Tom bir Yahudi aleyhtarı.Tom is an anti-Semite.
Yahudi aleyhtarlığı canavarı hâlâ aramızda.The monster of antisemitism is still among us.
Amerika'da ortam İslam aleyhtarı.In the US, the environment is hostile to Islam.
Bundan sonra Fransa William'ı bir aleyhtar olarak görmeye başladı.We then see a long sequence with William as a fugitive.
Aynı zamanda çok ciddi savaş aleyhtarı pasifist oldu.We have shown an incredible degree of patience so far.
Eski generalin 2001 yılında tutuklanıp yargılanışı hükümet aleyhtarı gösterilere yol açmıştı.His arrest and trial in 2001 sparked anti-government protests.
Yahudi bilim adamı Gershom Scholem onu "en yetenekli ve can sıkıcı Yahudi aleyhtarı" olarak nitelendiriyordu..Le savant juif Gershom Scholem le caractérise comme un des antisémites les plus doués et les plus rebutants.
Chavez, Amerikan aleyhtarlığını 2006 yılının ağustos ayında yaptığı İran gezisi ile göstermiştir.La France a également soutenu le projet de résolution américain contre la Corée du Nord en octobre 2006.
Yükselen Yahudi aleyhtarlığı dolayısıyla Nazi Almanyasından ayrılmak zorunda kaldı.D'origine juive, il a été forcé de fuir l'Allemagne.
Kendisi milliyetçi ve Yahudi aleyhtarı; aktif bir Nazi ideoloji savunucusudur.La première est essentiellement juive et défend une position pro-israélienne.
Yükselen Yahudi aleyhtarlığı dolayısıyla Nazi Almanyasından ayrılmak zorunda kaldı.Из-за еврейского происхождения был вынужден бежать из Германии с приходом к власти нацистов.
İttihat ve Terakki aleyhtarı görüşlere sahipti.أو المُجادل المُلاج الثابت على رأيه.
Yahudi bilim adamı Gershom Scholem onu "en yetenekli ve can sıkıcı Yahudi aleyhtarı" olarak nitelendiriyordu..Jedni, jak Gershom Scholem byli skłonni uważać ją za żydowską formę gnostycyzmu.
Fakat sonra fikrini değiştirdi ve Nizam-ı Cedid aleyhtarları ile iş birliği yapmaya koyuldu.Han tonade dock senare ner sin hållning till association med neutralitetsförbehåll.
Ayrica Napoli Krallığı'nin Bonapartistler eline geçmesi aleyhtarıydı.Sporným bodem se tehdy stalo Neapolské království.
Yükselen Yahudi aleyhtarlığı dolayısıyla Nazi Almanyasından ayrılmak zorunda kaldı.Juutalaisten sukujuuriensa vuoksi hän joutui lähtemään natsien hallitsemasta Saksasta.
Yapılan seçimlerde Parlamento üyeliğine seçilen 493 kişiden, 350'den fazlası kral ve kraliyet aleyhtarı idi..Από τα 493 μέλη της Βουλής των Κοινοτήτων, πάνω από 350 αντετίθεντο στο βασιλιά.
Yükselen Yahudi aleyhtarlığı dolayısıyla Nazi Almanyasından ayrılmak zorunda kaldı.På grunn av sin jødiske bakgrunn måtte han forlate det nasjonalsosialistiske Tyskland.
Yapılan seçimlerde Parlamento üyeliğine seçilen 493 kişiden, 350'den fazlası kral ve kraliyet aleyhtarı idi..Trong số 493 thành viên của Hạ viện được phục chức vào tháng 11, có hơn 350 người chống đối nhà vua.
Aynı zamanda çok ciddi savaş aleyhtarı pasifist oldu.Nền hòa bình ngắn ngủi bị lung lay nghiêm trọng.
Bu sebeple, kendisi Emevî aleyhtarı olarak yetişti.その為、質実剛健な性格に成長した。
Yahudi bilim adamı Gershom Scholem onu "en yetenekli ve can sıkıcı Yahudi aleyhtarı" olarak nitelendiriyordu..犹太学者哥舒姆·舒勒姆(Gershom Scholem)指图霍夫斯基是“最有才华然而令人厌恶的犹太裔反犹人士”。
Bu heykel, Almanya'da, Ortaçağ'dan beri ayakta kalmayı başaran son Yahudi aleyhtarı eserdir.这个雕塑是“中世纪犹太人诱饵”在德国留存的最后的实例之一。
Aynı zamanda çok ciddi savaş aleyhtarı pasifist oldu.태평양 전쟁 기간에도 적극적인 활동을 펼쳤다.
Bu sebeple, kendisi Emevî aleyhtarı olarak yetişti.이관상은 그가 서자임을 애석히 여겼다.