aldattı ile cümle

aldattı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Buradaki beyaz kenardan daha beyazını koyduğumu ve sizi aldattığımı düşünebilirsiniz.제가 속임수를 쓴다고 생각하실 지도 모르겠습니다. 제가 저기 하얀 경계를 더 하얗게 칠한 거라고 말이죠.
Buradaki beyaz kenardan daha beyazını koyduğumu ve sizi aldattığımı düşünebilirsiniz.Mislite, da sem goljufal, da sem označil malo preveč belo mejo?
Buradaki beyaz kenardan daha beyazını koyduğumu ve sizi aldattığımı düşünebilirsiniz.Możecie sądzić, że oszukuję, że krawędzie figury są bielsze, niż tło.
Buradaki beyaz kenardan daha beyazını koyduğumu ve sizi aldattığımı düşünebilirsiniz.Můžete si myslet, že jsem podváděl, že jsem tam dal trochu bělejší než bílou hranici.
Buradaki beyaz kenardan daha beyazını koyduğumu ve sizi aldattığımı düşünebilirsiniz.Podem pensar que eu fiz batota, que eu desenhei uma borda mais branca que o branco de fundo.
Buradaki beyaz kenardan daha beyazını koyduğumu ve sizi aldattığımı düşünebilirsiniz.Potete pensare che ho barato, che ho messo un po' più di biancho che la cornice bianca là.
Buradaki beyaz kenardan daha beyazını koyduğumu ve sizi aldattığımı düşünebilirsiniz.Pueden pensar que he hecho algo de trampa, que he puesto un borde más blanco que el blanco ahí.
Buradaki beyaz kenardan daha beyazını koyduğumu ve sizi aldattığımı düşünebilirsiniz.Sie mögen glauben, dass ich gemogelt habe, dass ich eine hellere Begrenzung eingefügt habe.
Buradaki beyaz kenardan daha beyazını koyduğumu ve sizi aldattığımı düşünebilirsiniz.Talán azt gondolják, hogy csaltam, hogy kis, a fehérebbnél is fehérebb határvonalakat húztam be.
Buradaki beyaz kenardan daha beyazını koyduğumu ve sizi aldattığımı düşünebilirsiniz.U denkt dat ik vals speel, dat ik een kleine, witter dan witte lijst daar heb geplaatst.
Buradaki beyaz kenardan daha beyazını koyduğumu ve sizi aldattığımı düşünebilirsiniz.Vous allez peut être penser que j'ai triché, et que j'ai mis une arête plus blanche que le blanc par là.
Buradaki beyaz kenardan daha beyazını koyduğumu ve sizi aldattığımı düşünebilirsiniz.Μπορεί να πιστεύετε ότι σας εξαπάτησα, ότι έβαλα λίγο πιο άσπρο από το άσπρο όριο εκεί.
Buradaki beyaz kenardan daha beyazını koyduğumu ve sizi aldattığımı düşünebilirsiniz.Вы можете подумать, что я тут схитрил, что я дорисовал эти грани белым по белому фону.
Buradaki beyaz kenardan daha beyazını koyduğumu ve sizi aldattığımı düşünebilirsiniz.Може да си помислите, че хитрувам, че съм сложил малко по-бяла от бялото граница.
Buradaki beyaz kenardan daha beyazını koyduğumu ve sizi aldattığımı düşünebilirsiniz.אתם חושבים שרימיתי, ששמתי כאן גבול לבן יותר מלבן.
Buradaki beyaz kenardan daha beyazını koyduğumu ve sizi aldattığımı düşünebilirsiniz.قد تعتقد بأنني قد غششت بأنني قد وضعت بياضا أقل من بياض الحدود هناك
Buradaki beyaz kenardan daha beyazını koyduğumu ve sizi aldattığımı düşünebilirsiniz.私が少しそこの白い境界線をより白くしたので 円の前に浮かぶネッカー立方体の
Büyük sayıda! Aldattığını!Đám đông rất lớn!
Büyük sayıda! Aldattığını!거대한 무리! 속여!
Büyük sayıda! Aldattığını!Orang banyak yang besar!
Büyük sayıda! Aldattığını!تعدد ضخمة! خدع!
Büyük sayıda! Aldattığını!すべての私の人生は、それは私がかかることがあります!
Çünkü günah buyruğun verdiği fırsatla beni aldattı, buyruk aracılığıyla beni öldürdü.Car le péché saisissant l`occasion, me séduisit par le commandement, et par lui me fit mourir.
Çünkü günah buyruğun verdiği fırsatla beni aldattı, buyruk aracılığıyla beni öldürdü.Denn die Sünde nahm Ursache am Gebot und betrog mich und tötete mich durch dasselbe Gebot.
Çünkü günah buyruğun verdiği fırsatla beni aldattı, buyruk aracılığıyla beni öldürdü.for synden tok anledning av budet og dåret og drepte mig ved det.
Çünkü günah buyruğun verdiği fırsatla beni aldattı, buyruk aracılığıyla beni öldürdü.Gdyż grzech, wziąwszy przyczynę przez przykazanie, zawiódł mię i przez nie zabił mię.
Çünkü günah buyruğun verdiği fırsatla beni aldattı, buyruk aracılığıyla beni öldürdü.Karena melalui hukum agama itu, dosa mengambil kesempatan menipu dan membunuh saya
Çünkü günah buyruğun verdiği fırsatla beni aldattı, buyruk aracılığıyla beni öldürdü.죄가 기회를 타서 계명으로 말미암아 나를 속이고 그것으로 나를 죽였는지라
Çünkü günah buyruğun verdiği fırsatla beni aldattı, buyruk aracılığıyla beni öldürdü.Lebo hriech dostanúc príčinu skrze prikázanie zviedol ma a skrzeň zabil.
Çünkü günah buyruğun verdiği fırsatla beni aldattı, buyruk aracılığıyla beni öldürdü.Mert a bûn alkalmat vévén, ama parancsolat által megcsalt engem, és megölt általa.
Çünkü günah buyruğun verdiği fırsatla beni aldattı, buyruk aracılığıyla beni öldürdü.Nebo hřích, vzav příčinu skrze to přikázání, podvedl mne, a skrze ně i zabil.
Çünkü günah buyruğun verdiği fırsatla beni aldattı, buyruk aracılığıyla beni öldürdü.Pentrucă păcatul a luat prilejul prin ea m'a amăgit, şi prin însăş, porunca aceasta m'a lovit cu moartea.
Çünkü günah buyruğun verdiği fırsatla beni aldattı, buyruk aracılığıyla beni öldürdü.porque el pecado, tomando ocasión por el mandamiento, me engañó; y por él, me mató
Çünkü günah buyruğun verdiği fırsatla beni aldattı, buyruk aracılığıyla beni öldürdü.Porque o pecado, tomando ocasião, pelo mandamento me enganou, e por ele me matou.
Çünkü günah buyruğun verdiği fırsatla beni aldattı, buyruk aracılığıyla beni öldürdü.Sillä kun synti otti käskysanasta aiheen, petti se minut ja kuoletti minut käskysanan kautta.
Çünkü günah buyruğun verdiği fırsatla beni aldattı, buyruk aracılığıyla beni öldürdü.thi idet Synden fik Anledning, forførte den mig ved Budet og dræbte mig ved det.
Çünkü günah buyruğun verdiği fırsatla beni aldattı, buyruk aracılığıyla beni öldürdü.ty då synden fick tillfälle, förledde den mig genom budordet och dödade mig genom det.
Çünkü günah buyruğun verdiği fırsatla beni aldattı, buyruk aracılığıyla beni öldürdü.Vì tội lỗi đã nhơn dịp, dùng điều răn dỗ dành tôi và nhơn đó làm cho tôi chết.
Çünkü günah buyruğun verdiği fırsatla beni aldattı, buyruk aracılığıyla beni öldürdü.Vì tội_lỗi đã nhơn dịp , dùng điều răn dỗ_dành tôi và nhơn đó làm cho tôi chết .
Çünkü günah buyruğun verdiği fırsatla beni aldattı, buyruk aracılığıyla beni öldürdü.Zakaj greh, dobivši priložnost, me je po zapovedi ukanil in ž njo umoril.
Çünkü günah buyruğun verdiği fırsatla beni aldattı, buyruk aracılığıyla beni öldürdü.Διοτι η αμαρτια, λαβουσα αφορμην δια της εντολης, με εξηπατησε και δι' αυτης με εθανατωσεν.
Çünkü günah buyruğun verdiği fırsatla beni aldattı, buyruk aracılığıyla beni öldürdü.Гріх бо, узявшись через заповідь, обманив мене, і нею вбив мене.
Çünkü günah buyruğun verdiği fırsatla beni aldattı, buyruk aracılığıyla beni öldürdü.Защото знаем, че законът е духовен; а пък аз съм от плът, продаден под греха.
Çünkü günah buyruğun verdiği fırsatla beni aldattı, buyruk aracılığıyla beni öldürdü.потому что грех, взяв повод от заповеди, обольстил меня и умертвил ею.
Çünkü günah buyruğun verdiği fırsatla beni aldattı, buyruk aracılığıyla beni öldürdü.כי מצא החטא סבה במצוה להתעות אתי ויהרגני על ידה׃
Çünkü günah buyruğun verdiği fırsatla beni aldattı, buyruk aracılığıyla beni öldürdü.لان الخطية وهي متخذة فرصة بالوصية خدعتني بها وقتلتني.
Çünkü günah buyruğun verdiği fırsatla beni aldattı, buyruk aracılığıyla beni öldürdü.因 為 罪 趁 著 機 會 、 就 藉 著 誡 命 引 誘 我 、 並 且 殺 了 我
Çünkü günah buyruğun verdiği fırsatla beni aldattı, buyruk aracılığıyla beni öldürdü.因 為罪 趁 著 機會 、 就 藉著 誡 命 引誘 我 、 並且殺 了 我
"Demek bana yalan söyledi! Kasıtlı olarak beni aldattı mali durumu!"그럼 내게 거짓말을 해! 당신이 의도만큼 나를 속일
"Demek bana yalan söyledi! Kasıtlı olarak beni aldattı mali durumu!"وهكذا كان لديك كذبت علي! لقد خدع عمدا لي كما كنت ل
"Demek bana yalan söyledi! Kasıtlı olarak beni aldattı mali durumu!あなたの財政状況は!"悪い古いBickyはそれに行くために望んでいない
Frances beni aldattı ve salonu Chapoui'ye verdi.Frances me engañó y le dio la sala a Chapoui.
Geldiğin için teşekkürler. Karımın beni aldattığını düşünüyorum. O zaman terk et onu.Pentru c
Kardeşlerim kuru bir dere gibi beni aldattı; Hani gürül gürül akan dereler vardır,Anh em tôi dối gạt tôi như dòng khe cạn nước, Như lòng khe chảy khô.
Kardeşlerim kuru bir dere gibi beni aldattı; Hani gürül gürül akan dereler vardır,Anh_em tôi dối gạt tôi như dòng khe cạn nước , Như lòng khe chảy khô .
Kardeşlerim kuru bir dere gibi beni aldattı; Hani gürül gürül akan dereler vardır,Atyámfiai hûtlenül elhagytak mint a patak, a mint túláradnak medrükön a patakok.
Kardeşlerim kuru bir dere gibi beni aldattı; Hani gürül gürül akan dereler vardır,Bracia moi omylili mię jako potok; pominęli jako gwałtowne potoki,
Kardeşlerim kuru bir dere gibi beni aldattı; Hani gürül gürül akan dereler vardır,Bratje moji so varali kakor hudournik, kakor struga hudournikov, ki se gubé,
Kardeşlerim kuru bir dere gibi beni aldattı; Hani gürül gürül akan dereler vardır,Bratří moji zmýlili mne jako potok, pominuli jako prudcí potokové,
Kardeşlerim kuru bir dere gibi beni aldattı; Hani gürül gürül akan dereler vardır,Fraţii mei s'au arătat înşelători ca un pîrîu, ca albia pîraielor cari trec.
İlgili Sayfalar