Yangın alarmı çaldı.The fire alarm sounded.
Uyuma ihtimaline karşı, alarmı kur.In case you sleep, set the alarm.
Mayuko alarmda ayağa fırladı.Mayuko jumped up in alarm.
Kaza haberi kamu alarmına neden oldu.The news of the accident caused public alarm.
Bu sabah alarmlı saatim çalmadı.My alarm clock didn't go off this morning.
Saat çalışıyordu ama alarm çalmadı.The clock was working, but the alarm had not gone off.
Yersiz alarm için hiç sebep yok.There is no cause for undue alarm.
Birdenbire yangın alarmı çalmaya başladı.All of a sudden, the fire alarm went off.
Yatmadan önce alarmı kurdu.He set the alarm before going to bed.
Onlar düşmanın yaklaştığını görünce alarm çaldılar.They sounded the alarm when they saw the enemy approaching.
Askerler alarmdaydılar.The soldiers were on the alert.
Alarm 5:30 da çalmaya başladı.The alarm went off at five-thirty.
Alarmım çalmadığı için uyuyakalmışım.I overslept because my alarm didn't go off.
Alarmım çaldığında onu her zaman uykumda kapatırım.When my alarm clock goes off, I always stop it in my sleep.
Alarm çaldı.The alarm went off.
Alarm çalmasına rağmen uyanamadım.Although the alarm rang I failed to wake up.
Alarmı yediye kuracağım.I'll set the alarm for seven o'clock.
Alarmı kapat.Turn off the alarm.
Alarm Mayuko'yu uyandırdı.The alarm woke up Mayuko.
Bugün, iki tane yanlış alarmımız vardı.Today, we had two false alarms.
Yangın alarmının bakımı hiç yapılmadı.The smoke alarm has never been maintained.
Tom, hırsız alarmı çalmaya başlamış olsa bile gazete okumaya devam etti.Tom continued reading the newspaper even though the burglar alarm had gone off.
Tom gece gittiğinde hırsız alarmını açar.When Tom leaves at night, he turns on the burglar alarm.
Tom evine bir alarm sistemi yerleştirdi.Tom has just installed an alarm system in his house.
Geri giderken başka bir arabaya çarptım ve onun alarmı çaldı.While backing up, I bumped into another car and set off its alarm.
Mahkumlar yanlış alarm verdi.The prisoners gave a false alarm.
Tom alarmı duydu.Tom heard the alarm.
Alarm çaldığında hırsız kaçtı.The thief ran away when the alarm rang.
Bu, Tom için bir uyandırma alarmıydı.This was a wake-up call for Tom.
Alarm çalsa bile uyanmam.I won't wake up even if the alarm rings.
Alarm çaldı ve herkes dışarı fırladı.The alarm rang and everyone rushed out.
Sanırım yangın alarmını nereye kurmamız gerektiğini anladım.I think I've figured out where we need to install the fire alarm.
Alarm verin!Sound the alarm!
Alarm çalarsa, yürü, koşma.If the alarm rings, walk, don't run.
Ben bir alarm sistemini göze alamam.I can't afford an alarm system.
O bir yanlış alarmdı.It was a false alarm.
Birisi alarmı kapattı.Someone turned the alarm off.
Kırmızı alarm!Red alert!
Alarmı altıya kur.Set the alarm for six.
Bu alarm ne içindi?What was that alarm for?
Benim alarm susmadı.My alarm didn't go off.
Herhangi bir alarm duymadık.We didn't hear any alarms.
Alarmım çalmadı. Geç kalmamın nedeni bu.My alarm didn't go off. That's why I was late.
Bir seyahat alarm saatim var.I have a travel alarm clock.
Az önce bir alarm çaldığını duydum.I just heard an alarm go off.
Yangın alarmımız annem mutfakta yemek pişiriyorken bazen çalar.Our fire alarm sometimes goes off when my mother is cooking something in the kitchen.
Alarm için neden olmadığını anlıyorum.I see no cause for alarm.
Tom alarmını 2.30'a kurdu.Tom set his alarm for 2:30.
Tom, alarmını kurdu.Tom set his alarm.
Muhtemelen yanlış bir alarm.It's probably a false alarm.
Endişe etme. Muhtemelen yanlış bir alarm.Don't worry. It's probably a false alarm.
Tom alarmı kapattı.Tom turned off the alarm.
"Bir resme dokunsam ne olur?" "Sanırım alarm çalar.""What would happen if I touched a painting?" "I think an alarm would sound off."
Babam alarmı altıya kurdu.My father set the alarm for six o'clock.
İPod'umu dinliyordum, bu yüzden yangın alarmını duymadım.I was listening to my iPod, so I didn't hear the fire alarm.
Alarm durdu ve kırmızı bir ışık yanıp sönmeye başladı.The alarm went off and a red light started flashing.
Tom alarmda kalmak için kendini zorladı.Tom forced himself to stay alert.
Tehlike geçti alarmını beklemek zorundayız.We have to wait for the all clear.
Ben alarm kodunu bilmiyorum.I don't know the alarm code.
Alarm için bir neden yok.There's no cause for alarm.