Bu gerçekten bizim Twitter'ı algılayışımızı değiştirdi.This really changed how we perceived Twitter.
Onları kendi algılayışına göre çok değiştirmiş olsa da, buradalar.He did study the old masters, and they're in here.
Asıl güç olan toplumun bu olasılığı algılayışını değiştirmek ve bu büyük bir meydan okuma.But the challenge is changing society's perception of possibility, and it's a huge challenge.
Dünyayla ve onu algılayışımızla oynamak, gerçekten de görsel efektlerin özü.Playing with the world, and our perception of it, really is the essence of visual effects.
Bu bizim hayatı algılayışımıza da yansıyor." diyor.This is also reflected in our perception of life," said Hoxha.
Bununla birlikte karar almada bu risk algılayışlarının isabet oranı bilinmemektedir.Pire, la troupe n'est nullement informée du risque qu'elle court.
Bununla birlikte karar almada bu risk algılayışlarının isabet oranı bilinmemektedir.Zdają sobie sprawę, że nie są w stanie osiągnąć takiego poziomu perfekcji.
Çünkü dış gerçek ancak insanın algılayış biçimiyle var olur.Świat zewnętrzny istnieje tylko jako wyobrażenie.
Çünkü dış gerçek ancak insanın algılayış biçimiyle var olur.Zunanji svet obstaja le še kot vsebina zavesti.
Ama o günden bu yana hayvanları ve doğayı algılayışımız tabii ki değişti.Agora com o que disse, eu quero deixar isso claro. Isso é uma coisa, você sabe, eu sempre tenho um pouco
Ama o günden bu yana hayvanları ve doğayı algılayışımız tabii ki değişti.그런데 그 이후, 명백하게도 우리가 동물을 인지하는데 있어서 엄청난 진화가 있었습니다
Ama o günden bu yana hayvanları ve doğayı algılayışımız tabii ki değişti.ولكن منذ ذلك الحين، كان هناك الملايين من الاختراعات
Ama o günden bu yana hayvanları ve doğayı algılayışımız tabii ki değişti.どんどん発展していきました。
Asıl güç olan toplumun bu olasılığı algılayışını değiştirmek ve bu büyük bir meydan okuma.Ale tato výzva mění ve společnosti vnímání možností a to je obrovská výzva.
Asıl güç olan toplumun bu olasılığı algılayışını değiştirmek ve bu büyük bir meydan okuma.Die eigentliche große Herausforderung aber ist die gesellschaftliche Wahrnehmung.
Asıl güç olan toplumun bu olasılığı algılayışını değiştirmek ve bu büyük bir meydan okuma.El reto es cambiar las percepciones de la sociedad sobre las posibilidades; un gran desafío.
Asıl güç olan toplumun bu olasılığı algılayışını değiştirmek ve bu büyük bir meydan okuma.하지만 진짜 도전은 사회의 가능성에 대한 인식방식을 변화시키는 것 입니다. 정말 큰 도전이죠.
Asıl güç olan toplumun bu olasılığı algılayışını değiştirmek ve bu büyük bir meydan okuma.Maar de grote kunst is om verandering te brengen in het maatschappelijk inzicht in de mogelijkheden.
Asıl güç olan toplumun bu olasılığı algılayışını değiştirmek ve bu büyük bir meydan okuma.Ma la sfida consiste nel modificare la percezione sociale della possibilità, ed è una grande sfida.
Asıl güç olan toplumun bu olasılığı algılayışını değiştirmek ve bu büyük bir meydan okuma.Mas o desafio é mudar a perceção da sociedade em relação à possibilidade e isso é um desafio enorme.
Asıl güç olan toplumun bu olasılığı algılayışını değiştirmek ve bu büyük bir meydan okuma.Namun tantangannya adalah mengubah pandangan masyarakat akan apa yang mungkin, yang sangat sulit.
Asıl güç olan toplumun bu olasılığı algılayışını değiştirmek ve bu büyük bir meydan okuma.Nhưng thách thức đang thay đổi nhận thức của xã hội về tính khả thi của nó, và đó là một thách thức lớn.
Asıl güç olan toplumun bu olasılığı algılayışını değiştirmek ve bu büyük bir meydan okuma.Provocarea constră în schimbarea percepţiei societăţii şi e o provocare mare.
Asıl güç olan toplumun bu olasılığı algılayışını değiştirmek ve bu büyük bir meydan okuma.Utmaningen är att förändra samhällets uppfattning om möjligheter. En enorm utmaning.
Asıl güç olan toplumun bu olasılığı algılayışını değiştirmek ve bu büyük bir meydan okuma.Wyzwaniem jest zmiana społecznego postrzegania możliwości. Jest to ogromne wyzwanie.
Asıl güç olan toplumun bu olasılığı algılayışını değiştirmek ve bu büyük bir meydan okuma.Но сложность в том, чтобы заставить людей принять подобный способ. Это действительно сложно.
Asıl güç olan toplumun bu olasılığı algılayışını değiştirmek ve bu büyük bir meydan okuma.Однак найважче - змінити думку громади про те, що таке можливо. Це найбільша проблема.
Asıl güç olan toplumun bu olasılığı algılayışını değiştirmek ve bu büyük bir meydan okuma.אבל האתגר הוא לשנות את התפיסה של החברה לאפשרות, וזה אתגר עצום.
Asıl güç olan toplumun bu olasılığı algılayışını değiştirmek ve bu büyük bir meydan okuma.ولكن التحدي هو تغيير إدراك المجتمع للإمكانيات، وهذا تحدي كبير.
Asıl güç olan toplumun bu olasılığı algılayışını değiştirmek ve bu büyük bir meydan okuma.但最大嘅考驗係嚟自社會 對於創新冒險嘅心態 而且呢個考驗好大
Asıl güç olan toplumun bu olasılığı algılayışını değiştirmek ve bu büyük bir meydan okuma.変えることです 非常に大きなものです 設計や施工自体はどちらかというと やさしい問題です
Bu gerçekten bizim Twitter'ı algılayışımızı değiştirdi.Acest lucru a schimbat cu adevărat felul în care percepeam Twitter.
Bu gerçekten bizim Twitter'ı algılayışımızı değiştirdi.Cela a vraiment changé la façon dont nous avons perçu Twitter
Bu gerçekten bizim Twitter'ı algılayışımızı değiştirdi.Dies änderte wirklich die Tatsache wie wir Twitter wahrnahmen.
Bu gerçekten bizim Twitter'ı algılayışımızı değiştirdi.Dit veranderde echt hoe we naar Twitter keken.
Bu gerçekten bizim Twitter'ı algılayışımızı değiştirdi.Esto verdaderamente cambió como percibíamos Twitter.
Bu gerçekten bizim Twitter'ı algılayışımızı değiştirdi.Hal ini benar-benar mengubah cara kita melihat Twitter.
Bu gerçekten bizim Twitter'ı algılayışımızı değiştirdi.Innentől kezdve teljesen máshogy tekintettünk a Twitter-re.
Bu gerçekten bizim Twitter'ı algılayışımızı değiştirdi.이것은 정말로 우리가 트위터를 인지하는 바를 바꾸어 놓았습니다.
Bu gerçekten bizim Twitter'ı algılayışımızı değiştirdi.Nó thay đổi cách chúng ta nhận thức Twitter.
Bu gerçekten bizim Twitter'ı algılayışımızı değiştirdi.Questo ha cambiato la nostra percezione di Twitter.
Bu gerçekten bizim Twitter'ı algılayışımızı değiştirdi.Tämä todella muutti käsitystämme Twitteristä.
Bu gerçekten bizim Twitter'ı algılayışımızı değiştirdi.To naozaj zmenilo náš pohľad na Twitter.
Bu gerçekten bizim Twitter'ı algılayışımızı değiştirdi.To naprawdę zmieniło sposób, w jaki postrzegamy Twitter.
Bu gerçekten bizim Twitter'ı algılayışımızı değiştirdi.Toto opravdu změnilo naše vnímání Twitteru.
Bu gerçekten bizim Twitter'ı algılayışımızı değiştirdi.Αυτό πραγματικά άλλαξε την αντίληψή μας για το Twitter.
Bu gerçekten bizim Twitter'ı algılayışımızı değiştirdi.Това наистина промени нашето възприемане на Туитър.
Bu gerçekten bizim Twitter'ı algılayışımızı değiştirdi.Це перевернуло наше бачення Твіттера.
Bu gerçekten bizim Twitter'ı algılayışımızı değiştirdi.Это перевернуло наше видение Твиттера.
Bu gerçekten bizim Twitter'ı algılayışımızı değiştirdi.זה באמת שינה את התפיסה שלנו לגבי טוויטר.
Bu gerçekten bizim Twitter'ı algılayışımızı değiştirdi.غيَّر هذا طريقة نظرنا لتويتر.
Bu gerçekten bizim Twitter'ı algılayışımızı değiştirdi.例えば、みんなが今TEDについて何を言っているかがわかります。
Bu yöntemler farkındalığımızı ve etrafımızı algılayışımızı geliştiriyorlar.일종의 깊이 있는 사고과정과 집중력이 필요합니다.
Bu yöntemler farkındalığımızı ve etrafımızı algılayışımızı geliştiriyorlar.הן גורמות לנו לעבד מידע בצורה עמוקה לאמץ סוג של תשומת לב
Bu yöntemler farkındalığımızı ve etrafımızı algılayışımızı geliştiriyorlar.فهي تفرض نوع من العمق في المعالجة هي نوع من الذهن
Bu yöntemler farkındalığımızı ve etrafımızı algılayışımızı geliştiriyorlar.深い処理や 意識の集中です
Dünyayla ve onu algılayışımızla oynamak, gerçekten de görsel efektlerin özü.A vizuális effektusok lényege: a világgal, és annak általunk történő érzékelésével való játék.
Dünyayla ve onu algılayışımızla oynamak, gerçekten de görsel efektlerin özü.Brincar com o mundo e com a nossa perceção do mesmo, é realmente a essência dos efeitos visuais.
Dünyayla ve onu algılayışımızla oynamak, gerçekten de görsel efektlerin özü.Giocare con il mondo, e la nostra percezione di esso, è la vera essenza degli effetti speciali.
Dünyayla ve onu algılayışımızla oynamak, gerçekten de görsel efektlerin özü.Hra s okolním světem, s tím, jak jej vnímáme, je vskutku podstatou vizuálních efektů.