aldılar ile cümle

aldılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Petrusla Yuhanna onların üzerine ellerini koyunca, onlar da Kutsal Ruhu aldılar.Tedy vzkládali na ně ruce, a oni přijali Ducha svatého.
Petrusla Yuhanna onların üzerine ellerini koyunca, onlar da Kutsal Ruhu aldılar.Vtedy vzkladali na nich ruky, a dostávali Svätého Ducha.
Petrusla Yuhanna onların üzerine ellerini koyunca, onlar da Kutsal Ruhu aldılar.Τοτε επεθετον τας χειρας επ' αυτους, και ελαμβανον Πνευμα Αγιον.
Petrusla Yuhanna onların üzerine ellerini koyunca, onlar da Kutsal Ruhu aldılar.А Симон, като видя, че с полагането на апостолските ръце, се даваше Светия Дух, предложи им пари, казвайки:
Petrusla Yuhanna onların üzerine ellerini koyunca, onlar da Kutsal Ruhu aldılar.Тогда возложили руки на них, и они приняли Духа Святаго.
Petrusla Yuhanna onların üzerine ellerini koyunca, onlar da Kutsal Ruhu aldılar.Тоді клали руки на них, і прийняли вони сьвятого Духа.
Petrusla Yuhanna onların üzerine ellerini koyunca, onlar da Kutsal Ruhu aldılar.ויסמכו את ידיהם עליהם ויקבלו את רוח הקדש׃
Petrusla Yuhanna onların üzerine ellerini koyunca, onlar da Kutsal Ruhu aldılar.‎حينئذ وضعا الايادي عليهم فقبلوا الروح القدس‎.
Petrusla Yuhanna onların üzerine ellerini koyunca, onlar da Kutsal Ruhu aldılar.於 是 使 徒 按 手 在 他 們 頭 上 、 他 們 就 受 了 聖 靈
Petrusla Yuhanna onların üzerine ellerini koyunca, onlar da Kutsal Ruhu aldılar.於是 使徒 按手 在 他 們頭 上 、 他們 就 受 了 聖靈
Robert Louis Stevenson. Yani, uyuşturucu aldılar, başlarını belaya soktular, hapse girdiler.Azaz, drogoztak, bajba kerültek, börtönben végezték.
Robert Louis Stevenson. Yani, uyuşturucu aldılar, başlarını belaya soktular, hapse girdiler.Eli he ottivat huumeita, ajautuivat ongelmiin ja menivät vankilaan.
Robert Louis Stevenson. Yani, uyuşturucu aldılar, başlarını belaya soktular, hapse girdiler.Това е, взимаха наркотици, забъркваха се в проблеми, лежаха в затвора.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.A gdy przyszli oni, którzy o jedenastej godzinie byli najęci, wziął każdy z nich po groszu.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.A keď prišli tí okolo jedonástej hodiny najatí, dostali po denáre.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.A přišedše ti, kteříž byli při jedenácté hodině najati, vzali jeden každý po penízi.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.Cei din ceasul al unsprezecelea au venit, şi au luat fiecare cîte un leu.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.Ceux de la onzième heure vinrent, et reçurent chacun un denier.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.Chegando, pois, os que tinham ido cerca da hora undécima, receberam um denário cada um.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.Da kamen, die um die elfte Stunde gedingt waren, und empfing ein jeglicher seinen Groschen.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.Då nu de kommo fram, som voro lejda vid elfte timmen, fick var och en av dem full dagspenning.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.De mannen die om vijf uur waren aangenomen, kregen allemaal een volledig dagloon.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.Entonces vinieron los que habían ido cerca de la undécima hora y recibieron cada uno un denario
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.És jövén a tizenegyórásak, fejenként tíz-tíz pénzt võnek.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.In prišedši prejmo tisti, ki so bili najeti okoli enajste ure, po denarju.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.제 십일시에 온 자들이 와서 한 데나리온씩을 받거늘
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.Kun nyt tulivat ne, jotka olivat saapuneet yhdennentoista hetken vaiheilla, saivat he kukin denarin.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.Những người làm công mướn từ giờ thứ mười một đến, lãnh mỗi người được một đơ-ni-ê.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.Những người làm_công mướn từ giờ thứ mười_một đến , lãnh mỗi người được một đơ - ni - ê .
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.Og de, som vare lejede ved den ellevte Time, kom og fik hver en Denar.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.Så kom de som var leid ved den ellevte time, og de fikk hver sin penning.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.Venuti quelli delle cinque del pomeriggio, ricevettero ciascuno un denaro
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.Και ελθοντες οι περι την ενδεκατην ωραν μισθωθεντες, ελαβον ανα εν δηναριον.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.И пришедшие около одиннадцатого часа получили по динарию.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.И тъй, дойдоха условените около единадесетия час, и получиха по един пеняз.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.І прийшовши ті, що коло одинайцятої години, взяли по денарию.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.ויבאו הנשכרים בשעת אחת עשרה ויקחו איש איש דינר אחד׃
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.فجاء اصحاب الساعة الحادية عشرة واخذوا دينارا دينارا.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.約 在 酉 初 雇 的 人 來 了 、 各 人 得 了 一 錢 銀 子
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.約 在 酉初雇 的 人 來 了 、 各人 得了 一 錢 銀子
Saldırıyı gerçek hayata taşıdılar. İki araç satın aldılar ve sanırım benden daha iyi imkanları var.Pracowali w realnych warunkach, kupili dwa samochody, pewnie mają lepszy budżet niż ja.
Satın alabilmek için 60 lirasını borç aldılar, ve bir de 40 liralık öz sermayeleri var. -Eles emprestaram US $60 para comprá-los. E, em seguida, eles têm US $40 de equidade.
Saul ile İsrailliler de toplandılar. Ela Vadisinde ordugah kurup Filistlilere karşı savaş düzeni aldılar.Ale Saul a muži Izraelští sebravše se, položili se v údolí Elah, a sšikovali se k bitvě proti Filistinským.
Saul ile İsrailliler de toplandılar. Ela Vadisinde ordugah kurup Filistlilere karşı savaş düzeni aldılar.Daarop mobiliseerde Saul zijn leger bij het Terebintendal.
Saul ile İsrailliler de toplandılar. Ela Vadisinde ordugah kurup Filistlilere karşı savaş düzeni aldılar.사울과 이스라엘 사람들이 모여서 엘라 골짜기에 진치고 블레셋 사람을 대하여 항오를 벌였으니
Saul ile İsrailliler de toplandılar. Ela Vadisinde ordugah kurup Filistlilere karşı savaş düzeni aldılar.Og Saul og Israels menn samlet sig og; de leiret sig i Terebintedalen og fylket sig mot filistrene.
Saul ile İsrailliler de toplandılar. Ela Vadisinde ordugah kurup Filistlilere karşı savaş düzeni aldılar.Sau-lơ và người Y-sơ-ra-ên cũng nhóm hiệp , đóng trại tại trũng Ê - la , và dàn trận cùng_dân Phi-li-tin .
Saul ile İsrailliler de toplandılar. Ela Vadisinde ordugah kurup Filistlilere karşı savaş düzeni aldılar.Sau-lơ và người Y-sơ-ra-ên cũng nhóm hiệp, đóng trại tại trũng Ê-la, và dàn trận cùng dân Phi-li-tin.
Saul ile İsrailliler de toplandılar. Ela Vadisinde ordugah kurup Filistlilere karşı savaş düzeni aldılar.ושאול ואיש ישראל נאספו ויחנו בעמק האלה ויערכו מלחמה לקראת פלשתים׃
Saul ile İsrailliler de toplandılar. Ela Vadisinde ordugah kurup Filistlilere karşı savaş düzeni aldılar.واجتمع شاول ورجال اسرائيل ونزلوا في وادي البطم واصطفوا للحرب للقاء الفلسطينيين.
Saul ile İsrailliler de toplandılar. Ela Vadisinde ordugah kurup Filistlilere karşı savaş düzeni aldılar.掃 羅 和 以 色 列 人 也 聚 集 、 在 以 拉 谷 安 營 、 擺 列 隊 伍 、 要 與 非 利 士 人 打 仗
Saul ile İsrailliler de toplandılar. Ela Vadisinde ordugah kurup Filistlilere karşı savaş düzeni aldılar.掃羅 和 以色列人 也 聚集 、 在 以 拉谷 安營 、 擺列 隊伍 、 要與 非利士人 打仗
Servis ücreti olarak 5 aldılar.5달러는 환전비로 빠지게 되고
Servis ücreti olarak 5 aldılar.Eles retêm 5 como uma taxa pelo serviço.
Servis ücreti olarak 5 aldılar.Pět si vzali jako poplatek za službu.
Servis ücreti olarak 5 aldılar.Те са взели 5 като такса за обслужване.
Servis ücreti olarak 5 aldılar.واخذوا 5 مقابل الخدمة
Şifreli bir iletişim bulurlarsa o kanalda kaldılar ve bu kanalda şifreli iletişim var şeklinde not aldılar.암호화된 대화를 찾았을때, 그 주파수를 기록해 놓았습니다. 그것은 결찰관 같은 사람들이
Şifreli bir iletişim bulurlarsa o kanalda kaldılar ve bu kanalda şifreli iletişim var şeklinde not aldılar.אם הם מצאו תקשורת מוצפנת, הם נשארו על הערוץ הזה וציינו שזה ערוץ שהאנשים האלה מתקשרים בו,
Şifreli bir iletişim bulurlarsa o kanalda kaldılar ve bu kanalda şifreli iletişim var şeklinde not aldılar.إذا وجدوا اتصال مشفر، ظلوا على تلك القناة ودونوا ذلك، أنها قناة يستعملها هؤلاء الاشخاص للتواصل فيما بينهم،
İlgili Sayfalar