alakasız ile cümle

alakasız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Öneriniz bizim buradaki görüşmemizle alakasız gibi görünüyor.Your suggestion seems irrelevant to our discussion here.
Konuşmacının tartışması konuyla alâkasızdı.The speaker's argument was off the point.
Alakasız değil.It's not irrelevant.
Senin sözlerin alakasız.Your remark is irrelevant.
Tom'un Mary ile ilgili düşündüğü alakasız.What Tom thinks of Mary is irrelevant.
Benim düşüncem alakasız.My opinion is irrelevant.
Benim görüşüm alakasızdı.My opinion was irrelevant.
Fransızca konuşabilip konuşamaman bu konuşmayla tamamen alakasız.Whether you're able to speak French or not is completely irrelevant to this conversation.
Bu da alakasız.That's also irrelevant.
Tom'un söylediği genellikle alakasız.What Tom says is often irrelevant.
Bu detaylar alakasız.These details are irrelevant.
Senin düşüncen alakasız.Your opinion is irrelevant.
Bu tamamen alakasız.This is completely irrelevant.
Tom bir sürü alakasız ayrıntıları bildirerek zamanımızı boşa harcadı.Tom wasted our time reporting a lot of irrelevant details.
Belki bu doğru ama alakasız.Maybe that's true, but it's irrelevant.
Ben alakasız sorular sormayı kesmeni öneririm.I suggest you stop asking irrelevant questions.
Tom'un söyledikleri, konuyla alakasızdı.What Tom said was beside the point.
O tamamen alakasız.That is completely irrelevant.
O ne kadar alakasız?How irrelevant is that?
Alakasız şeylere çok fazla dikkatini veriyor.She pays too much attention to irrelevant things.
Bunlar şimdilik konumuzla alakasız şeyler. .But anyway, that was a bit of an aside just so you know where we're going.
Bisikletler etrafta uçuyor, yanınızdan tekerlekleri geçiyor, jantlar alakasız yerlere gidiyor.Bicycles fly everywhere, wheels roll past you, spokes end up in awkward places.
Diğerleri için, şimdi çok alakasızdır.For others, the present is irrelevant.
Ve bu özellikle sıklıkla birbiriyle alakasız ve IQ'dan bağımsızdır.And these traits are often unrelated and uncorrelated with IQ.
Alakasız geliyordur.They may find it irrelevant.
Art Nouveau veya deco veya Victorian yazı tipi veya tamamen Helvetica'yla alakasız şeyler oldu.Art Nouveau, or deco, or Victorian typography, or things that were just completely not Helvetica.
Herşeyi alakalı olana indirgiyor, ve alakasız olan herşeyi çıkartıyor.It reduces everything down to what's relevant and it discards everything that's not relevant.
Diğer siteler arama trafiklerini arttırmak için tamamen rastgele ve alakasız içerik kopyalarlar.Other sites copy completely random and irrelevant content to increase their search traffic.
Ama alakasız da değil.But it's not irrelevant.
Aynı gün içerisinde polis birbiriyle alakasız görünen iki kişiyi tutukladı.On the same day, police have made two at first unrelated arrests.
Belki fizik bağlamında kullanmıyorsunuz ama tamamen alakasız da değil.But maybe just not in the physics context, although they're not completely unrelated.
Bunlar alakasız makineler, değil mi?These are unrelated machines, right?
Aslında çoculara programlama öğretimi tümüyle alakasız.But teaching kids programming per se is utterly irrelevant.
Tamamen alakasız (Kahkakalar) ve bir şey almadım.It's absolutely irrelevant, (Laughter) and I get nothing for it.
Bombadan alakasız bir şekilde dişindeki bir apsenin enfeksiyon kapması sonucu hayatını kaybetti.His death from an infection resulting from an abscess in his tooth was unrelated to the bomb.
Dünyada herhangi bir anda olan şeylerin çoğu, o esnadaki davranışlarla alakasızdır.Much of what is happening in the world at any moment is irrelevant to current behavior.
Alakasız veya aşırı dikkat dağıtıcı kavramlardan kaçınılmalıdır.Irrelevant or overly distracting concepts should be avoided.
30 Ağustos 2013'te Jenkins, alakasız bir terör tehdidi suçlamasıyla tutuklandı.On August 30, 2013, Jenkins was arrested on an unrelated terroristic threats charge.
Alakasız konuşmaIrrelevant speech
II. Aşamada, alakasız konuşma ya yoktu ya da kulaklıklarda seslendirildi.In Phase II, the irrelevant speech was either absent or played on the speakers.
Hanley ve Shah[6] artikülatör baskılama adı altında alakasız ses efektinin rolüne baktılar.Hanley and Shah[6] looked at the role of irrelevant sound effect under articulatory suppression.
Şarkı sözleri genel olarak benzer temalı alakasız sözlerin birleşimidir.The lyrics that often appear to be little more than themed words strung together.
Klinik çalışmalar, bu mekanizmanın pratik amaçlarla alakasız olduğunu göstermiştir. [1]Clinical studies showed that this mechanism is irrelevant for practical purposes.[25]
"Alâkasız kalmıyorum ve uhrevî düşünceler sıklıkla çektiğim çilede kendimi avutmamı sağlıyor." diye yazmıştır.Ich schäme mich nicht, zu gestehen, daß mir sehr oft die blanken Tränen aus den Augen gelaufen sind.
Senin düşüncen alakasız.Il tuo parere è irrilevante.
Tanıklık: Tanıklıklar alakalı veya alakasız alıntılardır.Тест состоит из утверждений, с которыми надо либо согласиться, либо нет.
Bu soru türü örneklerinde kaba sorular, görünüşte alakasız ve kuramsal sorular da bulunur.أسئلة تحمل إجابات غامضة ومخيفة!
Bir nokta parçacık boyutu, şekli ve yapısı verilen içerikle alakasız nesnelerin uygun bir gösterimidir.Ficou estabelecido, acima, o que deve ser conceituado acerca da severidade e da clemência.
Sahnelerde göründüğü anlar genelde alakasızdır.A atuação no palco era geralmente evitada.
Senin düşüncen alakasız.Твоя думка не має значення.
Bombadan alakasız bir şekilde dişindeki bir apsenin enfeksiyon kapması sonucu hayatını kaybetti.Moartea lui, cauzată de o infecție ca urmare a abcesului la un dinte, nu a a avut nicio legătură cu bomba.
Tüm çabalara rağmen bazı durumlarda deneyler, teorik öngörülerden oldukça alakasız sonuçlar veriyordu.Bármi is a valóság, az eddig elvégzett kísérletek bizonytalan eredményeket adtak.
Bu bağlamda, büyük ve küçük harfler farklı ve alakasız şeyleri simgelerler.Σε αυτά τα πλαίσια, τα κεφαλαία και τα μικρά γράμματα αντιπροσωπεύουν διακριτές και μη συνδεδεμένες ιδέες.
Bu demektir ki atamalar alakasız bir şekilde sıralansa dahi aynı sonuç elde edilecektir.Derfor blir det komplisert om også edderkopper skal bruke samme siste ledd, i sine navn.
Tanıklık: Tanıklıklar alakalı veya alakasız alıntılardır.Nga-Bandung-an artinya menyaksikan atau bersaksi.
Olayı araştırınca gittikçe alakasızlaşmaya başlamaktadır ama elbette hepsinin mantıklı bir açıklaması vardır.見よう見まねで剣技を身につけるが、基本的にすべての事柄を勘違いしている。
Tanıklık: Tanıklıklar alakalı veya alakasız alıntılardır.Používajú sa ako nepriame alebo podporné dôkazy.
Tanıklık: Tanıklıklar alakalı veya alakasız alıntılardır.Nesvarbu, ar klaidos yra pastebėtos ar ne.
Alakasız geliyordur.Chúng có thể thấy nó không thích hợp.
Alakasız geliyordur.De synes måske det er irrelevant.

İlgili Sayfalar