aldırma ile cümle
aldırma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Ey Tanrı, küstahlar bana saldırıyor, Zorbalar sürüsü, sana aldırmayanlar Canımı almak istiyor,Боже, горделивите се издигнаха против мене, И тълпата на насилниците поиска душата ми;
Ey Tanrı, küstahlar bana saldırıyor, Zorbalar sürüsü, sana aldırmayanlar Canımı almak istiyor,אלהים זדים קמו עלי ועדת עריצים בקשו נפשי ולא שמוך לנגדם׃
Ey Tanrı, küstahlar bana saldırıyor, Zorbalar sürüsü, sana aldırmayanlar Canımı almak istiyor,اللهم المتكبرون قد قاموا عليّ وجماعة العتاة طلبوا نفسي ولم يجعلوك امامهم.
Ey Tanrı, küstahlar bana saldırıyor, Zorbalar sürüsü, sana aldırmayanlar Canımı almak istiyor,神 阿 、 驕 傲 的 人 起 來 攻 擊 我 、 又 有 一 黨 強 橫 的 人 尋 索 我 的 命 . 他 們 沒 有 將 你 放 在 眼 中
Ey Tanrı, küstahlar bana saldırıyor, Zorbalar sürüsü, sana aldırmayanlar Canımı almak istiyor,神阿 、 驕傲 的 人 起 來攻擊 我 、 又 有 一 黨強橫 的 人 尋索 我 的 命 . 他 們沒 有 將 你 放在 眼中
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Anda sebenarnya tahu bahwa lebih baik Anda melakukannya, apapun alasannya.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Bạn thực sự hiểu rõ bạn nên làm thế thì tốt hơn, chẳng quan tâm đến mọi lời biện minh.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.I forstår faktisk, at I hellere bør gøre det. I vil prøve på at finde jeres passion, og I er så lykkelige.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.In realtà capite che fareste meglio a farlo, senza scuse.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Înţelegi şi nu-ți mai cauți de scuze.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Je begrijpt dat je het echt moet doen, ondanks de excuses.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.여러분이 실제로 그렇게 하는게 좋겠다고 생각한다고 해보죠.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Opravdu si uvědomujete, že byste s tím měli začít, žádné výmluvy.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Sie verstehen in der Tat, dass Sie wirklich besser daran arbeiten, abgesehen von den Ausreden.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Teraz jest jasne, że trzeba ją znaleźć.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Te todella ymmärrätte, että teidän olisi parasta onnistua, tekosyistä välittämättä.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Valóban megérted, hogy tényleg jobb, ha megteszed, a kifogások ellenére.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Vous comprenez réellement que vous feriez mieux de le faire, sans excuses.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Vy skutočne rozumiete tomu, že to vážne musíte urobiť a vykašľať sa na výhovorky.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Πραγματικά καταλαβαίνεις ότι πρέπει να το κάνεις, άσε τις δικαιολογίες.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Всъщност ти разбираш, че наистина е по-добре да го направиш, независимо от извиненията.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.Вы действительно понимаете, что лучше бы это сделать, не обращая внимания на оправдания.
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.אתם באמת קלטתם שמוטב לכם ללכת על זה
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.أنتم تتفهمون أنه فعلاً من الأفضل القيام بذلك
Gerçekten de bunu yapmanın sizin için daha iyi olacağını anladınız ve bahanelere aldırmadınız.言い訳などせず 夢中になれるものを探して
İnsanların söylediği her söze aldırma, Yoksa uşağının bile sana sövdüğünü duyabilirsin.Akt heller ikke på alt det folk sier, ellers kunde du få høre din tjener banne dig!
İnsanların söylediği her söze aldırma, Yoksa uşağının bile sana sövdüğünü duyabilirsin.Chớ để lòng về mọi lời người ta nói, e ngươi nghe kẻ tôi tớ mình chưởi rủa mình chăng.
İnsanların söylediği her söze aldırma, Yoksa uşağının bile sana sövdüğünü duyabilirsin.Chớ để lòng về mọi lời người_ta nói , e ngươi nghe kẻ tôi_tớ mình chưởi rủa mình chăng .
İnsanların söylediği her söze aldırma, Yoksa uşağının bile sana sövdüğünü duyabilirsin.Gib auch nicht acht auf alles, was man sagt, daß du nicht hören müssest deinen Knecht dir fluchen.
İnsanların söylediği her söze aldırma, Yoksa uşağının bile sana sövdüğünü duyabilirsin.Giv ikke Agt på alle de Ord, Folk siger, at du ikke skal høre din Træl forbande dig;
İnsanların söylediği her söze aldırma, Yoksa uşağının bile sana sövdüğünü duyabilirsin.Jangan suka mendengarkan omongan-omongan, siapa tahu kau sedang dikutuk seorang pelayan
İnsanların söylediği her söze aldırma, Yoksa uşağının bile sana sövdüğünü duyabilirsin.무릇 사람의 말을 들으려고 마음을 두지 말라 염려컨대 네 종이 너를 저주하는 것을 들으리라
İnsanların söylediği her söze aldırma, Yoksa uşağının bile sana sövdüğünü duyabilirsin.Luister geen gesprekken af. U zou wel eens kunnen horen dat uw dienaar u verwenst.
İnsanların söylediği her söze aldırma, Yoksa uşağının bile sana sövdüğünü duyabilirsin.Naj ti tudi ne sega do srca vse, kar se govori, da ne boš moral slišati, kako te hlapec tvoj preklinja;
İnsanların söylediği her söze aldırma, Yoksa uşağının bile sana sövdüğünü duyabilirsin.Não escutes a todas as palavras que se disserem, para que não venhas a ouvir o teu servo amaldiçoar-te;
İnsanların söylediği her söze aldırma, Yoksa uşağının bile sana sövdüğünü duyabilirsin.Ne fais donc pas attention à toutes les paroles qu`on dit, de peur que tu n`entendes ton serviteur te maudire;
İnsanların söylediği her söze aldırma, Yoksa uşağının bile sana sövdüğünü duyabilirsin.Ne figyelmezz minden beszédre, melyet mondanak, hogy meg ne halld szolgádat, hogy átkoz téged.
İnsanların söylediği her söze aldırma, Yoksa uşağının bile sana sövdüğünü duyabilirsin.No prestes atención a todas las cosas que se dicen, no sea que oigas a tu siervo que habla mal de ti
İnsanların söylediği her söze aldırma, Yoksa uşağının bile sana sövdüğünü duyabilirsin.Nu lua nici tu seama la toate vorbele cari se spun, ca nu cumva s'auzi pe sluga ta vorbindu-te de rău!
İnsanların söylediği her söze aldırma, Yoksa uşağının bile sana sövdüğünü duyabilirsin.Sillä ei ole maan päällä ihmistä niin vanhurskasta, että hän tekisi vain hyvää eikä tekisi syntiä.
İnsanların söylediği her söze aldırma, Yoksa uşağının bile sana sövdüğünü duyabilirsin.Ty ingen människa är så rättfärdig på jorden, att hon gör vad gott är och icke begår någon synd.
İnsanların söylediği her söze aldırma, Yoksa uşağının bile sana sövdüğünü duyabilirsin.Ето, това само намерих, Че Бог направи човека праведен, Но те изнамериха много измишления.
İnsanların söylediği her söze aldırma, Yoksa uşağının bile sana sövdüğünü duyabilirsin.גם לכל הדברים אשר ידברו אל תתן לבך אשר לא תשמע את עבדך מקללך׃
İnsanların söylediği her söze aldırma, Yoksa uşağının bile sana sövdüğünü duyabilirsin.ايضا لا تضع قلبك على كل الكلام الذي يقال لئلا تسمع عبدك يسبّك.
İnsanların söylediği her söze aldırma, Yoksa uşağının bile sana sövdüğünü duyabilirsin.人 所 說 的 一 切 話 、 你 不 要 放 在 心 上 、 恐 怕 聽 見 你 的 僕 人 咒 詛 你
İnsanların söylediği her söze aldırma, Yoksa uşağının bile sana sövdüğünü duyabilirsin.人 所 說 的 一切話 、 你 不 要 放在 心上 、 恐怕 聽見 你 的 僕人 咒詛你
İnsanlığımızı arttırıyoruz, coğrafyaya aldırmaksızın birbirimizle iletişim yeteneğimizi de.Estamos aumentando nuestra humanidad y nuestra capacidad de conectarnos unos a otros a pesar de la geografía.
İnsanlığımızı arttırıyoruz, coğrafyaya aldırmaksızın birbirimizle iletişim yeteneğimizi de.Jen zvyšujeme naši lidskost a schopnost vzájemného propojení, bez ohledu na vzdálenosti.
İnsanlığımızı arttırıyoruz, coğrafyaya aldırmaksızın birbirimizle iletişim yeteneğimizi de.Jesteśmy lepszymi ludźmi, i lepiej łączymy się z innymi, gdziekolwiek są.
İnsanlığımızı arttırıyoruz, coğrafyaya aldırmaksızın birbirimizle iletişim yeteneğimizi de.우리는 우리의 인간다움 기르고, 서로를 연결시키는 능력을 증진시키고 있는 것입니다.
İnsanlığımızı arttırıyoruz, coğrafyaya aldırmaksızın birbirimizle iletişim yeteneğimizi de.My iba zvyšujeme svoju ľudskosť a našu schopnosť spojiť sa s druhými, nezávisle od vzdialenosti.
İnsanlığımızı arttırıyoruz, coğrafyaya aldırmaksızın birbirimizle iletişim yeteneğimizi de.Ne mărim umanitatea şi abilitatea de a relaţiona unii cu alţii, indiferent de geografie.
İnsanlığımızı arttırıyoruz, coğrafyaya aldırmaksızın birbirimizle iletişim yeteneğimizi de.Povečujemo našo človeškost in našo sposobnost sporazumevanja, ne glede na geografijo.
İnsanlığımızı arttırıyoruz, coğrafyaya aldırmaksızın birbirimizle iletişim yeteneğimizi de.Ми збільшуємо рівень нашої людяності, коли спілкуємось один з одним, незалежно від географічного положення.
İnsanlığımızı arttırıyoruz, coğrafyaya aldırmaksızın birbirimizle iletişim yeteneğimizi de.אנחנו רק מגבירים את האנושיות שלנו ואת היכולת שלנו לתקשר אחד עם השני, בלי קשר לגאוגרפיה.
İnsanlığımızı arttırıyoruz, coğrafyaya aldırmaksızın birbirimizle iletişim yeteneğimizi de.お互いに結びつく力は場所を超えるようになります なのでサイボーグ人類学を研究しているのです
İnsanlığımızı arttırıyoruz, coğrafyaya aldırmaksızın birbirimizle iletişim yeteneğimizi de.我哋正係度增強自身嘅特性, 聯繫彼此嘅能力,不受地域嘅限制。
İsa bu sözlere aldırmadan havra yöneticisine, ‹‹Korkma, yalnız iman et!›› dedi.Ale Ježiš počujúc slovo, ktoré hovorili, hneď povedal predstavenému synagógy: Neboj sa, len ver!
İsa bu sözlere aldırmadan havra yöneticisine, ‹‹Korkma, yalnız iman et!›› dedi.Ale Jezus skoro usłyszał to, co oni mówili, rzekł do przełożonego bóżnicy: Nie bój się, tylko wierz!
İsa bu sözlere aldırmadan havra yöneticisine, ‹‹Korkma, yalnız iman et!›› dedi.Dar Isus, fără să ţină seamă de cuvintele acestea, a zis fruntaşului sinagogii: ,,Nu te teme, crede numai!``