ali ile cümle

ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom, Mary, John ve Alice hepsi aynı zamanda kartlarına baktılar.Tom, Mary, John and Alice all looked at their cards at the same time.
Bu şeylere alışkınım.I'm used to these things.
Bunu alır mısın?Would you buy that?
Bundan zevk alırdım.I would enjoy that.
Sosyolojiyi asıl branş olarak alıyorum.I major in sociology.
Tom'u güldürmek çok zaman alır.It takes a lot to make Tom smile.
Alışverişe gitmeyi unutma.Don't forget to go shopping.
Tom biraz alışveriş yapmak için şehir merkezine gitmek zorunda kaldı.Tom had to go downtown to do some shopping.
Ödülümü ne zaman alırım?When do I get my reward?
Sadece organik ürünler alırım.I buy only organic products.
Ben fazla ücret alındığını düşünüyorum.I think I've been overcharged.
Ben bu hafta izin alıyorum.I'm taking this week off.
Klasik müzikten zevk alırım.I enjoy classical music.
Tom bile filmden zevk alıyor gibi görünüyordu.Even Tom seemed to enjoy the movie.
Benim için bir bilet alır mısın?Could you get a ticket for me?
Benim için bir bilet alın.Get a ticket for me.
Alışveriş merkezinde Tom'la karşılaştım.I ran into Tom at the mall.
Ondan zevk alıp almadığını Tom'a sor.Ask Tom if he enjoyed it.
Bir ev yapmak biraz süre alır.It takes a while to build a house.
Tom hâlâ burada şeylerin çalışma tarzına alışkın değil.Tom still isn't used to the way things work here.
Bu şimdi bir alışkanlık.It's now a habit.
Tom Mary'nin John ve Alice'in boşanmayı planladıklarını bilip bilmediğini merak ediyordu.Tom wondered if Mary knew John and Alice were planning on getting divorced.
Herkes hakkettiğini alır.Everyone gets what they deserve.
Bütün gün gözaltına alındım.I was detained all day.
Mağaranın içerisindeki bütün bu insanları alın.Get all these people inside the cave.
Hangisini alırdınız?Which would you buy?
Bu broşürü alın.Take this brochure.
Boston'u ziyaret etmekten her zaman zevk alırım.I always enjoy visiting Boston.
Bana ekstra bir battaniye alın.Get me an extra blanket.
Ben antibiyotik alıyorum.I'm taking antibiotics.
Senin odan benimkinden daha çok güneş alır.Your room gets more sun than mine.
Senin yerine alınacak kimse zaten seçildi.Your replacement has already been picked.
Benim lisansım askıya alındı.My license has been suspended.
Onu satın alın!Buy it!
Oğlan bir köpek satın alıyor.The boy is buying a dog.
Kaç tane çiçek satın alıyorsun?How many flowers are you buying?
IKEA'dan mobilya satın alıyorum.I buy furniture from IKEA.
Ben sadece sarı araba satın alırım.I only buy yellow cars.
Eğer onları içeri alırsanız sizi kendim öldürürüm.If you let them in, I'll kill you myself.
Tom'un, öfkesini kaybetme alışkanlığı var.Tom has a habit of losing his temper.
Senatör Tom Jackson ev hapsine alındı.Senator Tom Jackson was put under house arrest.
O, tuvalette, çöplüğü alıyor.He's in the toilet, taking a dump.
Bu iklime alıştım.I've gotten used to this climate.
"Senin yerinde olsaydım, bunu alırdım." "Ama sen ben değilsin!""If I were you, I'd buy it." "But you aren't me!"
Çığ saatte yirmibeş mil yol alıyordu.The avalanche was traveling at twenty five miles an hour.
Öğünler arasında atıştırmak kötü bir alışkanlıktır.Snacking between meals is a bad habit.
O, haftada bir kez piyano dersi alır.She has a piano lesson once a week.
Toptan alırız ve tasarrufları sana veririz.We buy in bulk and pass the savings on to you!
Kasabaya virüs bulaştı ve şimdi karantinaya alındı.The town was infected by the virus and is now quarantined.
Seninle birlikte çalışmaktan zevk alıyordum.I enjoyed working with you.
Onlarla birlikte çalışmaktan zevk alıyordum.I enjoyed working with them.
Onunla birlikte çalışmaktan zevk alıyordum.I enjoyed working with him.
Seninle zaman geçirmekten zevk alıyorum.I enjoy spending time with you.
Onlarla zaman geçirmekten zevk alıyorum.I enjoy spending time with them.
Onunla zaman geçirmekten zevk alıyorum.I enjoy spending time with him.
Onlarla konuşmaktan zevk alıyorum.I enjoy talking with them.
Onunla konuşmaktan zevk alıyorum.I enjoy talking with him.
Onlarla birlikte alışveriş yapıyordum.I've been shopping with them.
Onunla birlikte alışveriş yapıyordum.I've been shopping with him.
Sanırım bizi hafife alıyorsun.I think you underestimate us.

İlgili Sayfalar