ali ile cümle

ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Yakında kar alıyor olacağız.We will soon be having snow.
İki tane alırsam fiyatı indirir misin?Could you knock down the price if I buy two?
Sanırım tekrar kilo alıyorum.I think I'm putting on weight again.
Oh, yakında buna alışacaksın!Oh, you'll get used to it soon!
Her şeyi göz önüne alırsak, bu güzel bir partiydi.All in all, this was a nice party.
Bazı insanlar korku filmlerini izlemekten zevk alırlar.Some people derive pleasure from watching horror movies.
Bob, çok çalışmaya alışkın.Bob is accustomed to hard work.
Çoğu mal ve hizmet alımlarında% 5 tüketim vergisi alınır.A 5% consumption tax is levied on purchases of most goods and services.
Gece geç saatlere kadar kalmaya alışkın değilim.I'm not used to staying up late at night.
Numarayı çevirmeden önce alıcıyı kaldırmayı unuttum.I forgot to lift the receiver before dialing the number.
Sabahleyin sadece tost ve kahve alırım.I only have toast and coffee in the morning.
Bütün bonusumu alışveriş ve seyahat üzerine çarçur ettim.I blew my whole bonus on shopping and travel.
Perry yüksek sesle düşünme alışkanlığı edindi.Perry has acquired the habit of thinking aloud.
Beth'in, insanlar konuşurken onların sözünü kesme gibi güçlü alışkanlığı var.Beth has a strong habit of interrupting people while they are talking.
Bayan Brown Japon yemekleri yemeye alıştı.Miss Brown has gotten used to eating Japanese food.
Lütfen pizza alın.Please help yourself to the pizza.
Biraz daha bira alır mısınız?Would you like some more beer?
Bira bahçelerinin çok müşteri alıp almadığı havaya bağlı.Whether or not beer gardens get a lot of customers depends on the weather.
Hamlet'ten bir dize alıntılayabilir misin?Can you quote a line of Hamlet?
Otobüs elli kişi alır.The bus takes fifty people.
Bir dilim tart daha alır mısın?Will you have another slice of pie?
"Bir dilim daha pasta alır mısın?" "Evet, lütfen.""Will you have another slice of pie?" "Yes, please."
Benim için alışverişe gider misin, tatlım?Honey, will you go shopping for me?
New York'ta Fifth Avenue'da alışveriş yapmak istiyorum.I'd like to do shopping on Fifth Avenue in New York.
Erkek kardeşim üniversitede zevk alıyor gibi görünüyor.My brother seems to enjoy himself at college.
Nancy yolda biraz alışveriş yaptı.Nancy did some shopping on the way.
Niçin İngilizce eğitimi alıyorsun?What do you study English for?
Her zaman her türlü kitabı satın alıp okuyabilirsin.You can buy and read any kind of book at any time.
Ben bir kamyon sürmeye alışkınım.I am used to driving a truck.
Tom, haber verilmeden görevden alındı ​​.Tom was dismissed without notice.
Tom telefonda kızları aramaya alışkındır.Tom is accustomed to calling up girls on the telephone.
Tom yaptığı her şeyden keyif alır.Tom enjoys himself at everything he does.
İstediğiniz herhangi birisini alın.Take whichever you want.
Biletin nereden alınacağını bana söyler misin?Will you tell me where to buy the ticket?
Arada sırada birlikte alışverişe gittiler.Every now and then they went shopping together.
Ara sıra ondan haber alırım.I hear from him once in a while.
Lütfen biraz biküvi alın.Please have some cookies.
Lütfen kek alın.Please help yourself to the cakes.
Lütfen ikinci bir porsiyon alın.Please have a second helping.
Ben sadece bir alışkanlık yaratıcısıyım, sanırım.I'm just a creature of habit, I guess.
Galiba alışkanlıklarımdan vazgeçemiyorum.I'm just a creature of habit, I guess.
Niçin böyle bir risk alıyorsun?Why do you take such a risk?
Tuvalette okumak benim alışkanlığımdır.It's my habit to read on the toilet.
Sen buna alışabilirsin.You may as well get used to it.
Alabiliyorken hayattan zevk alın.Enjoy your life while you are able to.
Tina kısa sürede Japon yemeklerine alıştı.Tina soon got used to Japanese food.
O Deal'in içinde ve çevresinde ev alışı ve satışı düzenlemektedir.She arranges the buying and selling of houses in and around Deal.
Tırnaklarını yeme alışkanlığından kurtulmalısın.You must get rid of the habit of biting your nails.
Biletinizi gişede alın lütfen.Please pick up your ticket at the counter.
Biletleri alır almaz onları sana göndereceğiz.As soon as we get the tickets, we'll send them to you.
Dans ve mankenlik dersleri alıyorum.I take dancing and modeling lessons.
Eğer George sigara içmeyi bırakmazsa akciğer kanseri gelişme riskini göze alır.If George doesn't stop smoking, he will run the risk of developing lung cancer.
Sigara içme alışkanlığından vazgeçmek zor.It's hard to shake the smoking habit.
Biraz pahalı olsalar bile, ben daime en iyi ürünleri satın alırım.I always buy a top quality product even if it is slightly more expensive.
Doğrudan pazarlama insanların evden alışveriş yapmasını sağlayan bir yoldur.Direct marketing is a means of allowing people to shop from home.
Çoğu işçi her yıl otomatik ödeme zammı alır.Most workers get an automatic pay raise every year.
Ben mağazalarda birçok şey alırım.I get most things at the stores.
Ben, genellikle bu servis istasyonunda arabaya benzin alırım.I usually gas up the car at this service station.
Biz yumurtaları düzine ile alırız.We buy eggs by the dozen.
O zamandan beri onlardan hiç haber alınmadı.They have never been heard of since.

İlgili Sayfalar