Ana içeriğe geç
Sözlük

alevlenme ile cümle

alevlenme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
34
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Bazı alevlenmeyi geciktiriciler kanser ve hormonal bozulmalara neden olabilir.Some flame retardants can cause cancer and hormonal disruptions.
Jenin savaşı iki taraf içinde alevlenme noktasıydı.The Jenin battle became a flashpoint for both sides.
Olayların alevlenmesi, KFOR askerlerinin müdahalesiyle önlenebildi.However, the arrival of KFOR troops prevented the incident from escalating.
Topiç’e göre milliyetçi söylemlerin yeniden alevlenmesinin bir çok nedeni var.According to Topic, there are a number of factors behind the resurgence of nationalist rhetoric.
Elektrikli alevlenme tehlikesiElectrical ignition hazard
Bütün bunlar olduğu sırada Jack ve Lucy arasında bir aşk alevlenmeye başlar.Throughout it all, a romance develops between Jack and Lucy.
Alevlenmemişse, karışım çabucak kızartılabilir.If not flambéed, the mixture may be quickly broiled.
Alevlenmeler, psikolojik olarak stresli durumlardan kaynaklanabilir.[1] Michal vd.Exacerbations can be caused by psychologically stressful situations.[1] Michal et al.
Bunlar özellikle Almanya’da feminist teorinin tartışmalarının alevlenmesine sebep olmuştur.Dies führte besonders in Deutschland zu erbitterten Debatten innerhalb der feministischen Theorie.
Böylece feud alevlenmeye başladı.Natürlich drängelt der Filius sich vor.
P223 Şiddetli tepkime ve alevlenme olasılığından dolayı, su ile herhangi olası temasından kaçının.P223 – Evitare qualunque contatto con l'acqua.
Katoliklerle Protestanlar arasındaki dini savaşların alevlenmesini sağlamıştır.Начались стычки между католиками и протестантами.
Katoliklerle Protestanlar arasındaki dini savaşların alevlenmesini sağlamıştır.Teve boa acolhida entre católicos e protestantes.
Tartışmaların alevlenmesi üzerine Michael, açıklama yapmak zorunda kaldı.Embora envergonhado pela tarefa, Michael fingiu prazer.
Bunlar özellikle Almanya’da feminist teorinin tartışmalarının alevlenmesine sebep olmuştur.Zij wilden hiermee bezwaar maken tegen de invloed van de opkomende feministische theologie in de kerk.
Böylece feud alevlenmeye başladı.Fukushima zaczyna stygnąć.
Çimenler, tutuşarak çimenlerin alevlenmesine ve dolayısıyla yangının oluşmasına neden olacaktır.)Eliminarea acesteia duce la distrugerea lemnului (de exemplu, în incendii).
Katoliklerle Protestanlar arasındaki dini savaşların alevlenmesini sağlamıştır.Katolilaisten ja protestanttien välille syttyi niin sanottu uskonsota.
Sık alevlenme yaşayanlarda akciğer işlevi daha hızlı oranlarda kayba uğrar.לעיתים הפעלת השרירים אצל החולים נעשית קשה יותר עם הזמן.
Sık alevlenme yaşayanlarda akciğer işlevi daha hızlı oranlarda kayba uğrar.Osebe s s številnimi poslabšanji se delovanje pljuč hitreje slabša.
Ayrıca yüksek alevlenme noktasına (149 °C) sahiptir.Täiendavaks puuduseks on kõrge sulamistemperatuur (14°C).
Ve bu dönüş sırasında başka on ülkeye daha hastalığı taşıyıp salgının yeniden alevlenmesine neden oldular.이들이 본국으로 간 후 천연두는 10개 다른 국가에 다시 번져서 천연두가 다시 유행병이 되었어요.
Ve bu dönüş sırasında başka on ülkeye daha hastalığı taşıyıp salgının yeniden alevlenmesine neden oldular.A podczas ih powrotu, oni wzięli ospe do 10 innych krajów i na nowo rozprowadzili epidemie.
Ve bu dönüş sırasında başka on ülkeye daha hastalığı taşıyıp salgının yeniden alevlenmesine neden oldular.A tam, kde zemřeli, roznesli neštovice do deseti krajů a pomohli neštovicím se udržet.
Ve bu dönüş sırasında başka on ülkeye daha hastalığı taşıyıp salgının yeniden alevlenmesine neden oldular.Daardoor verspreidden ze de pokken naar 10 andere landen en herstartten ze de epidemie.
Ve bu dönüş sırasında başka on ülkeye daha hastalığı taşıyıp salgının yeniden alevlenmesine neden oldular.Et en faisant cela, ils ramenèrent la variole dans dix autres pays et ils redéclenchèrent l'épidémie.
Ve bu dönüş sırasında başka on ülkeye daha hastalığı taşıyıp salgının yeniden alevlenmesine neden oldular.Şi când au făcut asta au dus variola în alte 10 ţări şi au reaprins epidemia.
Ve bu dönüş sırasında başka on ülkeye daha hastalığı taşıyıp salgının yeniden alevlenmesine neden oldular.Und als sie das taten, brachten sie die Pocken in 10 andere Länder und lösten die Epidemie wieder aus.
Ve bu dönüş sırasında başka on ülkeye daha hastalığı taşıyıp salgının yeniden alevlenmesine neden oldular.Y cuando lo hicieron llevaron la viruela a otros 10 países y se reinició la epidemia.
Ve bu dönüş sırasında başka on ülkeye daha hastalığı taşıyıp salgının yeniden alevlenmesine neden oldular.И тогава разнесоха едрата шарка в 10 други страни и отново възпламениха епидемията.
Ve bu dönüş sırasında başka on ülkeye daha hastalığı taşıyıp salgının yeniden alevlenmesine neden oldular.Но когда они уезжали, они привозили оспу в 10 других стран. и это возбудило вспышку эпидемии.
Ve bu dönüş sırasında başka on ülkeye daha hastalığı taşıyıp salgının yeniden alevlenmesine neden oldular.בכך, הם לקחו את האבעבועות ל10 ארצות אחרות והציתו מחדש את המגיפה.
Ve bu dönüş sırasında başka on ülkeye daha hastalığı taşıyıp salgının yeniden alevlenmesine neden oldular.وعندما فعلت ذلك، أخذوا الجدري إلى 10 بلدان أخرى وتجدد هذا الوباء.
Ve bu dönüş sırasında başka on ülkeye daha hastalığı taşıyıp salgının yeniden alevlenmesine neden oldular.そして流行が再発しました 私たちは全てをやり直さなければなりませんでした
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod