alet ile cümle

alet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Daha sonra ilginç müzik aletleri yaratıyorlar.Lisaks on loonud huvitavaid muusikapalu.
Explorer-1, taşıdığı bilimsel aletler ile teorize Van Allen radyasyon kemerini tespit etti.Explorer 1 sooritatud mõõtmiste tulemusel avastati Van Alleni kiirgusvööd.
Ksenon, ksenon flaş lambası olarak bilinen ışık yayan aletlerde kullanılır.Ksenooni kasutatakse valgust kiirgavates seadmetes, mida nimetatakse ksenoonvälklampideks.
Albümlerinde duyulan tüm müzik aletlerini kendileri kullanmaktadırlar.Tomi tegi kõikidele muusikavideos osalejatele ise kostüümid.
Organizma ise araç/alet anlamındaki Yunanca "ὄργανον (organon)" sözcüğünden gelir.Sõna "orel" tuleneb kreeka sõnast organon, mis tähendab tööriista, instrumenti.
Ele geçen tüm yontmataş aletlerin % 99'luk kısmı obsidiyen aletlerdir.95% jälgitavatest orbiidil olevatest objektidest on prügi .
Saat, zamanı ölçmeye yarayan alettir.Kell on seade aja mõõtmiseks.
Bu aletler Orta Çağdan beri kullanılmaktadır.Ravimeetodit on kasutatud juba keskajal.
Elektrikli aletler kapatılarak enerji tasarrufu sağlanmalıdır.Energia säästmiseks on tarvis kasutusele võtta säästu võimaldavad tehnoloogiad.
Bu yaptıkları ile kendini Tanrı'nın bir aleti olarak görmekte idi.Nende ülesanne on tunnetada end kui Jumalat.
Taştan aletler daha çeşitlidir.Kivijugapuuliste lehed on väga erinevad.
Klavyeli çalgılar, bir klavye kullanarak çalınan müzik aletleridir.Klahvpillid on muusikainstrumendid, mida mängitakse klaviatuuri ehk klahvistiku abil.
Eserde 138 resim ve 168 alet resmi bulunmaktadır.Väljakaevamistel avastati 137 artefakti ja 1680 potikildu.
Ancak Sun bu aletlerin ne olduğunu bilmemektedir.Kant ei ole lihtsalt veel öelnud, mis need eesmärgid on.
Bakır, eski Mısır'da alet yapımında kullanılan en önemli madendi.Märkenööri on kasutatud ehitusel juba iidses Egiptuses.
Aletin tırtıklı olması işini daha da kolaylaştırmaktadır.Vaid värvide eemaldamine lihtsustaks neid veel.
Orta Çağ'da tarımdaki hemen hemen her işlem el aletleriyle yapılıyordu.Keskajal raviti taimega peaaegu kõike.
Lüledeki ateşleme aletiyse yakıtın dışarı püskürtüldüğü süre boyunca yakıtı ateşlerdi.Põlemine toimub täpselt nii kaua, kui pihustist tuleb kütust.
Mutfak aletlerinin çoğu emaye kaplamalıdır.Enamus aparatuurist on salastatud.
50.000 yıl önce, insanlar ilk zamanlara göre daha karmaşık aletler yapmaya başladılar.5만년 전에, 사람들은 더 정교한 도구들을 만들기 시작하였고,
50.000 yıl önce, insanlar ilk zamanlara göre daha karmaşık aletler yapmaya başladılar.בערך לפני 50.000 שנה, אנשים החלו ליצור כלים הרבה יותר מתוחכמים
50.000 yıl önce, insanlar ilk zamanlara göre daha karmaşık aletler yapmaya başladılar.منذ 50,000 عام مضى الناس بدأوا بصناعة أدوات أكثر تطور
ABD'li perakendeci Sears bir alet gamı satıyordu.DIY用品などの工具が販売されています
ABD'li perakendeci Sears bir alet gamı satıyordu.미국의 소매업체인 시어스에 가면
ABD'li perakendeci Sears bir alet gamı satıyordu.لدى متجر تجزئة في أمربكا يدعى Sears خط من الأدوات
[Aborijinlerin çaldığı müzik aleti sesi.] [Aborijinlerin çaldığı müzik aleti sesi.] [Didgeridoo müzik.]Musique de digeridoo
[Aborijinlerin çaldığı müzik aleti sesi.]As Gerações Roubadas
[Aborijinlerin çaldığı müzik aleti sesi.]De oorspronkelijke bewoners van Australië migreerden minstens 30.000 jaar geleden vanuit Azie
[Aborijinlerin çaldığı müzik aleti sesi.][Didgeridoo muziek] ...de 'Droomtijd', land, verhalen vertellen, kunst, muziek, etc... [Didgeridoo muziek]
[Aborijinlerin çaldığı müzik aleti sesi.][Didgeridoo muziek]
[Aborijinlerin çaldığı müzik aleti sesi.] [Didgeridoo müzik.] [Aborijinlerin çaldığı müzik aleti sesi.]... een van de rijkste en oudste culturen op aarde...
[Aborijinlerin çaldığı müzik aleti sesi.]LES GENERATIONS VOLEES
[Aborijinlerin çaldığı müzik aleti sesi.]-
[Aborijinlerin çaldığı müzik aleti sesi.]Razem zacznijmy nowy rozdział w historii naszego państwa. -
Acayip bir alet yapmışlar.Een telefoon in de hel gemaakt.
Acayip bir alet yapmışlar.Ein richtiges Höllen-Handy.
Acayip bir alet yapmışlar.글자그대로 지옥의 핸드폰
Acayip bir alet yapmışlar.Một chiếc di động dở tệ
Acayip bir alet yapmışlar.Un dannato telefono.
Acayip bir alet yapmışlar.Un telefon fabricat in Iad.
Acayip bir alet yapmışlar.Un teléfono fabricado en el infierno.
Acayip bir alet yapmışlar.Un téléphone du diable.
Acayip bir alet yapmışlar.Сделанный-в-аду телефон.
Acayip bir alet yapmışlar.זה גיהנום-פון.
Acayip bir alet yapmışlar.ذلك هاتف صنع في الجحيم
Acayip bir alet yapmışlar.私の携帯より はるかに素晴らしい
Afrika'da herkeste bulunan aleti, cep telefonunu, ortak bölenimiz kabul edip, yolumuza öyle başladık.우리가 아프리카에 대해 알고 있었던 사실인 아프리카에서 표준화된 장치인 핸드폰을 공통분모로 삼았던 거죠.
Afrika'da herkeste bulunan aleti, cep telefonunu, ortak bölenimiz kabul edip, yolumuza öyle başladık.Wir haben unsere gemeinsamen Kenntnisse über Afrika genutzt und gingen von dem Standardgerät, dem Handy, aus.
Afrika'da herkeste bulunan aleti, cep telefonunu, ortak bölenimiz kabul edip, yolumuza öyle başladık.השתמשנו בידע שלנו על אפריקה ובחרנו במכשיר שהוא ברירת המחדל הטלפון הסלולרי, כמכנה המשותף,
Afrika'da herkeste bulunan aleti, cep telefonunu, ortak bölenimiz kabul edip, yolumuza öyle başladık.أستخدمنا ما عرفناه عن أفريقيا الجهاز التلقائي الهاتف المحمول، كقاسم مشترك بيننا
Afrika'da herkeste bulunan aleti, cep telefonunu, ortak bölenimiz kabul edip, yolumuza öyle başladık.皆が持っているデバイス、 携帯電話を共通の基盤として そこから出発しました
Afrika'nın farklı yerlerinde, tamamen farklı alet kullanma adetleri var.다른 지역에서는 다른 방식의 도구 사용이 이루어 진다는 것을 발견했습니다.
Afrika'nın farklı yerlerinde, tamamen farklı alet kullanma adetleri var.בכל מקום שבו נחקרו השימפנזים, יש דרכים שונות לגמרי של התנהגויות שימוש בכלים.
Afrika'nın farklı yerlerinde, tamamen farklı alet kullanma adetleri var.أينما تمت دراسة الشمبانزي، هناك إختلاف تام في سلوك استخدام الأدوات.
Afrika'nın farklı yerlerinde, tamamen farklı alet kullanma adetleri var.道具を使う全く別の習性が確認されています これらのパターンは世代から世代へと
Afrika'ya gidip 'şarkı söyleyemem' ya da 'müzik aleti çalamam' derseniz, size, deliymişsiniz gibi bakarlar.Jeśli, będąc w Afryce, powiemy "Nie umiem śpiewać" lub "Nie umiem grać", spojrzą na nas jak na szaleńców.
Afrika'ya gidip 'şarkı söyleyemem' ya da 'müzik aleti çalamam' derseniz, size, deliymişsiniz gibi bakarlar."Nu pot cânta" sau "Nu pot interpreta", se vor uita la voi ca la un nebun.
Afrika'ya gidip 'şarkı söyleyemem' ya da 'müzik aleti çalamam' derseniz, size, deliymişsiniz gibi bakarlar.Se andate in Africa e dite: "non so cantare" o "non so suonare", vi prenderanno per matti.
Afrika'ya gidip 'şarkı söyleyemem' ya da 'müzik aleti çalamam' derseniz, size, deliymişsiniz gibi bakarlar.אם תלכו לאפריקה ותאמרו: "אינני יודע לשיר" או "אינני יודע לשחק", יביטו בכם כמו במשוגעים.
"Ah, şimdi insanoğlunu, aleti yeniden tanımlamalı ya da şempanzeleri insan kabul etmeliyiz." dedi."Aha, acum trebuie să redefinim omul, să redefinim unealta, sau să acceptăm că și cimpanzeii sînt oameni."

İlgili Sayfalar