar)(Laughter) (Applause)
Lütfen onu kulakları sağır eden bir alkış ile karşılayalım.Please greet her with thunderous applause.
Nerede alkış ne de üzer, ama hiçbir şey bir yangınWhere nothing cheers nor saddens, but a fire
Hatırlayın, bu gelen ilk hastam -- (Alkışlar)And remember, my first patient who came in -- (Applause)
(Alkışlar) (Kusura bakma) (Gülüşmeler)(Applause) Sorry about that. (Laughter)
Derek 10 yaşına geldiğinde dünyanın alkış tufanına tutuldu.Now then, by the age of 10, Derek really had taken the world by storm.
(Alkış) (Müzik) (El çırpmalar)(Applause) (Music) (Clapping)
Teşekkür ederim (Alkış)Thank you. (Applause)
(Alkış) (Çocuklar şarkı söylüyor)(Applause) (Children singing)
Bunu alkışlıyorum.And I applaud that.
Ayakta alkışlıyorum.I loudly applaud that.
(Kahkaha) (Alkış)(Laughter) (Applause)
-Ben-- -(Güçlü alkış)- I think-- - (raucous applause)
Buraya gelene kadar onları alkışlayalım.OK, give them a round of applause as they come up.
Koltuğuna geri dönerken onu alkışlayalım.Give them a round of applause, as they go back to their seats.
Kimse o filmi izledi mi? Evet, evet, evet. (Alkışlar)Has anybody here seen that film?
Tamam, onu alkışlayalım.KB: OK, give her a round of applause.
(Alkışlar) CA:(Applause)
Teşekkür ederim (Alkışlar)Thank you. (Applause)
Bir kez daha, teşekkürler (Alkış)Thank you very much once again. (Applause)
(kahkahalar) Alkışlar(Laughter) (Applause)
Anna! ', Ellerini alkışlar, salon ile mutfak içine baba bağırdıAnna!' yelled the father through the hall into the kitchen, clapping his hands,
(ALKIŞ) Biz, Amerika'nın başarısının, güçlenen bir orta sınıfın omuzlarında taşınacağını biliyoruz.We believe that America's prosperity must rest upon the broad shoulders of a rising middle class.
(Alkış ve tezahüratlar)[applause and cheers]
Şimdi -- (Alkışlar)Now, while ... (Applause)
Teşekkürler (Alkışlar)Thank you. (Applause)
(İbranice) (Alkış)So, happy continued success.
Pekala. (Alkışlar)So ... (Applause)
(Muzik) (Alkışlar)(Music) (Applause)
Bu bilinir sanıyordum. (Alkış)I thought that was an old one!
Teşekkürler. Teşekkürler.) (Alkışlar)Thank you.
(Gülüşmeler) (Alkış) ♫ Soble:(Laughter) (Applause) ♫ Sobule:
Çok teşekkürler.(Alkış)Thank you very much. (Applause)
Hoşnuttan öte alkışlıyorlardıThey are applauding out of politeness.
Dan için bir alkış.Applause for Dan.
(Gülüşler) (Alkış)(Laughter) (Applause)
Eğer şu an bunu izliyorsanız, umarım beni affedersiniz. " (alkışlar)If you're watching this now, I hope you can forgive me. (Applause)
Teşekkürler (Alkış)Thank you.
( Alkış )(Applause)
(Alkış) (Ç.N.(Applause)
Ve bunun için de Howard Moskowitz'e büyük bir teşekkür alkışı borçluyuz.And for that, as well, we owe Howard Moskowitz a huge vote of thanks.
Muzik (Alkışlar)(Music) (Applause)
Ve burada durmak -- (Alkışlar)And I want to pause here for -- (Applause)
Teşekkürler.(SK:Teşekkürler.) (Alkışlar)Thank you. (SK: Thank you.) (Applause)
Onun için kocaman bir alkış.Let's give him a big round of applause.
(Gülüş sesi) (Alkış)(Laughter) (Applause)
Şimdi (Kahkahalar) (Alkış)Now -- (Laughter) (Applause)
Teşekkürler (kahkahalar)(alkislar)Thank you. (Laughter) (Applause)
Ve bu şekilde titreme ile titrememe arasındaki fark -- (Alkışlar)And the difference between shaking in this way and not -- (Applause)
Müdahaleden 3 ay sonra, ve buyrun (Alkışlar)(Applause)
Çok çok memnun oldum (Alkış)And I'm very, very stoked — (Applause)
Siz millet, her şeyi alkışlıyorsunuz.You guys are just applauding for everything.
(Müzik) (Alkış)(Music) (Applause)
Teşekkürler, Thomas (Alkışlar)Thank you, Thomas.
O benim yeğenim! (Alkış)(Applause)
Yani gerçekten - (Alkış)(Applause)
(Alkışlar) (Müzik)(Applause)(Cheers) (Music)
Müzik ve Alkış[Music and applause]
Çok teşekkürler.Teşekkürler.Çok teşekkürler.Teşekkürler [Alkış]Thank you very much. Thank you. Thank you very much.
Böylece...[Alkış] ...ama oradalar, bana inanın, onlar oradalar.So... [Applause] but they are there, believe me, they are there.