ali ile cümle
ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom alay edilmeye alışık değil.Tom isn't used to being made fun of.
Ne sıklıkta ödünç para alırsın?How often do you borrow money?
Bu yalnızca bir dakika alır.This will only take a minute.
Başka ilaçlar alıyor musunuz?Are you taking any other medications?
Herhangi bir ilaç alıyor musun?Are you on any medications?
Tom herhangi bir ilaç alıyor mu?Is Tom on any medications?
Bu karar ne zaman alındı?When was this decision made?
Tom yeni işine alışkın değil.Tom isn't used to his new job.
Ne tür bir eğitim alıyorsun?What kind of training do you have?
Hem Mary hem de Alice'in çok uzun saçları var.Both Mary and Alice have very long hair.
Alışkanlıktan kurtulmak zor.It's hard to break a habit.
Kazanan ne alıyor?What does the winner get?
Tom hastane yemeğini yemeye alıştığını söylüyor.Tom says he's gotten used to eating hospital food.
Bana içecek bir şey alır mısın?Would you get me something to drink?
Buradaki çoğu insanın aldığından daha çok ödeme alıyorum.I get paid more than most people here do.
Bu bir alışveriş çantasına benziyor.It looks like a shopping bag.
Tom Mary'ye John'u Alice ile gördüğünü söyledi.Tom told Mary that he'd seen John with Alice.
Mary sadece daha güzel değil fakat Alice'den daha iyi notlar alır.Mary isn't only prettier, but she gets better grades than Alice.
Bir mesaj alır mısın, lütfen?Would you take a message, please?
Mutsuzluğumun sebebi muhtemelen yalnız olmaktan çok keyif alıyor olmam.My unhappiness probably is because I very much like to be alone.
Tom, beni arzu ettiğim şeyi yapmaktan alıkoydu.Tom stopped me from doing what I wanted to do.
Tom, gülümsemekten kendini alıkoyamadı.Tom couldn't wipe the smile off his face.
O şapkayı istiyorsan, onu senin için alırım.If you want that hat, I'll buy it for you.
Ne sıklıkta alışverişe çıkarsın?How often do you go shopping?
Meryem, çantasını alıp gitti.Mary grabbed her purse and left.
Arabamı ne zaman geri alıyorum?When do I get my car back?
Ben kahve kokusu alıyorum.I smell coffee.
Sadece pilav hazırlamayı öğrenmek suşi şeflerinin iki yılını alır.It takes sushi chefs two years just to learn how to prepare rice.
Piyangoyu kazanırsam bir araba alırım.If I won the lottery, I'd buy you a car.
Piyangoyu kazanırsam yeni bir araba alırım.If I won the lottery, I'd buy a new car.
Buraya gelmekten gerçekten zevk alıyorum.I really enjoy coming here.
Ders çalışmaktan keyif alıyor musun?Do you enjoy studying?
Bazen iyi bir kitapla oturmaktan zevk alırım.Sometimes I enjoy sitting down with a good book.
Ben yüzmekten zevk alırım.I enjoy swimming.
Belki Tom Mary ile alışverişe gitti.Maybe Tom went shopping with Mary.
Hâlâ bu kadar erken kalkmaya alışkın değilim.I'm still not used to getting up so early.
Yeni apartmanıma alışamıyorum.I can't get used to my new apartment.
Biz alışılmadık bir şey bulmadık.We didn't find anything unusual.
Tom Mary'yi gitmekten alıkoymaya çalıştı.Tom tried to keep Mary from leaving.
Bu genellikle alışverişlerimizin çoğunu yaptığımız süpermarket.This is the supermarket where we usually do most of our shopping.
Bu, alacağını düşündüğümden daha uzun zaman alıyor.This is taking longer than I thought it would.
Herkesin parmak izi alındı.Everyone was fingerprinted.
Hiç parmak izin alındı mı?Have you ever been fingerprinted?
Alışverişimden çok memnunum.I'm very happy with my purchase.
Mary ve Alice yasal olarak evli aynı cinsten bir çift.Mary and Alice are a legally married same sex couple.
Sıcak duş alırsam banyodaki ayna buğulanır.If I take a hot shower, the mirror in the bathroom fogs up.
Kötü bir alışkanlıktan kurtulmak kolay değil.It's not easy to discard a bad habit.
Ben bugün annemle alışveriş merkezine gittim.Today I went to the shopping centre with my mother.
Fiyatına bakmadan, istediği her şeyi alır o.She buys everything she wants without paying attention to the price.
O, fiyata dikkat etmeden istediği her şeyi alır.She buys everything she wants without paying attention to the price.
Kitabı alıyorum çünkü onu görüyorum.I take the book because I see it.
Bu şekilde çalışmaya alışkın değilim.I'm not used to this kind of work.
Ne sıklıkta yeni kıyafet alıyorsun?How often do you buy new clothes?
Bu tür işe alışkın değilim.I'm not used to this kind of work.
"Alışverişe gidiyorum. Gelmek istiyor musun?" "Kesinlikle!""I'm going shopping. Do you want to come?" "Sure!"
Bir günde iki yüz e-postadan daha fazlasını alıyorum.I get more than two hundred emails a day.
Günde iki yüzden fazla e-posta alıyorum.I get more than two hundred emails a day.
Bir litre süt alın ve yumurta varsa bir düzine yumurta.Buy a liter of milk, and if there are eggs, buy a dozen eggs.
Bunu alıcak mısın?Will you take that?
İşten zevk alıyor musun?Do you enjoy the work?