ali ile cümle

ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom yeni klavyesine alışana kadar epey imla hatası yapıyordu.Tom made a lot of typos on his new keyboard until he got used to it.
Ressam bu efekti nasıl alır?How does the painter get that effect?
Yazar bu efekti nasıl alır?How does the author get that effect?
Almanya, Avrupa'nın kalbinde yer alır.Germany lies in the heart of Europe.
Hangi önlemler alınmalı?What precautions should be taken?
Bu araba virajları iyi alıyor.This car handles curves well.
Tom sadece hak ettiğini alıyor.Tom is just getting what he deserves.
Tom hak ettiğini alıyor.Tom is getting what he deserves.
Biz hak ettiğimizi alıyoruz.We're getting what we deserve.
Onlar hak ettiklerini alırlar.They get what they deserve.
Onlar bunun için para alırlar.They get money for it.
Bana birkaç havuç satın alın.Please buy me a few carrots.
Bu gezegen iki yıldızı yörüngesine alır.This planet orbits two stars.
İstediğiniz kadar çok ya da az alın.Take as much or as little as you'd like.
O, uzun mesafeleri yürümeye alışkındır.She is used to walking long distances.
Onun tavsiyesi dikkate alınmadı.His advice fell on deaf ears.
Ne yardımı alırım?What help do I get?
Yaptığımdan zevk alıyorum.I enjoy what I do.
Ne kadar alırım?How much do I get?
Nasıl bir tane alırım?How do I get one?
Pazartesi günü tekrar kitap alırsın.You get the book again on Monday.
Tanımadığım insanlarla hayatım hakkında konuşmaya alışkın değilim.I'm not used to talking about my life with people whom I don't know.
Bu insanlara bazı içecekler alın.Get these folks some drinks.
Tom Mary ile yürüyüşe çıkmaktan keyif alırdı.Tom enjoyed going for walks with Mary.
Lütfen ben bir havlu alırken bekle.Please wait while I get a towel.
Tom yabancılarla konuşmaya alışkındır.Tom is used to talking to foreigners.
Tom bazı alışılmadık şeyler yaptı.Tom has done some unconventional things.
Tom gece geç saatlere kadar ayakta kalma alışkanlığında.Tom is in the habit of staying up late at night.
Böyle sanatı kim alır?Who buys such art?
Bu hikayeden alınacak ders nedir?What's the moral of this story?
Hikayeden alınacak ders nedir?What's the moral of the story?
Tom istediği her şeyi alır.Tom gets anything he wants.
Tom öğretim derecesi alıyor.Tom is getting a teaching degree.
Biz bazı çok ilginç sonuçlar alıyoruz.We're getting some very interesting results.
Sattığım herhangi bir şeyden yüze üç komisyon alırım.I get a three percent commission on anything I sell.
Tom ve Mary mağaza mağaza gezip alışveriş yapmaya devam etti.Tom and Mary went on a shopping spree.
Tom ve Mary alışveriş çılgınlığına devam etti.Tom and Mary went on a shopping spree.
Buradaki öğrenciler ders kitaplarını ücretsiz alırlar.Students here get their textbooks for free.
Ben sigara içmemeye alışkınım.I am used to not to smoke.
Çok alışılmadık bir şey oldu.Something very unusual has happened.
Olanlar geri alınamaz.What happened can't be undone.
Biz bunu yavaş alıyoruz.We're taking it slow.
Tom'dan haber alınmadı.Tom hasn't been heard from.
Hedef sibersuçlular tarafından hedef alındı.Target was targeted by cybercriminals.
Hiç kimsenin beni sevmemesine alışkınım.I'm used to no-one liking me.
Ben ona alışkın değilim.I'm not used to that.
Bu alışık olduğum bir şeydir.It's what I'm used to.
Ben alışığım buna.It's what I'm used to.
Yapmaya alışkın olduğum şey bu.It's what I'm used to doing.
Ben ayrıca çok yazmaktan zevk alırım.I also enjoy writing a lot.
İnsanların yeni çevreye alışmak için sadece zamana ihtiyacı var.People just need time to adjust to the new environment.
Ben her gün vitamin alırım.I take vitamins every day.
Biz sinema biletleri alıyoruz.We are buying movie tickets.
Ben sadece Zürih'e taşındım ve birçok şeyi yapmaktan zevk alıyorum.I have just moved to Zurich and enjoy doing many things.
Dersleri çevrimiçi alıyorum.I'm taking classes online.
Ben biraz alınganım.I'm a little squeamish.
O şeker yerine bal alır.He takes honey instead of sugar.
Biz buna alışık değiliz.We're not used to it.
Tom kazanmaya alışkın.Tom is used to winning.
Kızım dükkanda süt alıyor.My daughter is buying milk in the shop.

İlgili Sayfalar