Loch Ness canavarı gerçek mi yoksa sadece karmaşık bir aldatmaca mı?Is the Loch Ness monster real or is it just an elaborate hoax?
O tam bir aldatmaca.It was just hype.
Ben bunun bir çeşit aldatmaca olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if this is some sort of scam.
Bu bir aldatmaca olabilir.It could be a hoax.
Bu bir aldatmaca olabilirdi.It could've been a trick.
O bir aldatmaca gibi görünüyor.That sounds like a scam.
Onların evliliği bir aldatmaca.Their marriage is a sham.
Bu kesinlikle bir aldatmacaydı.It was definitely a hoax.
Ne yazık ki bu bir aldatmaca.Unfortunately, it's a hoax.
Sen bir aldatmaca kurbanısın.You're the victim of a hoax.
Fotoğraf bir aldatmacaydı.The photo was a hoax.
Bu bir aldatmaca gibi görünüyor.This sounds like a scam.
Bütün bunların bir aldatmaca olduğuna inanıyorum.I believe that it's all a hoax.
İklim değişikliği bir aldatmaca değildir.Climate change is not a hoax.
Tom besin piramidinin aldatmaca olduğunu fark etti.Tom realized the food pyramid was a fraud.
Bu bir tür aldatmaca mı?Is this some kind of scam?
Başkan, iklim değişikliğinin bir aldatmaca olduğuna mı inanıyor?Does the president believe climate change is a hoax?
Bunun bir çeşit aldatmaca olup olmadığını merak ediyorum.I wonder whether or not this is some sort of scam.
Bu bir aldatmaca.This is a sham.
Bu aldatmacalar çok işe yaramıştı.These prosthetics have been very successful.
İngiliz bilim insanları bu garip fiziksel özellikleri görünce bunun bir aldatmaca olduğunu sandılar.Many German social democrats thought such an experiment was absurd.
Sadece aldatmacasının konum: - "Tabii ki, efendim bir dakika daha fazla.You're simply humbugging--" "Certainly, sir--one minute more.
"It'sa aldatmaca," Mr."It's a hoax," said Mr. Marvel.
Ya da bir yangın aldatmacası.Or at least the illusion of one.
Evet bu bir aldatmaca.And there was a hoax.
Korkunç bir aldatmaca.A dreadful hoax.
Görsel aldatmacalar, estetik illüzyonlar oluşturmaya çalışmıyor.HE IS VERY EXPLlCIT ABOUT NOT TRYlNG TO MAKE ILLUSlONlSTlC ART.
Biraz aldatmacalı bir soru.It's kind of tricky.
Ve kaynaklarımızı ucuz gıda aldatmacasıyla bozmamalıyız.And stop degrading resources under the guise of cheap food.
"Sanat an büyük aldatmacadır.""Art is the greatest deception of all."
Sanat gerçek duygular yaratan, yalanı doğruya dönüştüren bir aldatmacadır.Art is a deception that creates real emotions, a lie that creates a truth.
Ve kendinizi o aldatmacaya kaptırdığınızda, büyüye dönüşür.And when you give yourself over to that deception, it becomes magic.
Şimdi sandığım aldatmaca çoğu insanın Madagaskar dilini konuşmadığıdır.Now the trick with this is that I'm guessing most people here don't speak Malagasy.
Fakat köprülerle ilgili aldatmaca, en sonunda, onları kesiştireceğin birilerine ihtiyaç duymaktır.But the trick with bridges is, ultimately, you need someone to cross them.
Aldatmaca hakkında sorduklarında, şöyle söyler:(Applause) (Music)
Sihir aldatmacadır, ama hoşumuza giden bir aldatmacadır.Magic is deception, but it is a deception we enjoy.
Kurumsal reformların sürdürülmesi, medya aldatmacasından daha önemli.Continuing to work on the reform of institutions is more important than media hype.
Ancak, birçok umutsuz insan NSK pasaportu verildiği için bir aldatmacaya düştü.However, many desperate people have fallen for a scam in which they are issued a NSK passport.
Avustralya tarihindeki en büyük şarap aldatmacası vakası olarak kabul edildi.[1]It was considered the largest case of wine deception in Australian history.[15]
Aldatmacası açığa çıkınca Glass, Lane tarafından işten kovulur.With his deception exposed, Glass is fired by Lane.
Ciddi çalışma eksikliği, kendilerini komiklikler ve aldatmacalarla eğlendirmelerine neden oldu.A lack of serious work led them to amuse themselves with pranks and hoaxes.
Hyde, çeşitli kamuya açık şakalara ve internet aldatmacalarına karışmasıyla tanınır.Hyde is known for his involvement in several public pranks and internet hoaxes.
Bir aldatmaca gerçekleştirmek veya tanıtım yapmak için bu tür raporları uyduran kişiler.Individuals who fabricate such reports to perpetrate a hoax or seek publicity.
Ancak hepimizin bildiği sıradan çemberler, aldatmacayla yapılan şeyler kapsamına giriyor.But the circles we know all fall within the range of the sort of thing done in hoaxes.
Aldatmaca olmaması için kadınlar çıplak duruyor.The women stand naked that you not be deceived.
Othello onu öldürür ve Iago'nun aldatmacasını çözdükten sonra da kendini öldürür.Othello murders her and, upon discovering Iago's deceit, kills himself.
2011'de Boudry, Sokal tarzı bir aldatmaca yaptı.In 2011, Boudry pulled a Sokal-style hoax.
İnsan olmayan hayvanlardaki aldatmaca taktikleri, sihirbazın yanlış yönlendirmesine benziyor .Deceptive tactics in non-human animals resemble magician’s misdirection.
Chieftan Mews (Kapak kitapçığı içinde):Bu bir aldatmaca.Sibylle Mews: Tschilp: eine Spatzengeschichte.
Bu aldatmacalar çok işe yaramıştı.Die Beutnerei war überaus einträglich.
Aslında bu yaverlik bir aldatmacaydı.C'est en réalité une traîtresse.
1990’lı yıllardan beri, UFO fenomeninin bir tür aldatmaca olmadığı yönünde gelişmeler olmaktadır.Depuis la fin des années 1990, on observe une sorte de démystification du phénomène ovni.
Bu aldatmacalar çok işe yaramıştı.Cette mascarade eut un très grand succès.
Elime geçen şey ise aldatmacaya ve inceliklere dalmış bir korku oyunuydu...Je vous ai vendu du mensonge et de la tricherie.
Titurius en sonunda bir aldatmaca uygulamaya karar verdi.El trío parece finalmente encontrar su equilibrio.
Aslında bu yaverlik bir aldatmacaydı.E come tutto ciò fu per lui solamente una truffa.
Aslında bu yaverlik bir aldatmacaydı.На самом деле это была уловка.
Bu aldatmacalar çok işe yaramıştı.Действия зенитчиков были весьма эффективны.
Önceki yarışlara benzer, o hala hile, aldatmaca ve sabotajın olduğu yerdi.Tornou-se habitual a penitência de obras menos exigentes, tais como orações, esmolas e jejuns.
"Gizli Kalmış Bir Edebi Aldatmaca", Murat Yalçın, Kitap-lık, No.106, Haziran 2007 ."Ao mestre com carinho", Jornal de Opinião, n.680, Belo Horizonte, 10/06/2002.