Ana içeriğe geç
Sözlük

algı ile cümle

algı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Öksürük ve soğuk algınlığında kullanılabilir.Używana jest na kaszel i przeziębienie.
Ona göre duyumlarla algılanamayan bir şey bilinemez.Dzięki niej można zobaczyć to co jest niewidzialne.
Bir açıklamaya göre özel bir stereotipik davranışın algısal bir girdiye göre bir işlevi olduğudur.Dzieje się tak dlatego, że system operacyjny gościa jest wirtualny.
Toplamda, iki yüzden fazla farklı virüs türü soğuk algınlıkları ile ilişkilidir.W sumie ponad 200 różnych typów wirusów jest związanych z występowaniem przeziębień.
Bu öğeler izleyicinin kolayca algılayabileceği bir şekilde birbirinden ayrılmaktadır.Zgodnie z tym przekazem tacy kochankowie mogą się bardzo szybko rozstać.
Farklı insanlar aynı nesneyi farklı algılar.Różne zmysły dają różne wrażenia tego samego przedmiotu.
Algı ise somut bir nesnenin zihindeki yansımasıdır.Źródłem przechowywanych w pamięci wyobrażeń są zmysły.
İnsan kulağının algıladığı frekanslar 20 Hz ile 20 kHz (20 000 Hz.) arasındadır.Pełny zakres pasma dźwięków słyszalnego przez człowieka mieści się w granicach od 20 Hz do 20 kHz.
Ölümü tanrının bir işareti olarak algılanmıştı.Jego śmierć została zinterpretowana jako kara Boża.
İran'daki Türkiye algılaması: çakışan ve çelişen beklentiler ve bakış açıları.Rusini-Ukraińcy na Podlaszu – fakty i kontrowersje.
İmaj, tüketicinin kaliteyi algılamasında bir süzgeç olarak görülebilir.Co więcej - wydaje się, że oderwanie to jest warunkiem jej skuteczności...
Duygusal olarak algılanışının yanı sıra akıl ile de kavranabilir.Umie także logicznie myśleć, nawet w stresujących sytuacjach.
Şüphesiz Niks de onların anneleri olarak algılanmaktaydı.Źródła nie przekazały wprost, jak nazywała się jego matka.
Farklı ülkelerde farklı şekillerde algılanır.Stąd różny ich wygląd w poszczególnych krajach.
Pek çok tipte ışık algılayıcısı vardır.Wyróżnia się kilka typów naświetlarek.
Bu da demektir ki çocuklar geç algıdan erken algıya ilerlerler.Z tych powodów uczeni ostrożnie podchodzą do wczesnych dat w kronice.
Simpsonlar, bu algıyı değiştirdi.Lipniki zaczęły zmieniać swój wygląd.
Arka kameranın algılayıcı boyutu 2 megapiksel, f / 2.8 diyafram ve 50 cm'den sonsuza odaklanma aralıklıdır.Aparat ma ogniskową 5.2 mm, aperturę f/2.8 i zdolność skupienia od 10 cm do nieskończoności.
Bununla birlikte karar almada bu risk algılayışlarının isabet oranı bilinmemektedir.Zdają sobie sprawę, że nie są w stanie osiągnąć takiego poziomu perfekcji.
Kesici, bir arıza durumu algılayabilmelidir.Jako znikomy musi mieć przyczynę.
Savaş ve Sevgi Insani olarak da algılanır.Potrafią kochać i nienawidzić tak jak istoty ludzkie.
Duyuma ve algılara dayanır.Poszukuję swoich zainteresowań i pasji.
Işığın tamamının gözümüz tarafından algılanması mümkün değildir.Nie świeci w oczy światłem widocznym.
Bu tarihi bir yanlış algılama olup gerçeği yansıtmaz.Są one tak odrealnione, że nie mylą się z rzeczywistością.
Geçmişteki olayları hatırlama sırasında algılamada öznellik olarak özetlenebilir.W czasie przesłuchań odradza się dawne uczucie.
Günümüzde Ezoterizm daha farklı olarak algılanmaktadır.Obecnie jednak różnice dialektalne ulegają pewnemu spłaszczeniu.
Çünkü dış gerçek ancak insanın algılayış biçimiyle var olur.Świat zewnętrzny istnieje tylko jako wyobrażenie.
Şalit’in tutsaklığı, genelde adam kaçırma olarak algılanıyordu.Szyiccy rebelianci zaprzeczyli, jakoby stali za porwaniem.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.Hur stora de ekonomiska konsekvenserna av förkylning är oklart i stora delar av världen.
Rinovirüsün sebep olduğu soğuk algınlıkları en çok semptomların görüldüğü ilk üç günde bulaşıcıdır.Förkylningar som orsakats genom rhinovirus är mest smittsamma under symtomens första tre dagar.
Ancak bu ışınımın tamamı insan gözüyle algılanamaz.Det är inte människor förunnat att se hela nätet.
Soğuk algınlığı sebebiyle tahmini olarak yılda 189 milyon gün okul devamsızlığı yaşanmaktadır.I USA går 22 till 189 miljoner skoldagar förlorade årligen på grund av förkylningar.
Bir çeşit ceza olarak algılanır.Han har därför någon form av straff att vänta.
Soğuk algınlığı, en sık görülen insan hastalığıdır ve insanları global olarak etkiler.Förkylning är den vanligaste sjukdomen hos människor och förekommer i hela världen.
Toplamda, iki yüzden fazla farklı virüs türü soğuk algınlıkları ile ilişkilidir.Totalt finns det mer än tvåhundra olika virus förknippade med förkylningar.
Vücut ısının düşmesinin soğuk algınlığı için risk faktörü oluşturduğu fikri tartışmalı bir konudur.Huruvida nedkylning av kroppen utgör en riskfaktor för förkylning är dock kontroversiellt.
Bakteriyel ve viral menenjitler bulaşıcıdır ama soğuk algınlığı ve gripteki kadar değil.Bakteriell och viral meningit smittar, men ingendera är lika smittsam som förkylning eller influensa.
Soğuk algınlığı için etkinlikleri konusunda çok sayıda antiviral test edilmiştir.Ett antal antivirusmedel mot förkylning har testats.
Bu çalışmaların birçoğu teknofobik olarak algılanan teknolojinin daha karanlık tarafını tasvir etmektedir.Många av dessa verk skildrar enligt teknofobin en mörk sida av tekniken.
Derinlik algısı ve hareket algılanması bir dizi duyusal illüzyondan sorumludur.Vårt sinne för djup och rörelse används för flera sensoriska illusioner.
Dünyanın yeniden doğumu olarak algılanabilir.Som att jag, på något vis, är pånyttfödd.
Ama o herkesi anlıyor ve algılıyor.Vem ljuger eller ljuger alla?
Ebbinghaus illüzyonu , bağıntılı uzunluk algılarının yol açtığı optik bir illüzyondur.Ebbinghaus illusion är en optisk illusion som visar upplevelsen av relativ storlek.
Bu bölgelerin şekilleri hayvanların algılama yeteneklerinden etkilenmektedir.Dessa hår förbättrar djurets hörselförmåga.
Silahsız olup keşif / gözetleme maksatlı algılayıcılar ile donatılmıştır.Obeväpnad, men utrustad med radarvarnare och störsändare.
Filozofluk bir meslek olmaktan ziyade bir yaşam biçimi olarak algılanmıştır.En filosof är en person som yrkesmässigt ägnar sig åt filosofi.
Bu tarihi bir yanlış algılama olup gerçeği yansıtmaz.Huruvida detta är sant eller ej kan inte längre historien fastställa.
Hayvanlar, insanların duyamadığı ses frekanslarını bile algılayabilirler.Dessutom förekommer högfrekventa läten som inte kan höras av människor.
Soğuk algınlığı genellikle halsizlik, üşüme, hapşırma ve baş ağrısı ile başlar.En förkylning börjar vanligtvis med trötthet, en känsla av frusenhet, nysningar och huvudvärk.
Araştırmacılar soğuk algınlığının kobayların virüse karşı bağışıklık yanıtını bozduğunu bulamadılar.I den studien fann forskarna ingen negativ påverkan på honungsbinas samhällstillväxt.
Risk algısı insanların riskin özellikleri ve şiddeti hakkında yaptıkları öznel bir yargı.MSB: Om risker och säkerhet för dig som privatperson.
Bu bir şehrin kentsel projesini algılamak için kilit noktadır”.Jag är glad att få överräcka stadens eget förtjänsttecken."
Muhtemelen Yehova'nın El'in birçok özelliği ile birlikte, eşini de aldığı algılaması ortaya çıkmıştır.Detta tillsammans med allt ansvar, som Gustav gav henne, visar hans förtroende för henne.
Bu alet ses tireşimlerini gözün algılayabileceği şekle çeviriyordu.Han har förmågan att smälta objekt bara genom att titta på dem.
Türkiye'de dışarıda yemek yemek yanlış algılanıyor.Förekomsten i europeiska Turkiet är osäker.
Berkeley'e göre, nesnelerin özü, algılanmış olmalarından ibarettir.Berkeley menade att världen omkring oss existerar precis som våra sinnen uppfattar dem.
Ona göre duyumlarla algılanamayan bir şey bilinemez.Alla informeras att man absolut inte får prata minnen med honom.
Herkesin geçirdiği türden olağan bir soğuk algınlığıydi.Det var en normal förkylning av den typ som alla får.
Soğuk algınlığı sebebiyle tahmini olarak yılda 189 milyon gün okul devamsızlığı yaşanmaktadır.За статистикою учні пропускають через застуду від 22 до 189 мільйонів днів шкільних занять кожен рік.
Duyuma ve algılara dayanır.Вони повністю залежать від звуків і відчуттів.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod