Diğer alanlardaki özel Emmy Ödülleri törenleri onları takip etti.Andre område-specifikke Emmy Awards-uddelinger fulgte snart efter.
M3 tankları 1942 yılına kadar savaş alanlarında başarılar elde etti.Generelt kunne M3 kampvognen klare sig på slagmarken i 1942.
Eski Mısır, astronomi, matematik ve tıp alanlarında önemli ilerlemeler kaydetmiştir.De gamle egyptere gjorde store videnskabelige fremskridt inden for astronomi, matematik og medicin.
Tarım alanları oldukça geniştir.Gårdene er relativt store.
Günküre Güneş Sistemi'ni kısmen korur, ayrıca gezegenlerin manyetik alanları (eğer varsa) da koruma sağlar.Heliosfæren beskytter delvis Solsystemet, og planeternes magnetfelt giver også en vis beskyttelse.
Hatta bu yetkileri hukuki alanlardan daha fazlaydı.Jurisdiktion var langt mere tidskrævende end lovgivning.
Yukarıda gösterilen değerler ortalamadır ve sadece gösterilen manyetik alanlarda geçerlidir.Værdierne vist ovenfor er tilnærmede og gælder kun for de anførte magnetfelter.
Yine de sönüm alanları konusunda problemler çözümsüz kalıyor.Men landets problemer med stoffer er langt fra løst.
Eğer uygun olmayan durumlarda, örneğin kırsal alanlarda, ücretsiz ulaşım imkanı sağlamaktır.Det er altså kun i nødstilfælde, hvor det f.eks. ikke er muligt, at fremskaffe godkendt sikkerhedsudstyr.
İspanya, Portekiz ve Fas ana yaşam alanlarıdır.Letland, Japan og Ungarn har de højeste selvmordsprocenter.
Savaş uzadıkça uzarken, zarar gören siviller de savaştan etkilenen alanlara yerleştirilmeye başlandı.Efterhånden som krigen fortsatte, begyndte de civile tabstal at stige i de krigshærgede områder.
Bu hediye hiç azımsanamayacak büyüklükteydi, öyle ki müzeye yeni sergi alanları eklemek gerekti.Kopierne var dog så hårdt medtaget, at museet fik fremstillet nye kopier.
Hastalığın görülme sıklığının 2014 yılına kadar bu alanlarda arttığı gözlenmiştir.Disse områder har også oplevet en stigning i årene op til 2014.
Bu, genellikle, ebeveyn türün yaşam alanları içinde ciddi çevre değişiklikleri olduğunda gerçekleşir.Generelt opstår dette, når der har været en drastisk ændring i miljøet i forældreartens levesteder.
Ana çalışma alanları mühendislikler olarak belirtilir.Udøvere af ingeniørvidenskab kaldes ingeniører.
Kentin tarihi alanları 1999 yılında Dünya Mirası olarak ilan edilmişti.I 1999 blev området erklæret som verdensarvsområde.
Kasım 2011 itibarıyla, üst düzey alanların %25'inden fazlası DNSSEC ile imzalanmıştır.Læst 17 maj 2011 Skyscrapers Climb Ever Higher.
Otomobil tasarımında elektroniğin kullanımı hemen hemen tüm teknolojik alanlarda yaygınlaşır.Teknologirådets brede metodekendskab bliver anvendt på stort set alle områder.
Ülkedeki resmî dillerin üçü de çeşitli alanlarda birinci dil olarak kullanılmaktadır.Tilsvarende skal patentansøgningen være på et af de tre sprog.
Bu etkiye tıp, psikoloji ve sosyal bilimler alanlarında sıkça rastlanmaktadır.Sådanne bedømmelser beskrives ofte i sociologi og psykologi.
Bu alanlar modern elektrik ve haberleşme teknolojilerinin temelini oluşturmaktadır.Disse eksperimenter og opfindelser danner grundlaget for moderne, elektromagnetisk teknologi.
Türkiye’nin Önemli Doğa Alanları.Danmarks større nationale naturområder.
Fakat, klasik-kuantum uyumu günümüzde en hareketli alanlardan biridir.Helligdommen skatepark er i dag et af de mest aktive områder i kommunen.
Tohum yer ve kışın tarım alanlarında sıkça görülür.De ses også ofte fouragerende på dyrkede marker med vinterafgrøder.
Bu araziler büyüyen şehirleşmiş alanlar haline girdiler.Disse bosættelser udviklede sig til de første bystater.
Eğlence alanları yerleşkenin her yerinde bulunmaktadır.Alle pladser er siddepladser.
Kaysersberg, Alsace'in en iyi şarapçılık alanlarından biridir.Kaysersberg er en af byerne på Vinruten i Alsace.
Bu gerileme bütün alanlarda görülmüştür.Denne kampstil fremgår hos alle luftnomaderne.
Esas kullanım askeri ve bilimsel alanlardadır.Faldskærme benyttes militært, videnskabeligt og civilt.
Tarım yapılmayan alanlar makiliktir.Opdyrket jord er uden signatur.
Yeni göçmenler genellikle Toronto, Montreal ve Vancouver gibi büyük kentsel alanlara yerleşirler.Den er primært koncentreret i de store byer, især Vancouver, Toronto og Montreal.
Yaşam alanlarında çok sayıda birey bulunurken öncelikle ormanlarda görülürler.I skoven findes den primært, hvis der findes lysninger.
Yeni şehirlere yerleşebildikleri gibi, etki alanları azalabilmekteydi de.Med sociale værktøjer kan man som sagt komme i kontakt med nye mennesker.
Hayat sigortası ve bireysel emeklilik alanlarında faaliyet göstermektedir.Brand Liv og Pension arbejder med livsforsikringer og pensionsopsparinger.
Listelenen alanlar, bazı koşullar altında Dünya Miras Fonu'ndan para alabilmektedir.Steder som er med på listen, kan under visse omstendigheter få midler fra Verdensarvfondet.
Bu birleştirme, kirlenmiş alanlarda kullanımında idealdir.Denne kombinasjonen gjør dem ideelle for bruk i forurensede områder.
Diğer alanlarda da durum aynı idi.’’Hvorfor kan ikke det samme skje innenfor andre sfærer?»
Gauss'un nesli belirgin bir biçimde soyut ve uygulamalı matematik alanları arasında ayrım yapmadı.Gauss' generasjon hadde ikke noe skarpt skille mellom ren og anvendt matematikk.
Bu yasa eşit alanlar yasası olarak da bilinir.Denne loven er også kjent som loven om like arealer.
Zengibar'ın temsilci meclisinin birlik hakkında olmayan konular dışındaki tüm alanlarda yetkisi bulunmaktadır.Zanzibars representantenes hus har bestemmelsesrett over alle saker som ikke har med unionen å gjøre.
Lisansüstü öğrencilere sunulan yeni alanlar hızla artmaktadır.Tilgangen til nye elever steg.
Ormanlık alanlarda yaşarlar ama genellikle açık arazide beslenirler.De finner mat andre steder, som regel ute i skogen.
Sonra bu alanlar da kendi alt bölümlerine ayrılabilirler.Disse kan lastes ned fra egen side.
Plaka, antik Atina kentinin yerleşim alanları üzerine inşa edilmiştir.Plaka er bygget over boligområdet til det gamle Athen.
İkinci düzey (YİB-2) İlçe bölünmeleri tarafından tanımlanan alanlara karşılık gelmektedir.S angir at PEN-lederen er delt (Separated) fra første fordeling.
Yayılım alanlarının %60'ı Çin'dedir.Over 60 prosent av habitatet ligger i Kina.
Bu iki bölgenin yerleşim alanları iç içe geçmiştir.Sysselsettingen innen de to områdene er lav.
(34. ve 28. alanlar.)(Mot slutten av tredje og siste akt.)
Bilinen tüm katman alanlarının yaklaşık yarısı işletim altındadır.Over halvparten av alle kjente billearter hører til her.
Göç sırasında sık sık karıncaları ararken kumlu alanlarda görülür.Under selve trekket kan den ofte bli sett i sandrike områder hvor den jakter etter maur.
Ayrıca aşçı ve hemşire olarak görev alanlar da bulunmaktaydı.I tillegg var det en stor stab med sykepleiere.
İçinde bol oksijen bulunan, açık alanları da olan bitkilendirilmiş akvaryumları severler.De finnes både i rasktflytende, oksygenrike bekker og i varme kilder.
Alanları teorik ve pratik disiplinlere ayrılabilir.Metoden kan brukes innen alle praktiske og teoretiske områder.
Endüstriyel robotların kullanım alanları son derece çeşitlidir.Industriroboter har mangfoldige bruksområder.
Bu araziler büyüyen şehirleşmiş alanlar haline girdiler.Noen av disse vokste slik at de ble byer.
Kapalı ve açık alanlarda çalışabilirler.De unngår helt åpne, vindutsatte områder.
Bu nedenle, en azından galaksinin bazı alanları diğerlerinden daha fazla yaşama elverişli olmalıydı.Man har også vurdert muligheten for at det er visse områder i galaksen som er mer egnet for liv enn andre.
Genel dil bilimi, dil biliminin temel alanlarından biridir.Hennes primære forskningsfelt er sammenligning av språk.
Cide’nin ovalık alanları oldukça sınırlıdır.Suns egen dokumentasjon er dog svært begrenset.
Kullanım alanları şu anda mevcut değildir.I dag står lokalene ubenyttet.