Bodø'nun kalbinde yer alan bu küçük alanda, bugün hala Svenskeren ("İsveç İlçesi") denir.この小さな区域が現在のボードー市中心地であり、今も"svenskebyen"(スウェーデン人の町、という意味)と呼ばれる。
O yalıtılmış bir alanda büyüdü.荒廃した街で育った。
Budizm’de aşkınlık bir alandan (görece gerçeklik) başka bir alana (mutlak gerçeklik) geçmedir.実相寺(じっそうじ) 仏教の寺院で各地に存在する。
Zaman ve alanda bir bütün halindedir.全体の時と単体の時がある。
Toplam beş olimpiyat altın madalyası kazanan sporcu, bu alandaki en başarılı Avustralyalıdır.オリンピックで5つの金メダルを獲得し、メダル受賞数はオーストラリア人選手として最多である。
Mousavi, Rafsancani başkanlığındaki yeni hükümete katılım için davet edilmedi ve kamusal alanda yok oldu.ムーサヴィーは新たにラフサンジャーニーが率いる政府への参画を求められることはなく、公の場から姿を消した。
Eskiden bu lehçe daha doğuda olan Pazar'a (Atina) kadar daha geniş bir alanda konuşulmaktaydı.かつては西はレナ川に至るより広い範囲で話されていた。
Bu yüzden, bu hastalığın bir alanda varlığını sürdürebilmesi için insanlarda her sene tekrarlanması gerekir.ゆえに、この感染症が再発し続けるには毎年ヒトに感染しなければならない。
Alanda bugüne kadar 352 kuş türü gözlenmiştir.州内では435種の鳥が観測されている。
Kromatografi ve elektroforez bu alanda bulunur.これと三酸化クロムは等電子的である。
Ancak oldukça geniş bir alanda yayılma göstermiştir.かなり広い範囲に生息している。
London Company'ye, 34. enlem ile 41. enlem arasında 100 milkarelik bir alanda koloni kurma yetkisi verildi.ライバルのロンドン会社は北緯34度線から41度線までの海岸を認められた。
Orta Çağ Avrupası'nda astronomi de dahil çoğu bilimsel alanda gelişme olmamıştır.中世ヨーロッパの暗黒時代において、水理学もまた他の科学と同様に大きな発展をみせることはなかった。
Alanda büyük hasar meydana geldi.区域に甚大な被害が出る。
Birçok alanda kullanılabilir.様々な分野で用いられる。
Fizik doğa bilimler ve sosyal bilimlere kadar geniş bir alanda uygulanabilmektedir.^ 広義の人類学は自然科学・人文科学・社会科学の諸領域にまたがる学際科学といえる。
O alandan geçen zombiler hasar yer.床をゾンビが這い回った。
Şu anda büyük bir çarpışmanın gerçekleştiği bir alanda bulunuyoruz.現在では活発に行われている分野の一つにまで成長した。
Ayrıca TBMM'nin uluslararası alanda imzaladığı ilk antlaşmadır.また、この条約はスイスの領土で締結された初の国際条約である。
Alanda zangin tarzlı insanlar ve genç yurt dışından gelen öğreciler bulunmaktadır.トロムソは近隣地域の学生や若者の流入が見られる。
Kamp yapılabilen alanda, göletten balık tutulması da serbesttir.実家は海沿いにあるので魚をさばくこともできる。
Böylelikle bu alandaki gücünü de göstermiş oldu.だが、彼らは我々に力の強さを見せつけた。
Bununla birlikte, kentin kurulduğu alanda daha önceleri İnuit (Eskimo) yerleşimleri olduğu bilinmektedir.もう一つ論争となっているのは、カザンの城塞はもともとどの場所に作られたかである。
Ekonomik alanda Arjantin'i devletçiliğe dayalı bir sanayileşme sürecine soktu.大恐慌を受けて、政府はアルゼンチンを農業と同様に工業においても自給自足できる国に変貌させる政策を推し進めた。
Örneğin, çobanlıkta 50 yıllık bir deneyime sahip kişi bu alanda uzman olarak kabul edilebilir.在官すること50年にわたり、当時の識者に賢者とみなされた。
Her alanda kendini birinci görür.各ステージで最初に現れる。
Alanda 3000'in üzerinde balık türü yaşamaktadır.島周辺には500種類に及ぶサンゴと、3000種類に及ぶ魚が生息している。
Bunların çoğu bu alanda tektir.ほとんどがこれに属する。
Fakat son dönemlerde bu alanda önemli ilerleme sağlanmıştır.この時期には著しい進歩が見られた。
Tsunami yaratmış, bu alanda önemli hasarlar meydana gelmiştir.この地震では、津波が発生し被害を生じた。
Herkese açık alanda içerik serbestçe paylaşılabilir.酒は店舗ごとに自由に価格を設定できる。
Düşünülebilecek her alanda uygulanabilir.読み切る 考えられる手順をすべて把握すること。
Belirli bir alanda bir türün önemini ya da gelişimine olan etkileri rapor edebilir.また、開発の影響や特定の分野における特定の種の重要性についても指摘報告していく。
Hacı beyliği ailesi bu alanda başarılı çalışmalar yapmıştır.息子の新村猛がこの共同作業に当たった。
Elektrik alanda düşmekte olan bir damlaya dört kuvvet etki eder.電界中で落下している油滴に働く力は次の4つである。
Birbirine yakın fonksiyonlar aynı alanda toplanır.関連企業も同地へ集約された。
Bad albümü uluslararası alanda ticarî başarı yakaladı.1stアルバムが商業的な大成功を収めた。
Uluslararası kuruluşlarla nükleer alanda işbirliği yapmak.核武装について、国際情勢により検討すべき。
Bu durum, alanda kalabalık kuş topluluklarının beslenmesine imkân sağlamaktadır.このため鳥が白い個体を捕食する機会は増大した。
Etki faktörü belli alandaki farklı dergileri karşılaştırmak amacıyla kullanılır.異なる雑誌の重要度を比較する場合にインパクトファクターを用いるのは有効である。
Felsefi alanda daha iyi yazılar yazdım.宗教哲学に関して広範囲にわたって著作を著している。
Holding uluslararası alanda üç ana sektörde faaliyet göstermektedir: endüstri, enerji, ve sağlık.TEDISでの研究は4つの主要領域に焦点を当てている: 産業地域、技術とそしてネットワーク。
Bu fikrin birçok alanda uygulaması vardır, ama genellikle yanlış uygulanır.这个想法在很多地方都有经验法则,但它通常被误用。
İktisadi politika belirli bir alandaki ticareti teşvik etmek amacıyla tasarlanmıştır.像这样的经济政策旨在鼓励某一特定领域的贸易。
Benzer şekilde, Barnum Brown, alanda 500 adet kafatası bulduğunu söylemiştir.巴納姆·布郎(Barnum Brown)則宣稱在該處發現了超過500個頭顱骨。
Bölge uluslararası alanda hâlâ Ukrayna'ya ait bir parça olarak görülmektedir.科索沃在國際上依然被視為塞爾維亞的一部分。
Manyetik alandaki kısa zaman alan dengesizlikler ise K-index ile ölçülür.地磁場的短期不穩定性可以通過K-指標來測量。
Bu yüzden, bu hastalığın bir alanda varlığını sürdürebilmesi için insanlarda her sene tekrarlanması gerekir.因此,该疾病若要保持存在,则必须每年都在人体中进行致病。
Bununla birlikte, bu yeni düzen uluslararası alanda tanınmayı başaramadı ve savaş devam etti.然而这个新体制並未能够获得国际社会的支持,且這場內戰仍然沒有結束。
18. tekler Grand Slam şampiyonluğunu yaşayan Williams bu alanda Martina Navratilova ve Chris Evert'i yakaladı.這是威廉絲生涯第18座大滿貫單打冠軍,追平玛蒂娜·纳芙拉蒂洛娃及克里斯·埃弗特的大滿貫冠軍數。
400'den fazla kayıtlı hayvanat bahçesi ve doğa parkıyla ülke, dünyada bu alanda bir numaradır.德國境內共有超過400家動物園及動物公園,數量居世界之冠。
Bu alanda 1.811.700 kişi yaşamaktadır.11588人生活在这个城市。
Birçok kişi, bu alanda yer alırlar.有許多名人在此居住。
"We Can Do It!" 1980'lerden itibaren feminizm propagandası gibi birçok farklı politik alanda kullanılmıştır.从80年代开始,“我们能做到!”的图像经常用做宣传女性主义和其它政治议题的工具。
Boyamalar 12.000 MÖ'den 100 MS ya tarihlenir ve bu alanda kültürel ve doğal değişimleri yansıtır.这些绘画的日期为公元前12,000年到公元100年,反应了当地文化和自然的变化。
Kuzey Amerika'da on beş hafta boyunca bir numarada kaldı ve bu alanda halen rekoru elinde bulundurmaktadır.它在北美連續15週保持第一,超越任何一部電影的紀錄。
Çok uluslu firmalar bu alanda çeşitli zorluklarla karşı karşıyadır.這個國家的很多工商業人士都畏懼著某種東西。
Eysenk öldüğünde alandaki hakemli dergilerde bulunan çalışmalarda en çok referans gösterilen psikologtu.当艾森克去世时,他已经成为被引用次数最多的心理学家。
Ericsson Mobile Platforms, dokuz küresel alanda hizmet vermekte ve ana işletimleri İsveç'te bulunmaktaydı.Cable Pacifico服务于九个州,不过它主要的业务在麦德林。
Şimdiye kadar olan sonuçlar gösteriyor ki; hastalığın bir alandaki kısa vadeli etkileri çok ciddidir.直至目前為止,監控的結果表明疫症可於短時間內對一個地區產生嚴重影響。