alan ile cümle
alan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Kalabalık başkanı uğurlamak için hava alanında toplandı.The crowd gathered at the airport to see the President off.
Polis bu alanda kaçan bir hükümlüyü arıyor.The police are hunting an escaped convict in this area.
Biz muayenenin sonucunu alana kadar bekleyin lütfen.Please wait until we get the results of the examination.
Kamusal alanda onunla dalga geçmek iyi değil.It is not good to ridicule him in public.
Yüzlerce alan sel suları altında kaldı.Hundreds of fields were submerged in the flood.
Biletimi hava alanında alabilir miyim?Can I pick my ticket up at the airport?
Bu eteği dün alan kişi Mary'ydi.It was Mary that bought this skirt yesterday.
Dün bu raketi alan Mike'tı.It was Mike that bought this racket yesterday.
Dün bu resimleri alan kimdi?Who was it that bought those pictures yesterday?
İşinden zevk alan bazı insanlar var, aslında onlar çalışmayı seviyor.There are some people who enjoy work - in fact, they love to work.
Alan kodunu da çevirmeli miyim?Do I have to dial the area code, too?
Seni alana kadar bekle.Hang on till I get to you.
Mağazamızdan bu çizgi romanı satın alanlar çoğunlukla ortaokul öğrencileridir.Those who buy this comic book in our store are mostly junior high school students.
Heathrow havaalanına kolay erişebilir bir alanda yaşıyoruz.We live within easy access of Heathrow.
Evim kırsal alanda.My home is in the country.
Ben Alan Tate, Terry Tate'nin oğlu.I'm Alan Tate, Terry Tate's son.
Uçağa geç kalmamak için hava alanına acele ettim.I hurried to the airport so as not to be late for the plane.
Hava alanında bir arkadaşımla karşılaştım.I met a friend of mine at the airport.
Kırsal alanda yaşamak istiyorum.I want to live in rural areas.
Maalesef görüş alanım daraldı.I'm afraid my visual field has narrowed.
Eriyen dondurmanın etrafındaki alan karıncalarla kaynıyordu.The area around the melting ice cream was crawling with ants.
Burada oturanların bu alandan geçmelerine izin verilmedi.It was not permitted that the inhabitants trespass in the area.
8 ayak kare bir yerin alanı 64 ayak karedir.The area of an 8-foot square room is 64 square feet.
Sıcak, kuru alanlar daha sıcak ve daha kuru olacak.Hot, dry areas will become hotter and drier.
Bir tüccar malları alan ve satan bir kişidir.A merchant is a person who buys and sells goods.
Mübarek hatırlamadan veren ve unutmadan alandır.Blessed are those who give without remembering and take without forgetting.
Bir grup genç, oyun alanında hentbol oynuyor.A group of young men are playing handball in the playground.
Nehir geniş bir alanı su altında bıraktı.The river flooded a large area.
Savaş alanı ölülerle ve ölenlerle doluydu.The battlefield was full of the dead and the dying.
Gemi yakında görüş alanına girdi.The ship soon came into view.
Onu alanın başka biri olduğuna memnun oldum.I am glad it was someone else who got it.
Tayfun birçok alanda hasara neden oldu.The typhoon caused damage in many areas.
Üniversitede hangi alanda uzmanlaşmayı planlıyorsun?What do you plan to major in in college?
Çoğu kişi kentsel alanlarda yaşar.Most people live in urban areas.
Arabanı park alanı olmayan bir yere park etmemelisin.You must not park your car in a no parking zone.
Kentin diğer alanlarda savaş devam etti.In other areas of the city, fighting continued.
Kırsal alanda yaşamak için gittikten sonra onun sağlığı gitgide daha iyi oldu.His health gradually changed for the better after he went to live in the countryside.
Uzmanlık alanın nedir?What's your specialty?
Japonya'da büyük alanlar bulmak nadirdir.It's rare to find big yards in Japan.
Japonya bazı alanlarda Amerika'ya yetişti.Japan has caught up with America in some fields.
Numara 932-8647 ama alan kodunu bilmiyorum.The number is 932-8647, but I don't know the area code.
Onun ilgi alanları benimki ile çatışıyor.His interests clash with mine.
Bu alanın her karışını bilir.He knows every inch of this area.
O alanında yeterli bir sanatçı olarak bilinir.He is known as a proficient artist in his field.
Biyoloji alanında çalışıyor.He is working in the field of biology.
Savaş alanında defalarca kefeni yırttı.He cheated death many times on the battlefield.
O, üniversitede fizik alanında uzmanlaşmaya karar verdi.He decided to specialize in physics at college.
O ekili alanın satışını büyük miktarda gerçekleştirdi.He realized a large sum by the sale of the plantation.
O, hukuk alanında üstad derecesi aldı.He got a master's degree in law.
Köpeğinin alanda özgürce koşmasına izin verdi.He let his dog run free in the field.
Onlar karşılıklı ilgi alanları konusunda sizinle konuşmak istiyorlar.They want to talk to you about areas of mutual interest.
O, sigara içilmeyen alanı genişletmek istiyor.She wants to extend the no-smoking area.
O ekonomi alanında uzmanlaşmıştır.She majored in economics.
O, kocasından haber alana kadar gergindi.She was on edge till she heard from her husband.
Yaralı askerler savaş alanında bırakıldı.The wounded soldiers were left in the field.
Pirinç bu alanda başlıca üründür.Rice is the chief crop in this area.
Alandaki büyük bir ağacı yıldırım çarptı.A big tree in the field was struck by lightning.
Faiz oranlarının ödünç alanların iş riskine uygun olarak tespit edildiğini biliyorum.I know that interest rates are fixed in accordance to the borrower's business risk.
Yani şimdi bu alanda en az 20 tane gökkuşağı alabalığı vardır.So now there are at least 20 rainbow trout in this area.
O, alanı elininin arkası gibi bilir.He knows the area like the back of his hand.